Giriş
(4)

Kesişim

dolantindr
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım o
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım oluruna bırakmak. Seçimler bir noktaya kadar etkili belki ama burada esas nokta kesişimler. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu da soru olsun bari. Soru dedik.
0
dolantindr
(17.12.25)
akıllı seçimler yapılmalı.
0
gabe h coud
(17.12.25)
Filmini yaptılar bunun. Yazgı... Güzel filmdir.
+1
antihero
(17.12.25)
Oluruna bırakmak zaten çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hiçbir şey yapmamak değildir aslında, zorlamayı bırakmaktır. Yani kontrol edebildiklerinizle edemediklerinizi ayıracaksınız. Çünkü hiçbir şey yapmamak insan için zaten zordur. Zihnimiz boşluk sevmez, illa ki bir şey yaparak kendini meşgul etmek ister. Yani kesişim burada eylemsizlik ya da teslimiyet olarak kendini gösterir. O yüzden de böyle anlarda bence boşlukta durmak yerine @gabe h coud'un dediği gibi bize en doğru gelen şekliyle "akıllı bir seçim" yapmalı.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(17.12.25)
Bu kadar romantik yaklaşmak yanlış bence.

Sorunun ne olduğuna bağlı, atıyorum eviniz kentsel dönüşüme girecektir. Siz oluruna bırakırsanız zararlı çıkarsınız.

Atıyorum sevgilinizle aranız limonidir, çırpındıkça batıyordur. Oluruna bırakırsınız, uğraştıkça iticileşirsiniz çünkü.

Verdiğim örneklerden de anlaşıldığı gibi konu çok geniş. A senaryosuna uyan B senaryosuna uymuyor. Hayat böyle.

Kendi adıma kesişimlerin ne olduğunu ben anlamadım. Bu sizin anlam yüklediğiniz bir kavram, biraz açıklasanız iyi olurmuş sanki.
0
akhenaten
(17.12.25)
(7)

Sizce artık elektrikli araç alınır mı? Yoksa hâla Erken mi?

psmstc
4’e 1 5’e 1 gibi yakıt tasarrufu oluyor deniyor. Fakat haftada bir avm, ev herneyse elektriğe bağlanması gerekecek. Günde 50 km yol yapan, Ayda 1500 km yol yapan biri için almak akıllıca mı? Yarın üç beş sene içerisinde elektrik fiyatları (yüksek kullanım vs) denerek dizel gibi uçması benzinle eşitl
4’e 1 5’e 1 gibi yakıt tasarrufu oluyor deniyor. Fakat haftada bir avm, ev herneyse elektriğe bağlanması gerekecek. Günde 50 km yol yapan, Ayda 1500 km yol yapan biri için almak akıllıca mı?

Yarın üç beş sene içerisinde elektrik fiyatları (yüksek kullanım vs) denerek dizel gibi uçması benzinle eşitlenme ihtimali de yok değil…

Sizce elektrikli araçlar almak için hala erken mi?

Alınır derseniz stabillik kafa ağrıtmaması adına Tog mu tesla mı bir de?
0
psmstc
(16.12.25)
Erken arkadaşım kendi oturduğu sitesinde aracını şarj edemiyor araç çokluğundan(8araç)
+1
basond
(16.12.25)
Bende Tesla ve Mercedes EQB 350 var.

Otoparkımda iki araçlık yerim var. Wallbox ile gece koyuyorum, sabah full. Olmasaydı, her yer hızlı şarj dolu, alışveriş yaparken doldurursun. Sadece Tesla’da 2025 yılı içinde 93 bin tl yakıt tasarrufum olmuş, Tesla ölçüyor.

EQB’yi satıp 743 km menzilli EQS almak istiyorum.
0
gabe h coud
(16.12.25)
bence erken değil ama herkesin hayatı da bir değil. kısa bir zaman sonra fiyatları el yakacak. o açıdan bence geç bile ama neyse.

tüketimi hesaplayalım;

ortalama bir ev 100 km'de kabaca 15 kwh enerji harcar. ayda 1500 km'den 225 kwh enerji gerekir.

bugünkü fiyatlardan tamamen evde şarj etseniz; 3 liradan 675 lira elektrik harcarsınız. tamamen dışarda şarj etseniz ortalama 12 liradan 2700 lira harcarsınız. ortalama 8 litre yakan bir benzinli olsa aynı senaryoda yaklaşık 6500 lira harcarsınız. yarın elektrikteki 4000 kwh limiti sıfıra inerse (ki inecek muhtemelen) birim fiyat 6 lira olacak, bu durumda da tamamen evde şarj ederek 1350 lira harcarsınız. yani senaryolara göre benzinli 2.4 kat ile 9,6 kat arasında daha pahalı. servis ücreti ve daha yüksek mtv'yi de hesaba eklemek lazım.

bence elektrik fiyatı artarken benzin sabit kalmaz. 2,4-9,6 kat diye verdiğim oranlar benzin lehine değişse bile elektrik her zaman ucuz kalır. benzinle eşitlenmesi için elektriğin yaklaşık 10 katına çıkması lazım ki bu durumda derdimiz arabanın şarjı olmaz çünkü ortalama bir evde günde 6-7 kwh enerji harcanır (ısıtma-soğutma hariç). elektriğin birim fiyatı 30 liraya çıksa aylık 6000 lira elektrik faturası gelir.

bunun yanında ev'lerde ikinci el piyasası birkaç sene öncesi gibi olmasa da tam dengeye gelmedi, hala değer kaybı daha fazla. kapanacaktır ama daha vakti var. o yüzden alacaksanız 2. el alın ve bu dertten kurtulun.

evde şarj imkanı olmazsa olmaz değil ama olması maliyet dışında da çok büyük fark yaratır. sürekli avm'ye sırf şarj için gitmek yorar. yakın çevrenize bakın, çokça istasyon varsa, zaman ayırabilecekseniz olabilir. bugün mesai saatleri içinde bir avm'ye gittim, 20 tane soket vardı ama hepsi doluydu örneğin, evde şarj ettim dönünce.

togg-tesla arasında stabilite açısından elbette tesla ama bu kadar büyük bir araca ihtiyacınız var mı? neredeyse yarı parasına satılan ev'ler yetmiyor mu?
+2
orient blue
(16.12.25)
günde 50km yol yapıyorsan, haftada 1 defa şarj etmen yeterli. haftada 1 defa 20-25 dakika civarı şarj etmek bence çok uzun bir süre değil. büyük şehirlerin hiçbirinde de arj sıkıntısı olduğunu düşünmüyorum. ben memnunum.
0
whatdreamsnevercome
(16.12.25)
Araç hep 100 km çapında şehir içinde dolanıyorsa ve evimde sorunsuz şarj etme imkanım varsa tereddütsüz hemen alırım.

Kendi adıma, Uzun mesafelere ve şehir dışına çok çıktığım, ve de şarj istasyonu yetersiz bir yerde oturduğum için elektrikli almadım. Hibrit araç kullanıyorum ve çok memnunum.
0
yadigar
(17.12.25)
Ev veya işyerinizde uygun fiyata şarj etme imkanınız varsa, ikinci araç olarak kesinlikle alınır. Hemen şimdi alınır.
Tek araç olarak alınabilmesi için ben menzilin biraz daha uzun olmasını isterdim.
0
burfak
(17.12.25)
Dışarıda şarj edilecekse açıkçası şarj maliyeti yine yüksek olacak tamam benzinli kadar olmayacak ama gerçekten tasarruf ediyorum dedirtmeyebilir ama şarj imkanı varsa evden veya işten o zaman olur. yeterli şarj istasyonu var bence de ama dediğim gibi şarjınızın genelini ucuza yapabilirseniz ciddi mantıklı.
0
atom karincanin torunu
(17.12.25)
(4)

Muscletech vs Scitec protein tozu

allahkitapwesli
Muscletech ve Scitec arasında kaldım. 3 sene önce Muscletech almıştım sonra sporu bıraktım tarihi geçti falan anlayamadım kalitesini. Henry Cavill bir ara Muscletech'in reklam yüzüydü, ister istemez güven veriyordu. Scitec de fiyat ferformans ama çok şekerliydi. Üç aşağı beş yukarı hepsi aynı zaten
Muscletech ve Scitec arasında kaldım. 3 sene önce Muscletech almıştım sonra sporu bıraktım tarihi geçti falan anlayamadım kalitesini. Henry Cavill bir ara Muscletech'in reklam yüzüydü, ister istemez güven veriyordu. Scitec de fiyat ferformans ama çok şekerliydi. Üç aşağı beş yukarı hepsi aynı zaten de fiyatlar çok yüksek olunca karar veremedim.

Gönlüm Muscletech'den yana, siz ne diyorsunuz?
0
allahkitapwesli
(15.12.25)
illa 2 marka mı var, muscletech yıllardır reklamı yapılan firma ama bence balon, myprotein kullanıyorum yıllardır memnunum. şekerli tadı ve topaklanma yok
0
nahtoderfahrung
(15.12.25)
Muscletech Nitrotech kurabiye aromalı kullanıyorum. Tavsiye ederim.
0
gabe h coud
(15.12.25)
@nahtoderfahrung

birçok marka var ama çok para vermek istemiyorum. Myprotein Türkiye'de bulamadım.
0
🌸allahkitapwesli
(15.12.25)
Suplementler sitesinde kingsize creatine ile kampanyası var yapıştırdım bi tane. Deneyip göreceğiz.
0
thesomberlain
(15.12.25)
(13)

red flag ve green flagleriniz var mı? Neler mesela?

pembediken
Sb
Sb
0
pembediken
(13.12.25)
sigara içmemek. green
+4
jelly bear
(13.12.25)
Onlar ney?

sekizdokuzon, sen mi geldin? :)

Cevaplardan da anladım anlamlarını. Ben de cevap vereyim o zaman.

Sigaraya, aptallığa, bağnazlığa, her konunun romantiğine, bu romantiklerin fanatiğine, bir fikre takılıp en uca savrulup kendi gibi düşünmeyeni ötekileştirenlere, her tür yaşam tarzı karşıtlarına, bilgiye dayanmayan fikir sahiplerine karşıyım.

Okuyana, düşünene, üretene, spor yapana ise saygım sonsuz.

Ben kara listeme bir iki ilave yapayım.

-Gelecek hazırlama kaygısı duymadan üreyenler,
-Ürettiğine aile terbiyesi vermeyenler,
-Çevre ve temizlik bilinci olmayanlar,
-Çevreye rahatsızlık konusunda yetersizler ve dikkatsizler
+2
Mirket
(13.12.25)
Red flag listemde mansplaining en başta geliyor sanırım, sonrasında;
kaba, annesine aşık, dindar, akpli, kıskanç, özel alana saygı duymayan, toksik maskülen tiplerden kaçarım.
İlk aklıma gelenler bunlar başka gelirse eklerim.

Green flag listemin başında nezaket gelir.
+2
mutekebbir
(13.12.25)
@mirket bir insanda neyi seversin green flag neyi sevmezsin red . Sekizdokuzonluk bir soru :) onun da cevabını beklerim :)
0
🌸pembediken
(13.12.25)
Red flaglarım kendini bişey sanması, bana yedirdiğini düşünecek kadar zeki olduğunu düşünmesi, Kezban olup eyşanı oynaması
0
IcedFlames
(13.12.25)
Sigara, kötü ses tonu, makyaj, kilo, sporsuzluk, kıvrımsızlık, cahillik, dil bilmemek, dedikodu, kibir.
0
gabe h coud
(14.12.25)
Sigara, hayvan sevmemek, yarı cahillik, cimrilik red flag. Bunların tersi de green flag.
-1
suicides underground
(14.12.25)
red flag:
1) fluid ounce cinsinden hacim ölçüsü yazılan, almanca ve fransızca yazılı deterjan ve kozmetiğe pornografik paralar ödemesi
2) şarjlı dikey süpürke alabilecek kadar müsrif ve cahil olması
3) hava temizleme, nem alma cihazlarına para ödemesi.
4) gıda takviyesi satın alması
5) airfryer kullanması
6) yulaf yemesi
7) stanley termosunun ve filtre kahvesinin olması
8) instagram ya da messenger kullanması
9) iphone ya da macbookunun olması
10) suv sevmesi
11) köpek itlafını desteklememesi
12) psikiyatra psikiyatrist demesi
13) avukat ve psikologları bir bok zannetmesi
14) asker, polis, hakim, savcı ve öğretmenlere sempati duyması
15) camiye gitmesi
16) kilise ve katedral turu yapması
17) pırlantanın para eden bir şey olduğunu zannetmesi
18) sarmısağı sarımsak, melemeni menemen, zaiyatı zayiat, muhatabı muhattap, naifi nahif yazması
19) farazi yerine afaki demesi
20) başat demesi
21) sertifika almaktan bahsetmesi
22) dating yapması
23) annesinin bikini giymesi
-23
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.12.25)
Sürekli başka erkeklerle konuşması en büyük red flag ama insan duygularına söz geçiremiyor. Ondan biraz boş buluyorum bu kavramları.
-3
arbre
(14.12.25)
takma kirpik, takma tırnak, sivriltilmiş çene, dudak dolgusu redflag
+1
plastic_angel
(14.12.25)
kozmetik neredeyse herşey.
sigara.

Sosyal içicilik.
Spor.
Yemek
0
baldan kaymak
(14.12.25)
@karim iceride uyuyor Doğrusu "menemen" ve "zayiat". Nerelisiniz merak ettim:) Bölgesel ağızla konuşuyorsunuz muhtemelen.

Red flag: Adını anmak istemediğim partili olması
Green flag: Hayvan sevmesi. Evde hayvan beslemesine gerek yok. Hayvanat bahçelerine karşı olan da hayvan severdir.
0
gnosis
(14.12.25)
Birisi “En iyi kürt ölü Kürt’tür” demişti. Tiksindim
0
tan vakti
(19.12.25)
(27)

Hediyelerimle dalga geçilmesi

egerbiryolcu
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalp
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)

Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalpli çiçekli falan..o konuda iyiyimdir ama o gün onları da çok beceremedim.

Sonuç olarak ortada mükkemel olmayan ama el yapımı emek verilmiş bı şeyler vardı.

Verdiğimde tepkileri çok yapmacık gibi geldi. Ayy canım... Hani anlarsınız ya o samimiyetsizligi. İçlerinden biri de kurabiye için evli olan bı arkadaşımıza küçük çocuğunu kastederek bunları Ali mi yaptı gibi bı espri yaptı. Orda baya rencide edilmiş gibi hissettim herkese karşı. Ayraçlar için de bu ne işe yariyo gibi bı cümle geçmisti.

Sevdiğim bir hocam vardı üniversitede bir paket de ona yapmıştım. Bu kızlar da geldi yanıma hediyemi teslim ederken. Hoca baya mutlu oldu tek tek baktı yorum yaptı sarıldı baya içten tepki verdi. Onlar da görmüş oldu. Orda biraz kendime gelmiştim. Yoksa çok mu sacmalamisim diye kendimden şüphe eder hale gelmiştim.

Yani sırf maddi değeri yok diye mi böyle dalga gecilmesi gerekiyor yanlış kişilere mi değer vermişim ya da çok istediğim gibi olmadılar diye üstüne bu tepkiler gelince de alinganligim mi arttı emin olamadım?

hizliresim.com
0
egerbiryolcu
(12.12.25)
Evet, yanlış kişilere değer vermişsiniz ve 'arkadaşlarınız' hanzo.
+10
auroraaurora
(12.12.25)
ilk bakışta ne oldukları anlaşılmıyor, bu nedir diye sorardım ama kitap ayracı açıklamasından sonra anlamlı geliyor, mutlu olurdum
+4
grimavi
(12.12.25)
Piyasada el yapımı çok iyi şeyler varken bunlar ancak 90 larda göz kamaştırır.
Niyet güzel ama daha iddialı ürünler çıkarmalıydın.
Bi de hediyeyi nasıl sunduğun ve sana karşı öncesinde (geçmiş yaşantılar) ne hissettikleri önemli. Sanırım birbirinizi biraz sinir etmişsiniz. Onun etkisi var gibi.
Bu tür durumlarda hediyelerin üstüne isim yazmak kurtarıcı oluyor. Ayse ye verilen hediyenin üstüne ayse yazmak gibi.
-2
luluki
(12.12.25)
yaptıklarınız cok guzel olmus, cok sevımlıler. ne yazık kı o ınsanlar bu nezaketı dusuncelı davranısı haketmemıs, el emegıne saygı duymayan ınsanları sız de cıddıye almayın bence. kötu bıle olsalar yıne de ınsan tsk eder. yıne de cok uzulmeyın, bır daha yapmazsınız, cok yakınlarınıza yaparsınız bu ıncelıklı davranıslarınızı.
+1
deepness
(12.12.25)
El ile bunları yapmak vakit alan şeyler .
O nedenle zihni tanınmış ürün markarıyla format yemiş , her şeyde elitizm arayan, vakit kaybettiren kişilerden uzak durun.

İncelikten anlamakta bir meziyet .
+2
diyecevaplandı
(12.12.25)
Öncelikle ne işe yaradıklarını söylemeseniz ben de anlamazdım. Belki onlardan çok sizin hoşunuza gidecek tarzda bir hediyedir bu. Yine de, ilgimi çekmeyen/çok beğenmediğim ama emek verilmiş bir hediyeye böyle tepkiler vermezdim, tepkileri biraz kaba geldi. Kabalık dışında, çok değer verilmeyen birinden bu tarz hediye geliyorsa çoğunluk hocanız kadar samimi tepki vermeyebilir bence.
+2
matlii
(12.12.25)
Bok yiyin demek lazım da işte insanlık bizde kalsın. Bugün de öğretmen kalitesizliğine doyduk.
+5
sekizdokuzon
(12.12.25)
kabalığın hiç bir durumda savunması olamaz. ayılık ve ökküzlük.
+4
gabe h coud
(12.12.25)
bence arkadaşlarında sorun var, el emeği verilmiş hediyeler şu dünyada herşeyden üstündür kötü bile olsa, siz kapitalist düzenin yozlaştırdığı insanları takmayın kafanıza, beğenmiyorlarsa kendileri bilir.
şu tip bir insanda olabilir mesela zorla kendine hediye aldırmak isteyen, kendinin değerini aldığı hediye ile ölçen, böyle bir öz güvensizliği varsa hoşuna gitmemiştir tabi.
0
eja
(12.12.25)
Bok yiyin +1

İyi veya köyü ben böyle şeylere daha çok değer veririm. Düşünülmüş emek verilmiş. Bence gayet güzeller
0
Rondak
(12.12.25)
bence gayet güzel olmuş. tebrik ederim.
arkadaşların paçoz. kalitesiz insanlar.
ama yine de şunu demeden edemeyeceğim. el emeği şeylerin değeri eskisi kadar yok. sanayide verimlilik çok arttı, bolca seçeneğe çok ucuza erişebiliyoruz. yani kazak örmek yerine kazak alıp hediye etmek daha avantajlı olabiliyor. tasarım, teknoloji, kalite, maliyet konusunda el emeği eskisi gibi cazip değil.
el emeği ürünleri sadece çok yakınlarımız ile paylaşmak daha doğru olabilir.
+1
abelardo
(12.12.25)
ben beğendim, güzel ayrıca beğenmiş olmam da bir kriter değil. çevrendeki öküzleri temizle.
0
kisa
(12.12.25)
Tatlış bence ya üzülme
-1
arbre
(12.12.25)
bence bir paket daha yap ve içine şöyle kocaman kalın bir dildo koy.
bu ne işe yarıyor diye sorarlarsa açıklarsın.
+2
deranzo1
(12.12.25)
Çok tatlı görünüyorlar elinize sağlık.
Her zaman gelen hediyeleri beğenmeyebiliriz tamam ama bunu belli etmek çok ayıp.
Hak etmeyen insanlara bu kadar ince düşünmeyi bırakın ya boşverin.
+1
mutekebbir
(12.12.25)
Emeğinize sağlık. Kabalık edilmiş net olarak. Beğenmeseler bile usulen teşekkür etmeli, ne işe yaradığını anlamasalar bile nezaket göstermelilerdi. Normal olan budur. "Daha iddialı" hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz.

Mesajınızdan dahi ne kadar hevesle bir çaba içerisine girdiğiniz yansıyor. Hevesinizi körelten, çabanızı hak etmeyen insanlar için canınızı sıkmaya değmez.
0
dediysem dedim
(12.12.25)
Bana vermiş olsan ben çok coşkulu bir tepki verirdim. Beğenmesem de hiç belli etmezdim. İnsanlar kötü kalpli bence.
0
Gradient_tabanlı_mor
(12.12.25)
Samimiyetle çok çok özür dilerim peşinen ama öyle arkadaşın amına koyayım.
+2
kumandanim
(12.12.25)
şu hediye verme olayını salt ihtiyaca, alanında iyi olan markaya, maddi değerine, işlevselliğine indirgeyenlerin iticiliğini tarif etmenin imkanı yok.

HİÇBİR ZORUNDALIĞI olmayan biri gelip emeğini, vaktini, parasını güzel düşüncelerle harmanlayıp ortaya bir şey çıkarıyor ama paşalarımız/prenseslerimiz sanki kendilerine hediye vermekle şereflendirilmişiz de bu "basit" hediyelerle o şerefi lekelemişiz gibi davranıyorlar, gel de delirme!

@dediysem dedim +1
+2
m e b
(12.12.25)
Kendileri yapamadığı ve düşünemediği için kıskanmışlar. Bok yesinler gayet de güzeller ellerinize sağlık.
0
suicides underground
(12.12.25)
Çok güzeller, ellerine sağlık. El emeği benim için çok değerli. Bu tarz hediyeleri küçümseyen biri karakterini belli eder.
+1
Kahvedesu
(12.12.25)
çok güzeller elinize emeğinize sağlık. o insanlara ne bir hediye verin ne de bir hediye alın bu saatten sonra. sizin değerinizi anlayamamışlar.
0
koela
(12.12.25)
El becerinin sıfır olduğunu söylemişsin ama bu sıfır haliyse ben bir şey demiyorum :)
Şahane olmuş, eline sağlık. Laf söyleyen arkadaşlarına da söylenecek çok şey var da boşver.
+2
rock n roll
(12.12.25)
Bence "düşünülmek" çok güzel ve çok kıymetli bir şey. İlk bakışta nedir bu diye sorabilir insan, kitap ayracı olması çok mantıklı geliyor sonra. Ürünün ne olduğundan ziyade sırf o kişiyi düşünerek bir şey yapman, üstelik el emeği bir şey yapman bence çok kıymetli. Yanlış insanlara verilmiş +1 Dünya hassas kalpler için cehennemdir:)
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(12.12.25)
Çok güzel olmuş. İnsanlari fazla ciddiye almayin
+1
topkapiaksaray
(12.12.25)
Evet yanlış kişilere değer vermişsin, evet alınganlığın artmış, evet kendine güvenmediğin bir alandan ürün vermemelisin. İyi yaptığın şeyleri öne çıkarmalısın. Kimin insan kalbi taşıdığı artık belli değil çünkü.

Ek: örneği gördüm hiç de başarısız veya çirkin falan değil. Kendi hakkını da yeme bir zahmet.
0
muhayyer divan
(12.12.25)
ilk bakista kitap ayraci olduklarini anlamadim ama bence gayet guzeller.

bu kisilerin ogretmen olmasina ayrica uzuldum. pedagojik formasyonun geldigi noktaya bak.
+1
Sour
(13.12.25)
(12)

Taciz :(

beyaztenlikiz
Merhaba. 3 aydır görmediğim normal erkek arkadaşımla iş yerimde görüştüm. İkimiz vardık akşam o ortamda. Bana sarılırken elini belimin altına doğru götürdü. Otururken elini bacağıma attı.Çok rahatsız oldum :( Kendimden iğrendim. Ben nasıl tepki vereceğimi bilemedim :( Çok da sevdiğim bir insan. Ne y
Merhaba. 3 aydır görmediğim normal erkek arkadaşımla iş yerimde görüştüm. İkimiz vardık akşam o ortamda. Bana sarılırken elini belimin altına doğru götürdü. Otururken elini bacağıma attı.Çok rahatsız oldum :( Kendimden iğrendim. Ben nasıl tepki vereceğimi bilemedim :( Çok da sevdiğim bir insan. Ne yapacağımı bilemedim. Neden tepki vermedim diye kendime kızdım. Kendimi kötü hissediyorum:( Böyle durumlarda nasıl tepki verilir? Ne söylenir? Bir daha görüşmeme kararı aldım
+3
beyaztenlikiz
(12.12.25)
Elini bacağınıza koyduğunda elini tutup kenara koyup, hiçbir şey olmamış gibi sohbetinize devam etseydiniz herşey olması gerektiği yola girerdi.
Bir hareketinizi yanlış olarak davet gibi algılamış olabilir. ilişiği kesmektense mesafeli olun bir süre. Anlayacaktır.

Ayrıca, kendinizi de suçlamayın. Böyle ani bir ayılık karşısında, insan ne yapacağını şaşırıp tepkisiz kalabiliyor. Normaldir yani.
-10
Mirket
(12.12.25)
"hayirdir??" deyip kaşları çatmak, uyarmak lazim.

"hiçbir şey olmamış gibi sohbetinize devam etseydiniz". >> katılmıyorum. hicbisey olmamıs gibi yapmayı boyle insanlar "rıza" olarak anlıyor.
+6
sttc
(12.12.25)
kendinizden iğreneceğiniz bir durum yok. kendinizde "suç" aradığınız bir soru girdabına kapılmayın. karşı tarafı olumlamaya, davranışlarını anlamlandırmaya çalışmayın.

mesela tepki vermediğinizi zannediyorsunuz, ancak kalakalmış olmanız da bir tepkidir. karşınızdaki "insan"sa, olumlu cevap vermediğinizi anlayıp bir daha size dokunmaya yeltenmez. ek olarak akşamki samimi hareketlerin hoşuma gitmedi bir daha olmasın diye mesaj da gönderebilirsiniz.

ama karşınızdaki "insan" değilse malesef adamına göre, anlayacağı dilden tepki vermek gerekiyor. bunun doğrusu yok. fitratınıza ne uyuyorsa.
+5
tnz
(12.12.25)
çek ön patilerini de, anlayacaktır.
0
galahad reloaded
(12.12.25)
Donup kalma çok yaygın bir tepki. Bu konuda kendinizi hiç üzmeyin ve suçlamayın.
+3
auroraaurora
(12.12.25)
erkekler ne yazık ki karşı tarafın samimiyetini hep yanlış anlıyorlar. sanıyorlar ki gel gel yapıyor. gerçi bizim toplumla da bunun alakası olabilir. kadınlar da hiç bir zaman gerçekten istediğini söylemiyor. nazlanıyor ki hafif yada kolay kadın diye anlaşılmasın. bu yüzden erkekler hep adım atmak zorunda kalıyor. karşı taraf isterse güzel istemezse taciz oluyor.

sizin durumda yapmanız gereken arkadaşlık seviyesine göre o anda uyarmak yada bu noktadan sonra uyarmanızdır. sadece arkadaş olduğunuzu betimlerseniz muhtemelen anlayacaktır. yoksa zaten ilişkiyi kesin.
-3
gercekdunya
(12.12.25)
Sorsan sen gel der gibiydin falan deyip kendini haklı görecektir.

Daha görüşmemeyi istemekte haklısın
+1
basond
(12.12.25)
üzme kendini. sende ne hata var ki üzülüyorsun.

yapabileceklerin:
1. olayları çok büyütmeden kapatmak için; bir sonraki görüşmede oto pilottan çık ve hareketlerini izle. benzer bir davranışını yapmadan önce durdur ve daha önce bir şey söylemedim ama bu tavrın çok yakışıksız diyerek cevap vermesini bekle. yanlış anladın, kusura bakma gibi bir ifade gelirse, peki ben yanlış anlamışım de. özeti, utanması lazım böyle bir tepkide ve ya senden uzaklaşır ya da artık bu davranışını keser.

2. olayları bir tık büyüterek, risk de alarak (karşı tarafın yükselmesi, başkalarının müdahil olma ihtimali) çözmek için; bir toplantı odasında kısa bir 1-1 görüşme iste ve direkt şu gün yaşananları benim gözümden anlatmak istiyorum sonra da seni dinlemek isterim diyerek yaşananları ve hissettiklerini fazla duygusal olmadan anlat. görüşme başında ne konuşmak istediğini ve ne beklediğini güzelce anlatırsan sakin kalınabilir.

3. olayları kabul etmeyerek, sıfır tolerans ile çözmek; ik'yı ve yöneticini, farklı kişiyse arkadaşın yöneticisini konuya dahil etmek ve çözüm için onları beklemek. ne çözüm beklediğini de açıkça belirterek.

bana sorarsan, bu resmen bir taciz ve sıfır tolerans olmalı.
+5
gabe h coud
(12.12.25)
erkek tarafı haklı. adam kendi kız arkadaşının poposunu ellemeyecekse kiminkini elleyecek. şikayet edilecek bir durum yok. belli ki konu sekse getirilmek istenmiş.
-10
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.12.25)
Kendini suçlama, çoğu kadın benzer durumu yaşayıp konduramadığı için ya da acaba yanlış mı anladım diye düşünerek tepki veremiyor.
+3
ekimoloji
(12.12.25)
ben temastan çok hoşlanmıyorum diyip elini itebilirdin. sonrasında da mesafe koyardın. ama donup kalman da normal beklemediğin bir şey çünkü. kendini suçlama. suç karşı tarafın.
0
archmeister8
(12.12.25)
o an tepki verememeniz, nasıl tepki vereceğinizi bilememeniz son derece insani, normal. bu konuda kendinize yüklenmeyin.

çok sevdiğim bir arkadaşım dediğinize göre birbirinizle bir hukukunuz, görece yakın bir arkadaşlığınız var gibi anlıyorum. şayet böyleyse ve karşıdaki kişi 25 yaş üstüyse yaptığı şeyin sınırı aşmak, sizin sınırlarınızı ihlal etmek olduğunu bilir. yani bu durumda da işgalci ve rahatsız edici bir tavır.

hiç bir şey olmamış gibi davrandığınızda hani böyle küçük bir söküğe müdahale etmeyince genişledikçe genişler ya, öyle davranacağına ya da bu konuda ben rahatsız oldum diye ona belirttiğinizde üste çıkmak için her şeyi yapacağına adım gibi eminim. belli bir yaşın üstündeki bütün kadınlar bilir bunu ve artık bu davranışın geleceği ortamın havada kokusunu dahi alabilmeye başlar.

Edit: görüşmemek doğru tercih, moralinizi de bozmamaya çalışın zira bu gibi konularda maalesef bu ülkede deriniz kalınlaşmak zorunda...
0
Phoebe
(12.12.25)
(3)

takım elbise kravat sorunu

nathanieltroy
merhaba, önemli bir toplantım var iş için, üst düzey bürokratlar vs gibi bi toplantı. hiç takım elbise giymediğim için uzun zaman sonra ilk kez alıyorum. hiç de anlamam böyle şeylerden :) slim fit bir takım ama öyle çok spor durmuyor tabii. buna uygun kravat almam lazım, ince ve kalın kravatlar var
merhaba, önemli bir toplantım var iş için, üst düzey bürokratlar vs gibi bi toplantı. hiç takım elbise giymediğim için uzun zaman sonra ilk kez alıyorum. hiç de anlamam böyle şeylerden :) slim fit bir takım ama öyle çok spor durmuyor tabii. buna uygun kravat almam lazım, ince ve kalın kravatlar var bunlardan hangisi uygun olur? ince kravatlar moda mı hala veya çok spor kaçan bi şey mi? ne ince ne kalın kravat da satılıyor mu? kalın olanlar da aşırı kalın geliyor gözüme.
0
nathanieltroy
(11.12.25)
Network istediğin gibi ne ince ne kalın. En makbulü budur. Sitesinden bak istersen.
0
gabe h coud
(11.12.25)
Hocam ince kravat güzeldir de fiziğiniz de önemli, kiloluysanız ince kravat çok abes durabilir, belirtmek istedim.

Bunun haricinde ; Network +1.
0
kumandanim
(11.12.25)
slim fit hem modasi gecti hem de her ortama uymaz. daha standart bir kesim al. ince kravat da demode - ortasini al.

illa giyime ozen gosterilecek bir etkinlikse ayakkabi da onemli bu arada.
0
hot potato
(11.12.25)
(5)

2026 yılbaşı hediyeleşmesi

emfuzi
bu yıl yılbaşı hediyeleşmesi yapmıyor muyuz?kimler ister bir ses etsin hele.
bu yıl yılbaşı hediyeleşmesi yapmıyor muyuz?

kimler ister bir ses etsin hele.
0
emfuzi
(11.12.25)
bende bunu merak ediyordum, az bir süre kaldı ama yapılırsa ben varım.
0
IcedFlames
(11.12.25)
Katılanlar arasında kura çekilecek ve belki sen, sana çıkan kişinin engel listesinde olacaksın ve bu da iletişim kuramayacağın için hem imkansız olacak hem de çok negatif bir enerji olacak.

Bu yılbaşı hediyeleşmesi eskide kalan bir duyuru geleneği olsun, güzel hatırladığımız.
+6
rock n roll
(11.12.25)
biz o işi duyuru telegram grubunda yaptık valla.
-5
kibritsuyu
(11.12.25)
Duyuru Telegram oyun grubu demek istedin herhalde patron 😊
0
gabe h coud
(11.12.25)
ben isterdim. ancak görünen o ki uzun zamandır ilk defa yapılmayacak sanırım
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(11.12.25)
(15)

Domuz yemeyen inançsız var mı?

michael_knight
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı? Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum. Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı?
Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum.
Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
0
michael_knight
(11.12.25)
dünyada adım atmadığım bir kıta kalmadı. at eti bile yedim ama pembe domuz yemedim. acayip iğreniyorum pembe domuzdan. bu benim inancımla alakalı bişey değil.
0
Fodera
(11.12.25)
Var tabi niye olmasın.

Domuz pis bir hayvan eti de kokuyor çoğu yemekte. Hele kızartmalarda falan yağlı da genel olarak herkese hitap etmeyebilir.
0
chicha_v2
(11.12.25)
Koku iğrenç geliyor bana
0
basond
(11.12.25)
Kokusu igrenç geldigi için yemeyen hristiyan tanıdıklarım vardı. Sıgır eti yiyorlardı sadece. bana sorarsan ne gerek var tecrübe varken
0
limonlu eksi
(11.12.25)
ben yemem. tadını sevmiyorum ve tenya konusu tedirgin ediyor.
0
gabe h coud
(11.12.25)
koyun kuzu ve domuz yemezler bir çok (müslüman ve yahudi olmayan) insanlar. çünkü farklı bir kokusu var, biraz ağır ve yağlı hepsi de. et diye sadece sığır, dana eti yiyorlar.
+1
ground
(11.12.25)
20 yıllık ateistim, çok yurtdışında bulundum ve bir çok kez domuz eti denedim-yedim ama bana hiç lezzetli gelmedi, kırmızı et varken domuz eti yemek bana göre absürt bir durum.
0
say something loving
(11.12.25)
Ben denk gelmedim.
Bu arada domuz etinin hastası olmasam bile domuz şarküterisi, sosisleri vs efsane ürünler. Yoksa hayatımda kimsenin dana biftek ile domuz eti karşılaştırdığını görmedim, fiyat olarak bile aynı yerde değiller. Bana göre domuzun efsane olduğu yer şarküteri. Misal bir jambon de bayonne, porchetta, speck delle alpi.
0
logisticsmanager
(11.12.25)
logisticse katılıyorum. italya'da parma ham yerim, almanya'da sosis yerim, hamburger içinde bacon yerim ama gidip de az pişmiş domuz eti ya da steak tarzı bir ürünü dana eti varken yemem.
0
awlmi
(11.12.25)
kuzu yemeyen inançlıda var.
0
duyuruuser
(11.12.25)
"yetismek"ten kasit nedir bilmiyorum ama 20'li yaslarimdan beri yurt disinda yasiyorum. su an 40'a yaklasiyorum. ateistim. domuz eti yemiyorum. sadece sevmiyorum. tadini sevmeme veya saglik nedeniyle yemeyen cok insan vardir diye dusunuyorum. alkol de kullanmiyorum mesela. ustelik alkol kullanmadigimi soyledigimde turkler hemen sizi bir sinifa sokuyor, yobaz, akp'li, bilmem ne. halbuki ben saglikli olmadigi icin icmiyorum. halbuki konustugumuzda inancli olduklarini ama alkol kullandiklarini soyluyorlar. bu daha tuhaf bir durum degil mi? :) ateist olmanin sartlarindan biri alkol (veya domuz) tuketmek degil ama musluman olmanin kurallarindan biri bunlari tuketmemek.
0
Sour
(11.12.25)
inanç hassasiyetim yok ben de de domuz + alkol tüketmiyorum. domuz 1 kere yedim mideme çok ağır geldi sindirmekte epey zorlandığımı hatırlıyorum, o yüzden dana varken neden domuz yiyeyim +1 diyorum. bu arada koyun etini de sindiremem bu yüzden koyun da yemiyorum. alkol de mideme iyi gelmiyor alkol de alamıyorum :)
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
Hocam domuz etine türkiye'de çok acayip bir önem yükleniyor. Hem muhafazakar kesimde, hem daha modern beyaz yakalı tayfada çok acayip bir konu türkiye'de bu.

muhafazakarlar yalandan bile bu kadar korkmuyor.
kendini modern görenler de domuz yemeyi çok önemsiyor, özellikle beyaz yakada bununla övünenler falan var çok komik.

İşin özü batı ülkelerinde de domuz eti tüketmeyen bir kitle var.

Çünkü domuz düşük kalite bir et. Elbette şarküteri anlamında iyi ürünler yapılıyor. Ama Premium et yemeklerinin çoğu sığır etinden yapılır.

Domuz eti biraz daha fast food, orta- orta alt sınıfın, mavi yakalının sevdiği bir lezzet. Ha elbette tüketen var, elbette lüks restoranlarda da servis ediliyor.

Ama şey gibi düşünün, et döner vs tavuk döner. Tavuk döner daha ucuz, daha öğrenci işi, daha zayıf bir lezzet.
+1
anten
(11.12.25)
Çiftlik domuzu değil ama yaban domuzu özellikle pistikten sonra sığır etine baya benziyormus.

Tr'nin yarısına bence dışarda kebap döner hamburger yiyorum diye bunu yedirmislerdir :) hele büyükbaş krizi vs varken affetmemistir Yurdum anadolu irfanina sahip esnafı :))

Kişisel olarak kültürel bir alışkanlık, koku, damak tadı, önyargı vs sebeplerle yemem. (Çünkü hakikatten les gibi kokuyor piserken çiftlik domuzu)
0
makbur
(11.12.25)
duz domuz eti bizim damak tadimiza ters, ayrica kalite olarak da dandik bir et.
bir islemden gecirilmesi lazim yiyebilmemiz icin, ya tutsulenecek, ya marine edilecek, vs.

dini bir kaygim sifir derecesinde ama tadi ters geldigi icin jambon/sosis karisimlari haricinde almam/yemem.
0
cooperr
(11.12.25)
(22)

Hayatta sadece bir kez sevmek

mermaidd
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı? Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başlad
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)
Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı?
Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başladım. Yok "1 erkek 1 kez sever" vs. gibi ve sormak istedim sizlere.

DİPNOT: Bu benim görüşüm değil sadece dikkatimi çeken bir durum olduğu için sormak istedim.
0
mermaidd
(09.12.25)
Doğru değil.
0
gabe h coud
(09.12.25)
Doğru değil. Birden çok kez sevebilir insan. Hiç bitmez sandığın sevgi yok oluyor/ediliyor ya da aşkın etkisi geçiyor. Aslında o kişiyi değil, o zamanki heyecanını, sende bıraktığı etkiyi seviyorsun. Bir de hayat bu kadar romantik değil. Millet evlenip bir kişiyle 20 30 yıl geçiriyor. Bu bence çok zor bir şey. Bir kere sevme olayı garip aslında.
0
arbre
(09.12.25)
psikoloji, kültür, çevre etkileri nedeniyle bazı insanlar hayatta duygusal olarak takılı ve takıntılı kalabiliyor fakat genelleyemeyiz
+4
grimavi
(09.12.25)
Erkek duygularını bastırarak büyütür, ayrılık sonrası yasını erteler, sonra da "unuttum" zanneder. Ama bilmez ki işlenmeyen duygu geçmez, sadece donar. Bir de hafızanın seçiciliği var tabii, o ilişkideki zorlukları, çektikleri sıkıntıları değil de, sadece güzel anıları hatırlayınca ne olur? Buyrun size "yanındakiyle yaşar, aklındakiyle ölürsün" başlıklı saygısız bir gönderi daha...
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(10.12.25)
Henüz 1.80 sarışın Rus’a denk gelememiş bir erkek uydurması olarak görüyorum bu tarz lafları. Karşim bu erkek nasıl sadece 1 kez aşık olabilir ya
+1
olaylar olaylar
(10.12.25)
Bende 1 kez sanıyordum.

Sevmeyi seviyorsanız cevabı 1 den fazla.

Kadınların sanmaları yüzünden erkekler fena dağılıyor.

hele günümüzde.

The true north +1
0
baldan kaymak
(10.12.25)
Aşık olmamış ya da önceki aşkının duygusal bağımlılığından çıkamamış birinin genellemesi. Kendi başı ağrısa herkesin başının ağrıdığını da zannediyor olabilir.
Şu da var, yaşadığı aşkın o zaman hissettirdiği hisler ile şimdiki aşık halinin yaşattığı hisler birbirinden farklı olabilir. Bu sebeple öyle zannediyor da olabilir.
0
kisa
(10.12.25)
Kadın içinde erkek içinde doğru değil.
Uzun zaman önce birine karşı bende böyle düşünmüştüm nasıl seviyorum ama deli gibi tasma taksın gezdirsin diyorum :)
Aradan yıllar geçti bir yerden telefonuma ulaşmış aradı, çok şaşırdım tabi ama hissim yok olmuş tamamen, sonra mesajlar attı görüşmek istedi hep bahanelerle istemedim, açıkça söyledim istemediğimi en son yine durmadı engelledim. Geçmişe dönüp bakınca ne kadar toy ve boşmuş, iyi ki tasma taktırmamışım :)
0
IcedFlames
(10.12.25)
çok slogan bir söylem bence; bu kadar genellenemez. derecesi fark etmeksizin gerçekten sevdiğimizi söyleyebildiğimiz insanlar birden fazla olmuşsa -ki bende öyle-soruna şu şekilde cevap verebilirim:

öyle veya böyle, gittiğinde sende bıraktığı boşluk dehşet seviyede oluyor; hayatındayken ise bir şekilde daha kendin gibi, sanki oyundaki en güzel güçlendirme veren itemi inventory ne atmışsın da her zorluğu kolaylıkla aşabilecekmişsin gibi hissediyorsun.
0
lüzumsuz adam
(10.12.25)
Hayat çok uzun, zaman çok güzel siliyor her şeyi.
+1
antihero
(10.12.25)
Doğru değil.

Ergenliğin heyecanı
20'lerin heyecanı
30'ların olgunluğu
40'ların boşvermişliği
hepsi apayrı hepsinde de ayrı bağlanıyoruz, tutulu kalıyoruz. İlk terk edildiğimde ölüyorum sanmıştım, terk ettiğimde de dünyanın en suçlu insanı gibi hissetmiştim.
onsuz yapamam dediğim insanı/insanları yolda görüp kafa çevirdiği de oluyor insanın.
takılı kalıyorsanız o kişiye olan sevginizden değil, kendinizde olan sorunlardan dolayıdır. O ilişkinin bitmesi size yetersiz hissettirdiği için tekrar dönmek istiyorsunuz, kendinizi kanıtlamak istiyorunuz. vb nedenler.

sağlıklı yetişkin takılı kalmaz. bitmesi gerektiği yerde de biter. hayat herkes için devam ediyor. iki iyi insan mükemmel bir ilişki yaşayacak diye bir kural yok. Maalesef olmayabiliyor.
0
croswell
(10.12.25)
aşırı derecede bir uydurma. üniversite zamanında 5 yıllık ilişkim oldu, ilk ciddi ilişkimdi ve aşırı seviyorduk birbirimizi ilk 18-20 yaşların heyecanıyla ama olmadı ayrıldık. sonra başka bir uzun ilişkim oldu, evlendim, 1 senelik evlilikten sonra ayrıldık :) şimdi 5 yıllık başka bir ilişkimle evliyim 1.5 sene oldu evleneli ve gerçekten mutluyum, yaş da 40'a geliyor. öncekileri sokakta görsem sadece gülerim, ne yaşadığımı bile unuttum öyle söyliyim :D
0
awlmi
(10.12.25)
Şöyle diyelim hayat boyu değil belki ama... İnsanların hayatlarında belli kırılma dönemleri oluyor ve karakterleri ona göre şekilleniyor.

O dönemlerde unutamadıkları insanlar oluyor muhakkak.

Yani 30 bir dönüm noktasıysa bir insan için 30'larında yaşadığı bir ilişki 30-40 yaş arası dönemde unutulmaz olabiliyor.
0
anten
(10.12.25)
38 yaş olarak 3 kişiye aşık oldum şu ana kadar. aralarındaki süreler oldukça fazla tabi. birini unutmadan baskasına aşık olmadım hiç.
0
archmeister8
(10.12.25)
Bu 14-15 yasindayken dusundugum bir seydi ama artik degil.
0
hot potato
(10.12.25)
Büyük konuşmak istemem ama insan bir kere sevmeli, evlenmeli.

Evlendin, bir kaç sene içinde eşinle anlaşamadın, ayrıldın. Tabii ki yeniden evlenebilirsin.
Ancak evlendin, çocukların oldu, bir 10-15 sene sonra eşin vefat etti. Yeniden evlenmemek bence en güzeli. Ben tercih etmem diye düşünüyorum.

Ama evlenilmesi de ayıp veya yanlış değil. Kişisel tercih.

.
0
kartallar yuksek ucar
(10.12.25)
9-10 defa "sadece bir kez sevdim" dediğim birlikteliğim olmuştur.
0
kizil karga
(10.12.25)
gündüz soruyu görmüştüm şimdi antitez olarak geldim. ben gerçekten sanki bir kez gerçekten sevdim, sevildim. 35 yaşındayım sonrası hep onun kadar sevebileceğim birini aramakla geçti umarım bulurum
0
rajkoothrapali
(10.12.25)
@rajkoothrapali umarım bulursun 🙏🏻

Hepinize dönüşleriniz için teşekkür ederim
0
🌸mermaidd
(10.12.25)
doğru değil. hatta bunu söyleyen insanın hiç de olgun olmadıgını, çok deneyimsiz oldugunu, iddalı sloganvari cümlelerin peşinden sürüklenen duygusal olarak zayıf birisi oldugunu düşünürüm.
-2
abelardo
(12.12.25)
@ruzgarr örneğinde görüldüğü gibi hiç şaşmaz

www.eksiduyuru.com

duygusal olarak zayıf insanlar ancak hayatta sadece bir kez sevilebileceğine inanır
+2
abelardo
(14.12.25)
Sevemedim güvenemedim. Hatalar yaptık şimdi piyasada düzgün kız da kalmadı.
0
civa
(07.01.26)
(8)

Neye/ kime/ nasıl/ hayır dersiniz?

egerbiryolcu
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?Mesela;Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gid
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?

Mesela;
Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gidelim.
İş yerinde müdür işiniz olmayan bir şey yaptırdı. Hayır dediniz. Bu benim görevim değil.
Toplu taşımada otururken kadının biri geldi ben ters oturamiyorum midem bulaniyor yer degiselim mi/ hayır dediniz.
Çok emek verdiğiniz bir ödevi yakın arkadaşıniz rica etti seneye kendi odevi diye kullanmak için. Ben çok emek verdim. Hazira konulsun istemem dediniz.

Bunun gibi somut şeyler. Çok basit bir şey de olabilir çok büyük bir şey de. Fark etmiyor.
0
egerbiryolcu
(08.12.25)
iş yerinde yasal olmayan durumlara hayır derim. rüşvet, kayıt dışı işler, vergiden kaçmak gibi. onun dışında işim değil diye hayır hiç demedim.

uzun bir sıra varsa önüme geçmek isteyen birine hayır derim. market değil de konser sırası gibi ya da devlet dairesi sırası gibi. herkesin zamanı önemli, benden sonrakilerin hakkına girmem. (trafik kuyruğu hariç. orada ciddi bir boşluk varken önüne geçilmesine kızmam, diğer insanların hayatında bir değişiklik yaratmadıysa)

yakın arkadaşlarımla emek verdiğim bir şeyi paylaşırım, istemese bile paylaşmaya açık olduğumu belirtirim.

dedikoduya hayır derim. bir başkasını bana çekiştireni kibarca uzaklaştırırım.
+1
gabe h coud
(08.12.25)
Merhametli ve ters tarafım var. Hangisine denk gelirse. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
-1
arbre
(08.12.25)
İşte de özel hayatımda da eskiye nazaran çok daha rahat hayır diyorum. İçime sinmeden, kendimden ödün vererek dediğim her evet iç huzurumu kaçırıyor. Varsın uyumsuz, geçimsiz, bencil desinler. Ben kendimden memnunsam ötesine pek fazla kafa yormuyorum. Bu demek değil ki nezaketi, yardımseverliği elden bırakacağım. Ama bu tercihi kendim yapmak istiyorum. Başkalarını hoşnut etmeye çalışmıyorum ve bol keseden 'iyi niyet' dağıtmıyorum. Zaten daha çok saygı gördüğümü fark ediyorum her şeye evet demedikçe.
+1
auroraaurora
(08.12.25)
hafta içi akşam buluşmalar bana uygun değil. buna hep hayır derim.

o ödev olayına da hayır demiştim zamanında.

iş konusunda... benim işim olmayan 3-5 iş geldi yaptım, baktım daha da geliyor yöneticimle konuştum o da bu işleri kabul etme dedi. artık kabul etmiyorum. yardımcı olayım deyip birkaç kez yapınca işler üstüne kalıyor.

sevgilimle hep evde buluşmuşsak son zamanlarda, yine eve çağırırsa hayır derim.

annemin benden istediği bir şey bana uymuyorsa ona da hayır derim.

birisi bir filmin veya şarkının güzel olduğunu söyleyip ısrar ediyorsa, ben sevmemişsem bence değil derim.
+1
art cat chocolate
(08.12.25)
iş hayatında çılgın fikirlere genel yaklaşımım;
youtu.be

Ne zaman bir satışçı falan böyle fantastik lojistik fikirleri ile geldiğinde "olmaz canım çünkü şu bu" ya da birinin fantastik bir SAP fikri olduğunda "olmaz çünkü şu bu" demenin hastasıyım. iş hayatında anladığım gate keeping yapmazsan millet kafayi yiyor.

Onun dışında günlük hayatımda böyle biri değilim.
0
logisticsmanager
(08.12.25)
borç isteyen herkese hayır derim. kefil olmamı isteyenlere, arabamı isteyenlere, sinsi sinsi sohbete başlayıp bir şey satmaya çalışan herkese, son anda çağrıldığım her yere ya da sana geliyoruz yoldayız vs diyenlere hayır diyorum. bir de kendince bir şeyler anlatırken ikide bir bana dönüp "değil mi" diye onay isteyenlere de hayır derim.
0
ground
(08.12.25)
eskiden 20 30 yaş arasında hayır demekte zorlanan, bana fark etmez diyen bir insandım. insanları kırmamaya çalışıyordum. ancak bunun beni yorduğunu ve strese soktuğunu fark ettim. en sevdiğim insanlara, aileme, dostlarıma da gayet hayır diyorum. iyi insan olmasam da olur, bana bir katkısı olmadı.
ısrarcı insanlara ne kadar ısrar ederlerse etsin, hayır derim devam ederse geçiştirir ve kaçınırım. iş arkadaşım ve arkadaşlarımla da net olarak sınırlarımı belirlerim. bazen gerçekten gereksiz bir sertlik olsa da hayır derim.
+1
mikahakkinen
(08.12.25)
- bir arkadas bana yalandan referans ol dedi, 10 sene once beraber calismisiz, ben onun ekip lideriy misim falan gibi bir hikaye salladi, red - eleman bana kustu hahaha.
- hanim yilbasinda tatile gidelim dedi, para yok dedim, red.
- patron "cam mukavemeti" uzerine ders al dedi, isim olmaz ugrasamam dedim, red.
0
cooperr
(08.12.25)
(9)

Tatil fotosu gösteren arkadaş

Mirabel
Arkadaşıma ziyarete gittim. Açıp telefondan japonya fotolarını gösterdi. Neredeyse 40 dk sürdü ve bitmedi. Aşırı sıkıldım ve heykel fotosu, avm fotosu, ışık, çiçek fotosu falan gösterdi. Yarısında işim var deyip çıktım. Gerçi kocasının çektiği fotoları da istedi bi de ordan gösterecekti.Devam etseyd
Arkadaşıma ziyarete gittim. Açıp telefondan japonya fotolarını gösterdi. Neredeyse 40 dk sürdü ve bitmedi. Aşırı sıkıldım ve heykel fotosu, avm fotosu, ışık, çiçek fotosu falan gösterdi. Yarısında işim var deyip çıktım. Gerçi kocasının çektiği fotoları da istedi bi de ordan gösterecekti.
Devam etseydi en az 1.5 saat sürecekti. Başta ilgimi çekti gerçekten sonra çok sıkıldım ve iş bahane edip çıktım. Ayıp oldu mu sizce? Çok sevdiğim bir kişi. Bu devirde kim kime dakikalarca seyahatte çektiği fotoları gösterir anlata anlata?
+3
Mirabel
(08.12.25)
Ayıp olmamıştır da bu tip durumlarda en iyisi çat diye konu değiştirmek veya lavabo bahane edip gitmek sonra telefonla görüşüyor gibi yapmak.
+1
gobekliraki
(08.12.25)
5-10 dk olsa neyse 40 dk uzun sürmüş tadını kaçırmış
+1
HellKeePer
(08.12.25)
Tanıdıklarla iletişimde bazı hususları gözden kaçırıyoruz. Böyle sevincini dakikalarca anlatanlardan çok parasızlığı veya hastalıklarını "uzun uzun" anlatanlara denk geliyorum. uzun uzun konuşmalarla da bu rahatsızlıklar giderilmiş olmuyor. Karşıdakinin de yapacağı çok çok tavsiye vermek
ya da üzülmüş görünmek .

Arkadaşınız anladığım kadarıyla büyük görünen ama hala içinde bir çocuk saklı. Doğrudan kendisini ilgilendiren konularda pek bütünü göremiyor ve zamanı yönetemiyor olmalı. O nedenle bir konudan diğerine geçemediğinden bir fotoğraftan diğer fotoğrafa geçiyor.
O 40 dakika oldukça uzun bir süre.
Benzeri durumda ben olsaydım arada ,
- bir bardak daha çay alabilir miyim?
- kolonya var mı ?
apartmanın temizliği, mantı tarifi gibi şeylerden bahsederdim sanırım.

Soruya cevap :
Ayıp olmadı . Onun Japonya'yı değil de misafirini düşünmesi, anlaması lazım.
Yine de size iade- i ziyaret yaptığında o kalın aile albümünü diğer odadan getirmeyin .
+1
diyecevaplandı
(08.12.25)
Ayıp olmuş. İş bahane edip çıkacağına alternatif konuşulacak konu yapılacak aktivite söyleseydin ya da boş ver fotoğrafları zaten instagram'da paylaşırsın oradan görürüm, gel şunu anlat deseydin.
+1
gabe h coud
(08.12.25)
20 senedir aynı sorunlardan şikayet ediyorsun sen arkadaşlarına arkadaşların da sana alışmıştır artık ayıp olmaz.
+2
kizil karga
(08.12.25)
tamam ya yeter sıkıldım sonra gosterirsin gel bir şeyler yiyelim ya da sunu yapalım demek cok mu zordu :)
+2
koela
(08.12.25)
Bence ayıp olmamış, ben de yapardım. Hem de işi bahane etmişsin dümdüz sıkıldım da dememişsin. Sözlü olarak istediği kadar anlatsın şurda başımıza şu geldi, şöyle geleneği varmış şaşırdık, şurasına sen bayılırsın vs. gibisinden ama ekrandan o kadar uzun süre kimse katlanamaz (bu yüzden story'ler 15 saniye)
Burda sayıp sövenlere de aldırma, onlar 15 saniyelik story'leri bile sonuna kadar izlemeden kaydırıyolar.
+1
megalomaniac
(08.12.25)
görgüsüzlük bu ya. düğün fotolarını da gösterseydi. empatisiz düşük arkadaşlardan uzak dur. onun yaptığı görgüsüzlük. bir daha ararsa açma.
+1
mikahakkinen
(08.12.25)
Okurken darlandım 40 dk nedir 10 dk bile çok arkadaşın ayıp etmiş
+1
basond
(09.12.25)
(11)

Bütün okul hayatı boyunca başarılı olmuş insanlar

pembediken
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
0
pembediken
(06.12.25)
Okul başarısı akademik zekanın iyi bi göstergesi ama duygusal zekanın değil. Okul başarısına ek olarak duygusal zekası da fena değilse iyi kararlar alır. Değilse ne olduğunu bile anlamadan kuyuda bulabilir kendini.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.12.25)
Tanı konmamış ADHD'li çocuklar var mesela, planlı programlı düzenli okul yıllarında çok başarılı oluyorlar. Zamanlarını daha serbest düzenleyebilecekleri üniversite ve sonrasında bütün sistem çöküyor, iş hayatında bocalıyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(06.12.25)
Kobuzchu kiz +1
Okul hayatım başarılıydı ama iş hayatına girdiğimde en çok bu konuda zorlanmıştım. Özmotivasyon ve zaman yönetimi yeteneklerimi geliştirmek için hala uğraşıyorum.
0
Bruce
(06.12.25)
ortaokul/lise tayfasina bakiyorum da, bu cocuk iyi yerlere gelecek dediklerim cogu ya beyaz yaka kole oldu, ya da bir baltaya sap olamamis sekilde dolasiyorlar.
bundan bir bok olmaz dediklerimin de cogu zengin oldu, patronluk yapiyorlar.
ozetle, akademik basari=para denklemi patlayali cok oldu, bitti o is.
okullar robot yetistiriyor, yetistirdekleri robotlar da kalitesiz isin kotu tarafi.
0
cooperr
(06.12.25)
Okul başarısı kişiden bağımsız bir çok koşula bağlı. Aile ortamı, ekonomik durum, sağlık gibi kişinin elinde olmayan başarı üzerinde etkili birçok değişken var.

Günümüzde okul başarısının ilerideki hiçbir davranışla veya parayla pek ilişkisi kalmadı. Herkes kendine göre bir üniversite veya bölüm bulabiliyor. Türkiye'de bulamayan parasıyla avrupada okuyor.

Benim gördüğüm fazla okul takıntısı gerçek hayattan koparıyor. Adam bir bölüme girmiş iş bulamamış bulma şansı da yok ama halen zorluyor. Bir zanaat edineyim demiyor. Falanca teknisyen veya ticaret yapan okumamış bu aptal falan diyor.
0
michael harddd
(06.12.25)
Evet öyle oluyor. Aksini iddia edenler istisnaları sayıyor/görüyor.
-3
gabe h coud
(06.12.25)
Herkes başarılı olacak diye bir kural yok ama kendi çevreme baktığımda doğru bir önerme olarak görüyorum bunu.okul arkadaşlarımdan başarılı olanların hayatada aynı şekilde devam ettiklerini gördüm.beraber büyüdüğüm iki yakın arkadaşım farklı okullarda başarılı bir eğitim hayatları oldu.birisi ülkedeki en büyük holdinglerden birisinin yönetim kurulunda,diğeri en bilinen bankalardan birisinin gmy pozisyonundan yurtdışına gitti.geriye gm olarak gelmesi bekleniyor.

Ama buradaki başarı kıstasımız kurumsal hayatta bir başarı,iyi maaş gibi gözüküyor.ben buna çok sıcak bakmıyorum.corporate hayatlar çok benlik değil.kıskandığım iki arkadaşım var.birisi lisede dans ediyordu ,hala dans etmeye devam ediyor.diğeride bütün hayatını sporla uğraşarak geçirdi.çok güzel işlere imza atıyor.

Burdan yola çıkıp asıl önemli olan istikrar demeyi tercih ederim.
0
duptıs
(07.12.25)
turkiye'nin en iyi anadolu liselerinden birinde okudum. herkes kendi sosyal sinifindan devam etti. orta ust sinif cocuklari ya yurtdisinda okudu, ya da tr'de guzel kariyerleri oldu. mutevazi ailelerden (ogretmen, memur vs) doktor olanlar kuyrugu dik tuttu, digerleri sallantida. alt siniftan ufak istisnalar disinda bir yol olan gorulmedi.

okulda alinan puanlar ile hayat basarisi arasinda dogrudan bir iliski oldugunu sanmiyorum. sosyal beceriler en az zeka kadar onemli hayatta bir yerlere gelebilmek noktasinda.

zaten siniflara gore insanlarin basarili olma sebebi de bu. ust siniftan geliyorsan ailenin tanidigi ve sana is imkani vs verecek insanlarla dogrudan bir network'un icine doguyorsun. okuldan mezun olunca is bulamazsan babanin tanidigi ayarliyor en kotu bi mulakat. alt siniftan gelen kisi kendi networkunu olusturmak zorunda kaliyor yoksa isi zor.
0
antikadimag
(07.12.25)
Türkiye'de akademik başarının hayatta başarının garantisi olduğuna inanılıyor. Yok öyle bir şey.

Çok basit bir ölçeği var bunun. türkiye'nin en prestijli okullarının en prestijli bölümlerinden mezun olanlara bakın. Koç economics, Boğazisi işletme, hacettepe tıp...

Aynı dönemde aynı sınıftan, aynı not ortalamasıyla mezun olan insanların bile çok farklı yaşamları var.

Aynı bölümden aynı sene mezun 2 doktoru alın mesela.
Doktor a bölüm birincisi,
doktor b ortalama altı bir öğrenci.

Ama notları düşük olan doktor b gider nişantaşı'nda ve dubai'de estetik kliniği açar. Botox yapa yapa porsche alır kendine.

Notları yüksek olan doktor a kredi kartı ekstresine bakıyordur asgariyi mi ödeyeyim, tamamını mı diye.

Bir insanın hayattaki başarısını (maddi, manevi, artık nasıl belirliyorsunuz o başarıyı fark etmez o size kalmış. Ona siz bakarsınız) belirleyen bir sürü faktör var:

-Akademik başarı
-Aile
-Maddi durum
-Kişisel network
-Bilişsel yetenekler
-Duygusal yetenekler
-Öngörü
-Cesaret
-Genel kültür
-İletişim becerileri
-Psikolojik durum
-Kişisel finansman yönetimi

Akademik başarı bunlardan sadece biri. Önemli. Ama tek başına yeterli değil.
+1
anten
(07.12.25)
Hayır bu iş öyle olmuyor. Daha doğrusu böyle bir korelasyon kurmak mutlak bir veri vermez bize.

akademik hayatı çok iyi olup iş hayatında çakılan veya silik sıradan bir tip olan çok insan gördüm. Tam aksi olupta, okuldaki akademik becerileri vasat olup iş hayatında çok başarılı ve parmakla gösterilen kişileri de.

Akademik başarı mutlak iş/hayat başarısını getirmez. Getirmiyor. Biraz da Kendimden biliyorum.
0
ezkaza
(07.12.25)
31 yaşındayım, annemle yaşıyorum, hiçbir başarım yok.

herkes benim gibi değil tabii, istikrarlı bir şekilde hayatta başarılı olup iyi yerlere gelenler de oluyor hatta bunların çoğunluk olduğunu söyleyebiliriz ama okul başarısı dünyadaki en abartılmış şeylerden biri. çünkü en başta günümüzün ekonomik gerçekliğiyle ve iş hayatının dinamikleriyle uyuşmuyor.

adam çok zeki veya çalışkandır, gider manyak bir mühendis olur filan evet iş hayatında da başarılı olur ama özellikle sosyal bilimlerde öyle bir şey yok. zaten bu tür bölümlerde spesifik bir alandaki beceri/eğilim insanı çok fazla öne çıkarabiliyor. ben dilciyim mesela her zaman çok başarılı bir öğrenciydim, lisede arkadaşlarımın b1 ingilizce bildiği yerde ben 8-10 sayfalık hikâye çıkarıyordum, üniversitede başka bir dili öğrendim ve orada da bölümün en iyilerindendim vs. ama sonuçta diploma bile alamadım.

alıp çok iyi yerlere gelen arkadaşlarım da oldu ama ben alsam bile bir şey olmazdım muhtemelen. bilmiyorum yani belki ben yanlış düşünüyorumdur, belki "zaten hiçbi şey başaramadın konuşmak senin ne haddine öküz" dersiniz ama ben okul başarısının gerçekten çok abartılı bir kıstas olduğunu düşünüyorum ya.

tabii bir de başarı kriteriniz nedir, o önemli. kimi insan var bir alanda doktora yapıp kıt kanaat geçiniyor. hiçbir şeyi yoksa "ben bu alanda uzmanım" diyebiliyor. kimisi var ki okulu hocalara daha fazla zorluk çıkarmasın diye ZORLA mezun edilerek bitiriyor, işlek yerde tekel işletiyor. şimdi hangisi başarılı, kime göre ve neye göre?

ilkokulda çok yaramaz, cips vermediği için başka bir arkadaşımızın kafasında o cips paketini parçalayan bir arkadaşım yönetmen olmuş mesela. ben bunu televizyonda adamın klibini izleyince gördüm. ben parmakla gösterilen bir öğrenciydim, bi bok olamadım. çünkü istikrarsızım, çünkü disiplinsizim, çünkü sosyal becerilerim yeteri kadar kuvvetli değil.

benim çok iyi bildiğim birkaç şey vardı, öğrencilik hayatım bu sayede çok rahat geçti ama okuldan çıktığımda ya da okul gerçekten zorlaştığında bunun için bir çözümüm, alternatifim vs. yoktu.

çocuklara disiplinli olmak ve çaba göstermek öğretilmeli bence en başta. zihinsel, fiziksel engeli olmayan her insan yeteri kadar disiplinliyse bir yere varır çünkü. benim gibi kendini rockstar zanneden tek yönlü sığırlar da bir yerde duvara toslar, hayatı boyunca başka hiçbir şey görmediği için ne yapacağını bilemez.

velhasıl okulda başarılı olmuş insanların bir kısmı gerçekten çok donanımlı, zeki, yetenekli kişilerdir ve hayatlarının geri kalanında da başarılı olurlar. bir kısmı ise oyunu kolay modda oynuyormuş gibi takılır, 8-16 yaş arası için "çok güçlü"dür ama ondan sonrası için hiçbir fikri ve donanımı yoktur, onlar çakılır.
0
der meister
(07.12.25)
(11)

Yağmurlu havada spora gider misiniz?

slm ben yalnız komando yasin
Araba yok. Ulaşım yürüyerek yağmurlu havalarda spor salonuna gider misiniz?
Araba yok. Ulaşım yürüyerek yağmurlu havalarda spor salonuna gider misiniz?
0
slm ben yalnız komando yasin
(06.12.25)
hayvani bi yağmur değilse giderim
+1
nolmus yani
(06.12.25)
Ben giderim. Gitmediğim gün kendimi mutsuz, huzursuz hissediyorum.
+3
Mirket
(06.12.25)
Kar yağarken havuza gittim. Giderim.
+1
arbre
(06.12.25)
canın istemiyosa bugun de gitmeyiver. yamurda evinde keyfini yap film kahve vs. dünyanın sonu değil gün eksik spor yapmak :)
0
f02561
(06.12.25)
Giderim, gidip geldim hatta az önce
+1
pislick0
(06.12.25)
tam evden çıkmak üzereydim, başlığı gördüm. deli gibi yağmur yağıyor ve yürüyerek (13 dk) gideceğim. spora gitmek işe gitmek gibi, zorunlu ama ekstra zevk alıyorum. biraz ıslanalım, ne olacak ki?
+1
hadi ya la
(06.12.25)
eve yürüyerek 3 dakika spor salonum. hayvani yağıyorsa gitmem herhalde ya. 2-3 senedir düzenli sayılacak şekilde gidiyorum spora, spordan zevk alma, yapmayınca huzursuz ve mutsuz hissetme aşamasına gelmedim. Spordan keyif alanların yalan söylediğine inanmaya devam ediyorum :d

Arada kendime kaçamak hakları tanıyorum yani tanımasam hiç gitmem muhtemelen. Bazen gitmemem, hiç gitmememden daha iyi
0
nundu
(06.12.25)
Giderim. Kar yağarken de giderim.
0
gabe h coud
(06.12.25)
Kar yağsa gidenlerdenim. Üşenirim ama yine de giderim
0
euteamo
(06.12.25)
hayvani bi yağmur değilse giderim +1
0
put it in your appropriate place
(07.12.25)
Tamamen modunla ilgili.
0
gobekliraki
(07.12.25)
(13)

Duyurularıma cevap verilmemesi hakkında?

mikahakkinen
Mesela bunun gibi cevap alamayıp sildiğim 10 duyuru vardır. https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1616517/almanya-sehirlerini-ve-bolgelerini-anlatan-kaynak-onerisiKonu hakkında bilgisi olan olmadığından mı?Sevilmeyen duyurucu olduğum için mi?Cevapsız bir duyuru olduğu için mi?
Mesela bunun gibi cevap alamayıp sildiğim 10 duyuru vardır. www.eksiduyuru.com

Konu hakkında bilgisi olan olmadığından mı?
Sevilmeyen duyurucu olduğum için mi?
Cevapsız bir duyuru olduğu için mi?
-3
mikahakkinen
(05.12.25)
Abi bunlar çok spesifik konular değil mi normal yani fazla cevap gelmemesi, benim Almanya bilgim BundesLiga ve Hitler'le sınırlı ama sorduğun soruyla ilgim olsa kesin cevaplardım.
+9
kizil karga
(05.12.25)
bilgim yok + sevmiyorum. bilseydim söylemeyebilirdim.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.12.25)
Bilmiyoruz:) Bazen de araştırmak zor geliyor olabilir.
Benim de cevapsız kalan duyurularım var. Beni kimse sevecek ya da sevmeyecek kadar tanımıyor burada.
+1
gnosis
(05.12.25)
duyuru her gün kontrol ediyorum, küçük & büyük demeden elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. bilgim olsa kesin yazarım.

bu durum benim de dikkatimi çekti, ben de yaşıyorum. eskiden daha önce sorulmuş ve cevaplanmış sorular için "aramaya inanın" vs yazarlardı veya link atarlardı. belki de bu nedenledir.
+2
MtKrt
(05.12.25)
Ben bilmediğim soruya cevsp yazmıyorum. Bazen tahminim olsa bile yanlış yönlendirmemek için yazmadığım da oluyo.
+2
Sadece soruyorum
(05.12.25)
hocam ben gördüm bu duyurunu. almanya hatta uzmanlık alanım ama senin istediğin bilgiye ben sahip değilim maalesef. ondan cevaplayamadım mesela. sevilmeme durumu değil bence. benim de bazı duyurularım cevaplanamıyor çok niş olduğu için.
+1
elektr10
(05.12.25)
herkesin bileceği bir şey sormamışsın. sen de bilmiyorsun mesela bak biri sorsa cevap veremeyecekmişsin :D tavsiyem, cevap bulamadığın soruları AI a sorarak çözümle. hatta ilk oraya bile sorabilirsin. hepimizden çok şey biliyor kerata.
+5
neira
(05.12.25)
ilişki konuları hariç burada kafa yorulan tutan pek başlık yok. o yüzden gayet normal.
-1
Başka
(05.12.25)
spesifik bir soru sormuşsun bilen çıkmamış gayet normal. bilsek yazardık.

ama bazen kullanıcılarda şunu görüyorum basit bir google araması yapmak yerine buraya yazıyorlar. onlara bilerek cevap vermiyorum
+3
gercekdunya
(05.12.25)
spesifik bir konu, net bilgisi olan dışında kimse cevaplayamaz. almanya'nın şehirleriyle ilgili bilgi/tavsiye sorsan tatile giden, yaşayan birileri fikirlerini yazabilir. sen doğrudan kaynak sormuşsun, hem de almanya'yı bilenlere sormuşsun. kaynağı sağdan soldan duymuş olup almanya hakkında fikri olmayanları da dışarıda bırakmışsın. o yüzden cevapsız kalmış.

sevmeyip de cevap vermeyen de çıkar elbet ama asıl sebebinin bu olduğunu sanmıyorum.
+2
kibritsuyu
(05.12.25)
Bilmiyorum
+1
mezzosprite
(05.12.25)
Bak nasıl veriyoruz
+1
gabe h coud
(05.12.25)
sizin sorunuzu gördüm ama açıkçası zaten benim yapacağım araştırmayı siz yapmışsınızdır diye cevap vermemiştim. küfürbaz veya sık sık hakaret eden birisi olmadığınız sürece sizi niye sevmesin ki insanlar? sizi o kadar tanımıyoruz bile :)

Aklıma gelmişken mesela siz tanışmak istediğiniz insanlar sorusuna beni de yazmıştınız ama öyle bir cevaptı ki acaba ironi mi diye düşünmekten kendimi alamamıştım. sizin mantıkla beni sevmiyorsunuz sanırım diye düşünmem mi gerekiyor? :)
+2
eileengray
(06.12.25)
(12)

İstifçilik sendromu (hoarding disorder) sorunu hakkında yardım

10551037
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri aktaracağım. Uzun yazacağım, bu nedenle zaman ayıracak olanlara şimdiden teşekkür ederim. Uzun yazmamın nedeni ise, ben bir istifçilik sendromu olduğunu düşünmeme karşın başka ve benim düşünemediğim bir sorun da olabilir, belki benzeriyle karşılaşmış biri nokta atış teşhisi koyar.

Kendisi 60-70 yaşlarında. Muhtemelen 2-3 sene önce taşındı, daha eski değil. Ev sahibi değil, kiracı. Eşinin vefat ettiğini biliyorum (Bunu biraz sonra açacağım). Yeni taşındığı zaman eve ara sıra gelen bir beyefendi vardı, evime girip çıkarken ancak kendisi uzun zamandır yok, en azından hiç denk gelmedik. Bu beyefendinin de yaşı az değil, oğlu/yeğeni olması pek mümkün görünmüyor (Münasebetleri nedir hiçbir fikrim yok, zaten konu hanımefendinin özel hayatı da değil. Aralarında bir gönül birlikteliği, arkadaşlık ya da akrabalık değil de bir iş yapıyorlarmış izlenimi almıştım ilk başta ancak yanılmış olabilirim. Neyse, bu detayın çok bir önemi yok sanırım. Beyefendiyi şimdi görsem yüzünü hatırlamam, epeydir yok ortada ya da bana denk gelmedi). Bir kızı olabilir, bir kere evden çıkarken karşılaştık ve asansöre birlikte bindik. Kendisini sadece bir kere gördüm. Taşındıktan kısa süre sonra sokakta bir köpek buldu ve sahiplendi, sanırım dairesinde köpek ve kendisinden başka daimi yaşayan canlı yok (Umarım yoktur, kemirgen varsa vay halimize).

Dairesine hiç girmedim, kapısını da çalmadım. O da aynı şekilde. Haftada 1-2 kere karşılaşıyoruz ve selamlaşıyoruz. Hiçbir gerginlik yaşamadık. Saygılı bir insana benziyor, en azından bana karşı doğrudan bir saygısızlığı olmadığını açıkça söyleyebilirim.

Bizim katta 3 daire var. Benim dairem ortada. Bir uçta sorun yaşamadığım komşum, diğer uçta bu komşum komşum ve asansör mevcut. Asansör kapısıyla komşumun dairesinin kapısı yan yana.

Bu hanımefendi taşındığından bu yana bazı gariplikler gözlemliyorum.

1. Dairenin kapısı sık sık açık oluyor. Anadolu'da küçük ya da orta büyüklükte ve komşuluk ilişkilerinin sıkı olduğu bir apartmanda yaşasak bunu çok garipsemem ancak İstanbul Şişli'de 20 dairenin olduğu büyük denilebilecek ve komşuluk ilişkilerinin özellikle kiracılar arasında görece az olduğu bir apartmandayız. Ben iri sayılabilecek bir erkek olarak kapımı açık bırakmaya asla cesaret edemezken bu hanımefendinin kapısını bir alışkanlık olarak açık bırakması bana hiç normal gelmiyor. Hadi cesaret kısmını geçtim, bizim apartmana sıkça kedi girer. Özellikle garaj kapısından bolca kedi girer ve apartmanda dolaşırlar. Bunlar biraz yüzsüz arkadaşlar, eve de dalarlar, başıma geldi birkaç kere. Sadece kedi girmesi riski dahi kapımı kapalı tutmak için yeterli ki garaj denen yerde zaman zaman fare olması da bana garip gelmez.

2. Kapı bazen sonuna kadar açık, bazen de uzaktan bakıldığında kapalı olduğunu düşünülecek kadar örtülü oluyor. Kapı eskiden sonuna kadar açık olurdu, son zamanlarda açık olduğu zamanlarda ise hep örtülü. Kapı sonuna kadar açıkken ben, kardeşim ve annemin farklı zamanlarda gördüğümüz kadarıyla, antrede yığın halinde çeşitli ve bizce garip eşyalar vardı. Bazen kırpıntı denebilecek tekstil artığı kumaş parçaları (bizim sokakta bol miktarda ufak çaplı tekstil atölyeleri mevcut), bazen onlarca çift ayakkabı (buna tanık olduğumda dairenin antresinin ışığı kapalı olduğu için ayakkabıların eski mi yeni mi olduğunu göremedim, bir de dairenin içine dik dik bakmak istemediğim için anlık bakıp şaşırıp kafamı çevirdim.) bazen çok sayıda koli/paket (bunları gördüğüm zaman yukarıda bahsettiğim beyefendiye de denk geldim, bu paketleri birlikte satıyorlar diye düşünmüştüm), bazen kocaman bir çalışma masası ve kanepe (daire taş çatlasa 70 m2, yani küçük bir daire ve antrede kanepe var) gibi dairenin doğal dokusuna uymayan, sanki dışarıdan getirilmiş gibi duran, daireye sığması pek mümkün olmayan garip eşya kümeleriyle karşılaştık.

3. Şunu mutlaka söylemem lazım: Elinde az ya da çok fark etmez, ilk bakışta garip gelen eşyalarla daireye girdiğini görmedim ancak oldukça geç (geceyarısı 2, bazen 3) saatlerde zaman zaman asansörün bizim kata geldiğini ve komşumun kapısının açılıp kapandığını duyuyorum (Eğer gerçekten istifçiyse, 20 daireli büyük bir apartmanda elinde garip eşyalarla içeri girerken mümkün olduğunca dikkat çekmemek için bazı taktikler geliştirmiş olabilir ancak ben kendisinin istifçi olduğundan yeni yeni şüphelenmeye başladığım için giriş çıkış seslerini bu düşünceyle takip etmedim ve değerlendirmedim). Arada elinde bez torbalarla geldiği oluyor ancak bunların içinde ne olduğunu bilmiyorum.

4. Sokağa köpeğini gezdirmeye çıkıyor ancak yanında eski bir bebek arabası oluyor. Biraz korku filmi tadında olduğunun farkındayım ancak meraklı görünmemek ve garip durmamak adına cesaret edip de bebek arabasının içine bakmaya fırsatım olmadı, bu nedenle arabanın içinde bir şey olup olmadığını bilmiyorum.

5. Yakın zaman önce annem bendeydi. Annem evden çıkarken hanımefendiyle çıkarken karşılaşmışlar ve kısa bir sohbet yapmışlar. Hanımefendi anneme "Eşimin vefatından sonra böyle oldum." demiş. "Böyle oldum" lafına dair bir açıklama yapmamış, annem de sormamış.

Bu ilk 5 maddede beni rahatsız eden bir durum yoktu ancak yaklaşık 1,5 senedir beni rahatsız eden ve komşuluk denen kavram dikkate alındığında yaşanmaması gereken olaylar yaşanmaya başlandı.

6. Köpeği evde tek başına bırakıp dışarı çıkmaya başladı ve köpek hanımefendinin evde olmadığı saatler boyunca havladı. Bu durum birkaç gün boyunca devam etti. Sıkça evden çalıştığım için bu duruma ilk elden tanık oldum. Birkaç gün sabrettikten sonra hem köpeğe üzülmem hem de köpeğin gürültüsünün çalışma ortamımı bozması nedeniyle kapısına bir not yazarak köpeğin gün boyu havladığını belirterek köpeği evde tek başına bırakmamasını rica ettim. Bu durum bir daha tekrarlanmadı.

7. Yakın zaman önce zaten dar olan merdiven sahanlığına bir çalışma masası konuldu. Oturduğum katta 3 daire olduğu için bunu hangi komşumun yaptığından emin değilim ancak şüphelerim bu soruma konu olan komşuma yöneldi. Hemen aksiyon almak yerine bir süre beklemeye karar verdim. Aslında hemen aksiyon alsam yanlış bir şey yapmış olmazdım çünkü bu masa hem sahanlığı ciddi anlamda daraltıyordu, hem de benim kapımın dibine itilmiş vaziyetteydi. 3-4 gün bekledim. Masa yerinden kıpırdamadı. Yine doğrudan bir tartışmaya girmemek adına bu sefer apartmanın girişindeki panoya ve asansöre bir not yazarak masanın sahibinin masayı ortak alan olan apartman sahanlığından kaldırmasını rica ettim. Masa ertesi gün kaldırılmıştı.

(Bu noktada iki olay için de neden doğrudan konuşmak yerine not yazdığım sorulabilir. Bunun birkaç temel gerekçesi var: İlki, ben bekar bir erkeğim ve hanımefendi de en azından annem yaşında bir kadın. Akıl sağlığı/dengesi ve muhakemesi ne durumda olduğunu bilmediğim biriyle, hele erkek olarak bir kadına şikayetimi iletmeye cesaret edemedim çünkü nasıl tepki vereceğini bilmiyorum. İkincisi köpek olayında sesin nereden geldiği belliydi ancak masa olayında masayı kimin bıraktığından emin olmadığım için, kimin yaptığını bilmeden doğrudan şüphelendiğim komşuma gitmek doğru olmazdı. Bir gerekçe daha var, bunu 9 numaralı maddede açıklayacağım ve en önemli sorun da o zaten.)

8. Rahatsızlıklarımın arttığı ve artık komşuluk ilişkisi bakımından işin katlanılamaz hale gelmesinden korktuğum olayların başlangıcını anlatayım: 6-7 ay önce komşum kısa aralıklarla tavada birkaç kere balık kızarttı. Bu kızartmalar sırasında daire kapısı açıktı. 10 katlı apartmanın daracık sahanlığını korkunç bir balık kokusu kapladı. Ben balık severim, kızarmış balık kokusu bana pek koymaz ancak bu öylesine korkunç bir kızartmaydı ki asansörden inip dairemin kapısını açana kadar gerçekten perişan oldum. Bu kızartma fasıllarından birinde annem ve babam da bendeydi ve onlar da oldukça rahatsız oldular. Neyse ki kapımın etrafında güzel bir conta var ve bu conta kokuyu çok iyi izole ediyor. Balık kokusu dairemin içine hiç girmedi diyebilirim. Bu nedenle sadece apartman sahanlığında maruz kaldığımız kızarmış balık kokusuyla, yani görece düşük bir hasarla meseleyi atlattık.

9. En sıkıntılı konuyu sona sakladım. Komşum yaklaşık son 6 aydır dairesinin kapısını sonuna kadar örterek açık bırakıyor. Kapı örtülü olduğu için içeride ne var ne yok bilmiyorum ancak sorun şu: Daireden gerçekten kesif ve kötü bir koku geliyor. Komşumun kapısıyla asansör yan yana. Asansörü çağırdığım zaman, eğer kapı açıksa asansörün kapısının önünde beklemek imkansız, öyle kesif bir koku geliyor. Bu durumda birkaç adım geri atıp, asansör ve komşumun kapısından 2-3 metre uzaklaşıp, asansör kata geldiğinde burnumu kapatıp hızlıca asansöre binmek zorunda kalıyorum (Ne yazık ki, ben de kokuya karşı fazla hassasım hoşlanmadığım kokular beni herhangi bir insana göre çok daha büyük bir hızla kusma seviyesine getiriyor). Bu arada, bu koku öyle ölü hayvan kokusu falan değil, ondan neredeyse eminim. Nasıl bir koku derseniz elbette tarif etmesi zor ama muhtemelen çok uzun süre temizlenmeyen bir ev, içindeki çok sayıda gereksiz (hatta belki de çöpten toplanan) eşya ve evde yaşayan köpeğin kendi kokusundan oluşan, bilmediğim başka şeylerin de kokusunun eklendiği ve kronikleşen bir kokudan bahsedilebilir sanki (Bu arada hep aynı kokudan bahsediyorum. 1 hafta önce başka 2 hafta önce daha başka bugün başka bir koku değil). Buraya kadar yazdıklarım doğrudan bir istifçilik sorununu tek başına ispatlamasa da özellikle koku meselesi bana istifçilik ya da benzeri bir sorun olduğunu düşündürüyor. Bu koku meselesi komşumun kapısını çalmamam için en önemli gerekçe çünkü o koku beni en fazla 15 saniye içinde kusma noktasına getirir.

Şimdi gelelim benim derdime, sınırlarıma ve olası (ya da olamayacak) çözüm önerisi taleplerime:

Sorunlar:

1. Komşumun evinde ne yaptığı beni rahatsız etmediği ve komşuluk nezaketinin dışına çıkmadığı sürece umrumda değil. Beni ilgilendirmez. Ancak gerçekten istifçiyse bazı riskler var tüm apartman için. Bunların en önemlisi yangın. Okuduklarıma göre yangın riski denen istifçilik sendromundan muzdarip insanların evlerinde (çöp ev) herhangi bir eve göre çok daha yüksek ve bu durum oldukça riskli.

2. Elektrik ve su tesisatında çıkabilecek olası sorunlar: Buna dair çok yeni bir haber yapılmış, çok tatsız tecrübeler mevcut: www.milliyet.com.tr

3. Koku. Şimdilik komşumun dairesinin kapısı kapalı olduğu sürece neredeyse sorun yok (hafif bir koku geliyor ama katlanılamayacak gibi değil) ancak kapı açıkken gelen koku, menzili şimdilik düşük olsa da etkisi yıkıcı.

Olası çözümler ve sınırlar

1. Dava yolu ile tahliye etmek: Hukuken mümkün ancak son derece zor. Ayrıca sağlayacağı yarar da son derece düşük çünkü dava oldukça uzun süreceği gibi, ben de kiracı olduğum için yarın bir gün bu evden taşınma olasılığım var. Kendim bir avukat olarak, bu sorunun mevcut yargı düzeni içinde çözülmesini pek mümkün görmüyorum. Ha dava kazanılır ama o kadar uzun sürer ki davayı kazandığımıza değmez. Hele şu ekonomik şartlarda koku en azından sadece beni, belki bir de bulunduğumuz kattaki diğer komşumu rahatsız ederken, diğer dairelerin bu durumdan haberi bile yokken böyle bir hukuki mücadeleye girişecek enerji ve para ayıracaklarını hiç düşünmüyorum. Bu seçeneği doğrudan eledim.

2. Konuşmak: Kendisiyle konuşmak yararsız olacaktır. Bu insanlar gerçekten psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyuyorlar ve bu desteği benim sağlamam mümkün değil. Hanımefendinin adını bile bilmiyorum. Zilde yazmıyor. Yeni taşındığında gelen bir beyefendiden bahsetmiştim, aylardır görmedim. Kızı olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı, onu da aylardır görmedim. Bu seçenek de çıkmaz sokak.

3. Konuyu apartman yöneticisine götürmek: Yöneticimizi çok az tanıyorum ve kendisi bu topa girecek biri değil. Hoş, yönetici ben olsam ben de tek başıma bu topa girmezdim. Bu konunun apartman içinde konuşulması ve yöneticiye bu konuda kat maliklerinin desteğinin verileceğinin söylenmesi için kat maliklerini toplantıya çağırmak gerekir ancak bu toplantıdan çıkacak sonuç da en iyi ihtimalde yargı yoluna başvurmak olacaktır, bu yol yukarıda anlattığım gerekçelerle çıkmaz sokak. Kaldı ki kat malikleri de yumurta kapıya dayanmadıkça harekete geçmeyecektir.

Bu konuda biraz okuma yaptım, bazı ufak araştırma/belgeselimsi videoları ve psikiyatri uzmanlarının yorumlarını izledim. Biraz da haber okudum. Durum sıkıntılı, böylesine bir sorunu çözebilen bir komşuya rastlamadım. Tüm haberlerde bir lanet etme ve isyan mevcut.

Sorum şu: Böyle bir durum yaşayan kimse var mı? Varsa, ne gibi yöntemler izlediler? Bu yöntemler neler oldu, başarılı ve başarısız yöntemleri benimle paylaşır mısınız?
-9
10551037
(05.12.25)
bi önceki yaşadığımız apartmanın en alt katında böyle bi hoarder vardı şüpheye yer bırakmayacak şekilde. çöpe bişey atardık, eski eşya vs. giderdi alırdı 5 dk içinde. Sokaktan görünüyordu dairenin içi, yürümeye yer kalmayacak şekilde doluydu. Orda yaşadığımız süre boyunca korktum o daireden çünkü yangın tehlikesi de oluşturuyormuş bu hoarding olayı.
apartman grubundan çıkmayı unutmuşuz, geçen bir mesajlaşma oldu o dairenin içinin boşaltıldığıyla ilgili, taşınma gibi değil de çöplerin çıkarılması.
Yangın tehlikesi olmasından hareketle acaba belediye aranabilir mi?
0
turk kizi
(05.12.25)
Neden eksi vermişler onu anlamadım. Çok ilginç bir durum bence. Üstelik yangın ve istifçilik bağlantısı aydınlanma yaşatti. Yeni bir şey öğrendim. Çözüm için o kokudan yola çikilarak apartman sakinleriyle yöneticiye danisilamaz mi acaba. Yazı uzun olduğu için gözden kaçırmış olabilirim üç daire sanırım kalabalık bir apartman değilse sizden başka şikayetçi olan yoksa onu bilemedim. Ama bir kişi bile varsa ortak hareket edilebilir belki.
0
egerbiryolcu
(05.12.25)
belediyeye şikayet et.

uzun uzun ve düzenli tertipli yazmışsın. helal olsun bro.
+1
gabe h coud
(05.12.25)
Ben olsam önce apartman yönetimine sorarım, buradan kokular geliyor, komşunun garip garip huyları var, iti de sürekli havlıyor derdim. Bence yöneticilerde o dairede oturan kişiyle ilgilenen kimsenin telefonu da vardır, şikayeti ona iletirler. Baktım ilgilenen yok, direkt belediye melediye neresi yetkiliyse gider şikayet ederim.
0
lamborcini
(05.12.25)
Komşu istifçi sen obsesif ters denk gelmişsiniz.
+3
mikahakkinen
(05.12.25)
Avukat olduğunu söylediğin için daha iyi bilirsin ama elinde somut bir delil var mı? Bana bunların hepsi şüphelere dayanan tahminler gibi geldi. Mesela hiç bir bahaneyle kapısını çalıp bir şey ikram ettiniz mi eve göz ucuyla bakabilmek için? Yani elinizde bu durumu ispat edebileceğiniz net bir şey var mı?

Onun dışında o pis koku hemen hemen her yaşlının evinden gelen bir şey. Benim alt komşum da 90larında olduğunu tahmin ettiğim bir hanım, yanlız yaşıyor ama her kapıyı açtığında burun yakan bi rutubet kokusu yayılıyor evden. Onun bir altında da 80lerinde olduğunu düşündüğüm bir bey yaşıyor onun evden de benzeri ama daha hafif bir rutubet kokusu geliyor (+ yasal dozda olduğunu düşündüğüm kenevir kokusu ama bu konu dışı :D).

60-70 arası henüz tam anlamıyla yaşlı kategorisi sayılmaz bana göre ama yaş giderek ilerledikçe genel anlamda bir biriktirme hobisi gelişiyor çoğu insanda. Bazen eskiye özlem, bazen vefat eden yakınlarını yanlarında hissetmek için, bazen de çoluğu çocuğu torunu annesinin/anneannesinin evlerini depo gibi kullanmasından ötürü eşya birikimi olabiliyor.

Şüpheleriniz mantıklı ama somut bir şey var mı elinizde şikayet ettiğinizde gösterebileceiniz?

Ben de öncelikle apartman yönetimine durumu bildirip toplantı yoluna gidilip başkaları da bu şekilde şüphe etmiş mi ne yapılabilir diye tartışma ortamının yaratılmasını daha mantıklı buluyorum ilk adım olarak.
0
truf
(05.12.25)
@turk kizi: Bir arkadaşım belediyenin müdahale ettiğine dair daha detaylı bilgi verdi, belediyeyle görüşeceğim.

@egerbiryolcu: Apartman kalabalık, 20 daire var. Eksi verenlerin neden eksi verdiklerini ben de bilmiyorum, gelip delikanlı gibi açıklama yaparlarsa anlarız. "Rezalet puanı" denen eşikleri yüksek olabilir, gelen koku bu kadar uzun soru sormaya değmez diye düşündüler herhalde, en azından aklıma gelen ilk şey bu oldu.

@gabe h coud: Rica ederim. Belediye önerisi yoğunlaşıyor, görüşeceğim.

@lamborcini: Yönetici durumun farkındadır, farkında olmak zorunda çünkü kendisi her ay aidat topluyor. Kapıyı her çaldığında evden gelen kokuyu almaması imkansız. Ancak aidatı havale vs yoluyla komşumun bir yakını ödüyorsa durumdan haberi olmayabilir.

@mikahakkinen: Obsesyon nedeniyle hiçbir şey yapamaz hale gelen birini ve tedavi sürecini yakından gördüm. Herkesin bazı sorunları elbette var ancak obsesyondan bahsedilmesi için bu obsesyonun kişinin günlük hayatına zarar vermesi gerekir. Kendimin ve etrafımdakilerin görebildiği kadarıyla bende günlük hayatıma zarar veren bir obsesyon yok. Kaldı ki davulun sesi uzaktan hoş geliyor, kapısından gelen kokuyu alsan ondan sonra anlarsın ben mi obsesifim yoksa burada sıkıntılı bir durum mu var.

@truf: Yaşım ve hayat tecrübem gereği bu kokunun öyle her yaşlının evinden gelmediğini kolayca bilebilecek konumdayım. Bizim de yaşlı akrabalarımız ve eşimiz dostumuz var ve evden gelen koku, herhangi bir koku değil. Hele öyle herhangi bir rutubet kokusu falan hiç değil. Evine gidip bir şey ikram edebilmem söz konusu değil çünkü o kokuya ben dayanamam. Yakın zaman önce bu kokuya benim tarafımdan tanık olan başka kişiler de oldu ve kokunun dayanılır gibi olmadığı hususunda oybirliği ile hemfikiriz. Elimde kokudan başka somut bir veri yok ancak hanımefendinin taşındığı sürenin başından itibaren gözlemlediğim hususlar bir anomali olduğunu ortaya koyuyor, bunu da sorumda detaylı bir şekilde ifade ettim. Derdim de sadece evin temizlenmesi ya da son kertede komşumun tahliye edilmesi değil çünkü bunlar yapılsa dahi sorun çözülmüyor, sadece öteleniyor ve başkalarının sırtına yükleniyor.
0
🌸10551037
(05.12.25)
Önce yönetimle konusun. Ardindan durumu belediyeye bildirin. Belediyelerin psikososyal destek birimleri vs de var. Yardimci olabileceklerini tahmin ediyorum.
Ayrica yazi diliniz cok akici, hikaye okuyormusum gibi akti okurken. Tebrikler.
0
chihirovekohaku
(05.12.25)
Alakasız anlatımınız çok hoşuma gitti, rodingot vs gibi kelimeler de olsa hiç şüphe etmeden bu metnin bir dostoyevski romanından alıntı olduğuna ikna olabilirdim :) onun için artı oy verdim;

Yalnız millet niye bu kadar eksilemiş anlamadım. Hasta bu insanlar :))
-2
makbur
(05.12.25)
@chihirovekohaku: Teşekkürler. Belediye ile görüştüm biraz önce. Düşündüğüm gibi sorunu tamamen çözemiyorlar (öyle bir beklentim de yoktu elbette) ancak beklentimin aksine, olumlu yönde daha fazla adım atabiliyorlarmış. Ben açıkçası belediyenin de hiçbir şey yapmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Başvuru halinde evdeki çöpleri atıyorlarmış ancak temizlik yapmıyorlarmış. Temizlik yapılmaması ne yazık ki son derece anlaşılır, öyle bir temizlik için ciddi emek/saat tahsis edilecek ancak o ev en kısa sürede eski haline geri gelecek. Belediyede bu işi ben yönetsem, ben de temizlik işine girmezdim sanırım.

@makbur: Teşekkürler. Rus edebiyatının vazgeçilmesi olan kavram ve sözcükleri de kullanabilirim ancak sorunu son derece basit ve duygulardan arınmış bir şekilde anlatmama karşın sessiz bir tepki alıyorum. Biraz daha edebi bir tarafa kaysam buradaki Tiktok insanları muhtemelen uzun yazı zehirlenmesi geçirir, tedavi olarak aralıksız 5 gün Tiktok, Reels ve Shorts izlemek zorunda kalırlar ancak yine de kalıcı hasar riski devam eder :)

Eksi verenler azıcık delikanlıysa neden eksi verdiklerini yazsınlar. Ciddi bir şey yazıyorlarsa, ben bu yazıda bir hata yaptıysam açıkça söylesinler ben de üzerinde düşüneyim hatalıysam hatamı kabul edeyim. Yok, buna bile zaman ayırmaya değmeyecek bir durum varsa uğraşmasınlar beni engellesinler. Bu soru nedeniyle beni kimse engellememiş, önceden engelleyen sadece 1 kişi vardı ve engelleyen sayısı artmamış. Eksileyenlerin kim olduklarını bilsem, bu teklifim üzerine makul bir süre içinde (mesela 1 hafta) eleştirilerini bana iletmemeleri halinde hepsini engellerim ama kim olduklarını bilmiyorum.
+1
🌸10551037
(05.12.25)
Belediye durduk yere müdahale edemez. Babamın hâlâ yaşadığı apartmanda cidden çöp eve dönüşmüş bir daire var. Apartman yönetiminin topladığı imzalarla belediyeye şikâyet edildi, belediyeden görevliler gelip "şikâyet var, böyle yapma" dediler ama sadece ortak alandaki eşyalara (apartman eskiden sobalıydı, bodrum katta bir koridor boyunca her dairenin depo olarak kullandığı kömürlükler ve bu koridorda kadının saçma saçma eşyaları vardı) müdahale yetkileri var. Tekrar tekrar şikâyet edildikten sonra (yanılmıyorsam belediye tarafından) dava açıldı, dava biraz sürdü, dava sonuçlandıktan sonra belediye ekipleri daireyi boşaltmaya geldiler. Ama öncesinde "şu tarihte geleceğiz" diye bildirim gönderdikleri için kadın o sırada kendince kıymetli bulduğu şeyleri evden çıkarıp bir yerlere tıktı. Evden kamyonlarca çöp çıkmasına rağmen kısa zamanda yine doldurmuş diyordu diğer komşular.

Hastalığı çeken için de çok zor, böyle biriyle komşu olmak da çok zor. Kolay gelsin. Bence yöneticiyle görüşüp öyle ilerleyin, "o toplara girecek biri değil" diye bir şey yok, yöneticinin ilgilenmesi gereken bir konu nihayetinde.
+2
kobuzchu kiz
(05.12.25)
Halk sagligi sorunu degil mi sonucta.. belediyeye basvur bence ya da kaymakamlik. Hastalik yayilmasindan korktugunu soyle

Muge anlida boyle evleri belediue ekipleri temizliyor :))) mudahale ediliyor
0
üğpoıuy
(19.01.26)
(2)

Kredi kartı ile fiziki altın alabileceğimiz güvenilir bir site var mı?

Bartebly
sb
sb
0
Bartebly
(04.12.25)
Nadir Gold
Tuğrul Kuyumculuk
Ahlatçı

Ben Ahlatçı'dan alıyorum. PTT ile geliyor.
+1
gabe h coud
(04.12.25)
Nadir Gold'tan 3-5 defa aldım. Bir sorun çıkmaz orda. Bilezik türü şeyler diyorsan, Çiçek Dede'nin hep oralardan aldığını söylediği 3-5 yerin listesini verdiği bir video vardı. Onu bul istersen.
0
Mirket
(04.12.25)
(9)

İlk izlenimde ezik algılanmamak için

egerbiryolcu
Bu kelimeden nefret ederim ama sanıyorum ki insanlar tarafından böyle algilanabiliyorum ve bu durum da artık gına getirdi. Beni yıllarca tanıyan insanlar az çok fikir sahibidir hakkimda. Ama onlar bile beni tam tanımıyor bence. Kimi sessiz biri olduğumu kimi nazik biri olduğumu laf arasında dile ge
Bu kelimeden nefret ederim ama sanıyorum ki insanlar tarafından böyle algilanabiliyorum ve bu durum da artık gına getirdi. Beni yıllarca tanıyan insanlar az çok fikir sahibidir hakkimda. Ama onlar bile beni tam tanımıyor bence. Kimi sessiz biri olduğumu kimi nazik biri olduğumu laf arasında dile getirir. Ama eskiden kırıcı şeyler de duyardım. Garip olan şey ise beni çok kısa süredir tanıyan bir insan bile "sen öyle biri değilsin sen tartismazsin ama ben yaparım ederim" gibi kendini güçlü konumlandirdigi cümleler kurabiliyor. İş yerinde mesela mobinge ugramistim. Mobinge ugramamin sebebi ise müdür yardımcısına karşı hakkımı savunmak, benim için skandal bir düşünce yapısına sahip olduğu için bunu dile getirmek olmuştu. Ben bu durumdan bir yıl muzdarip oldum bunu sorguladığımda ise insanlar bana sen sessizsin işte o yüzden üstüne gelmiş diyolar. E ama aksine kimse sesini çıkarmıyordu ben hakkımı savundum diyorum daha ne yapayım. Yakın zamanda üniversitede bir hocam beni fazla tanımadığı halde arkadasimla beni kiyaslamisti o senden daha zeki diye. Bunu ona düşündüren tek şey arkadaşımla daha önce iletişimde olması, arkadaşımın o hocaya hediye vermesi ve ortak projemizi direkt hocaya arkadaşımızın anlatması yani "yoğun girişkenlik"ti. Zira diploma notum, kpss puanım ve hocanın bayildigi proje fikrinin tamamen bana ait olması ortada. Üstelik bilen bilir duyuruda kendime yukleniyorum diye uzunca bir yazı yazmıştım. Tüm bunları yaşayıp sorumluluklarının bilincinde, hayallerime hayal katmaya devam eden bu yolda kimseyle uğraşmayan ama her ne sebeple insanların sıklıkla incitici söz ve davranışlarına yoğun şekilde maruz kalan biriyim. Dün gece mesela maruz kaldığım kabaliklardan biri aklıma geldi ve ağladım. Kimin ne hakkı var ki beni uykumda üzmeye.

Arkadaş ortamlarında şoyleyim. Samimiyet hissettiğim yerlerde kendimi açarim esprili biriyim herkesin sadiginin aksine konuşmayı anlatmayı da çok severim ama eğer rahatsız olduğum şeyler varsa kabuğuna çekilirim sessiz kalırım. Rahatsızlıktan kastım kötü şeyler değil sadece, mesela diyelim herkes aşırı konuşkan ben kimsenin sözünü kolay bölemem veya eskiden daha çok yapardım bunu biri bana bir şey sorarsa laf atarsa konusurdum. Bunu tabii astım ama yine de herkes o kadar hararetli konuşuyor ki lafa bir türlü giremiyorum.

Eskiden insanları çok alttan alırdım kendim kirilsam da onlar kırılmasın diye sineye çektiğim çok şey olurdu. Bu durumu da aşmaya baaladim. Hayatımdan insan cikarabiliyorum çok sevdiğim bir insan bile olsa baktım ki beni aptal yerine koymaya başlıyor artık yine çok kırıcı olmadan defteri kapatıyorum. Ağır şekilde üstüme gelenlere ise ona göre ben de karşılık veriyorum. Eski affediciligimi bilen insanlarda şok etkisi yarattığına şahit oldum.

İş meslek hayatı olarak ise çaliskan biriyim. Bunu baskalarindan da duyardım ama çok dillendirmeden fotograflamadan videolamadan yuruturdum calismalarimi (öğretmen). Hiç ders işlemeyen bir öğretmen bana "bu sene bı tık daha aktifsin" gibi bir cümle kullanmıştı şok olmuştum. Kendisi branş dersimizde çocuklara hiçbir şey yaptirmiyordu benim sınıfındaki çalışmalar duvarlarda bariz belli velilerin olumlu donusleri belliyken.

Okulda da kimseyle çok konuşmazdim dediğim gibi ilişki kurmakta zorlanır ve tek takilirdim. Bu kız niye hiç gülmüyor diyeni bile duydum.

Yani canımı sıkan o kadar çok şey yasamisimdir ki bunlar ilk aklıma gelenler. Takildigim şey kendi halimde olan ama gayet zeki çalışkan insan ilişkilerinde de nazik kavgacı olmayan biri olmak. Bunların sonucu zorbalanmayi mi hak etmek oluyor?

Ben de diyorum ki artık insanlara başka yüzümü göstereyim kimse hafife almasin haddini aşamasın. Mesela bu bir yeni arkadaş veya iş ortamı olabilir. İlk izlenimde böyle algilanmamak için nasıl davranışlarda bulunulmalı. Belki hiç yapmadığım farkındalığımın artacağı şeyler önerirsiniz.

Teşekkürler simdiden.
0
egerbiryolcu
(02.12.25)
En başta öz güvenini arttır. Bunun başı spor. Haftada 1 gün yüz. Duruşun düzelir. Bazı kızların duruşu çok kötü. Dik yürü. Ağırlık çalış.

Biraz ukala olmayı dene.
0
arbre
(02.12.25)
Duruş bozuklugum var evet yoksa fiziğim boyum çok iyi onu asmaliyim.
Ukala olmak bunun üstüne de çalışmam gerek sevdim bu öneriyi. @arbre
0
🌸egerbiryolcu
(02.12.25)
ben de ayni sebeplerden terapiye basladim, bana cesitli sebepler saydi boyle olmamiza neden olmus olacak. henuz aktif olarak bir degisimde bulunmadim kisa suredir yaptigim icin fakat farkindaligim artti, bu da degisimin ilk adimi gibi dusunuyorum. iplenilmemek konusu bazen cok canimi sıktığı için yakın zamanda en yakın arkadaşıma yakınıyordum (benim onu iplediğim kadar onun beni iplememesi konusunda), ters tepti, alıştığı insan farklı birşey söylemiş olunca resmen çıldırdı ve gerçek yüzünü görmüş oldum.

çare aktif olmak, başkaları ne der diye düşünmemek, bu da özgüvenin daha sağlam olmasına bağlı, kendine ne kadar inanırsan başkalarını o kadar az takarsın. uzun yıllarda oluşmuş karakterin hızlıca değişmesini beklemek gerçekçi olmaz ama, baby steps.
0
mirafiori
(02.12.25)
sen normalsin de sana şöylesin böylesin diyenler anormal olmalı. kendini değişitirmen gereken bir durum yok. insan şöyle birine dönüşmeliyim diyerek o kişi olamıyor. sadece tavırlarını ve insanlara yaklaşımını değiştirebilirsin o kadar. hem onlara kendini ispatlamak zorunda degilsin.

gora da ceku diyo ya arif ben dünyaya ayak uydurabilecek miyim? bırak dünya sana ayak uydursun diyo o misal.

dert etme sen öyle de güzel bir insansın.
+4
koela
(02.12.25)
İs hayatında karşılaştığın zorbalıklar meslektaşlarımızın genelinin düşük IQ lu olmasından kaynaklanıyor. Ben de genelde zorbalanırdım öğretmenler odasında. O kısmı mümkünse kafana takmamaya çalış. Diğer alanlarda neyi nasıl halledersin bilemiyorum, terapi yardımcı olabilir.
+1
sekizdokuzon
(02.12.25)
mutlak sevdiğin, sevildiğin bir insan sana gözlemlerini iletecek ve sen de bunları süzgecinden geçireceksin. ablama dişlerini yaptır ablacım derim. kardeşime de saçlarını kısa kestirme derim. başkasına demeyeceğim şeyler bunlar. yoksa herkesin bir çıkarı var ve samimi değiller. mutlaka sebebi dışarıdan belli oluyordur, farkında olmanı sağlayacak insanlara danış.
0
gabe h coud
(02.12.25)
daha az empati yap. daha fazla kendini sev. önceliğin kendin olsun. yüksek enerjili ol. bu otomatikmen özgüvenini arttıracak. sonrasında baskın taraf haline geleceksin ve bu sorunları yaşamamaya başlaycaksın. bu hayat sporunu yapmak istiyorsan pr'ını reklamını iyi yapacaksın bir de.
0
archmeister8
(02.12.25)
@arcmeister8
O kadar doğru bı şeye değindin ki gerçekten aşırı empati kuruyorum dediğim gibi eskiden beni aglatsalar bile karşılık versem onları uzmekten cekinirdim. Halbuki yalnızlığı seven de bir insanım ama dışardan kendime bakınca sanki insanlar benden vazgecmesin diye her şeye katlaniyorum. Halbuki öyle değil. Empati olabilir sebep.
+1
🌸egerbiryolcu
(02.12.25)
ukala falan olmayı kesinlikle deneme herkes nefret eder senden.

bu tamamen özgüvenle alakalı. sakin ol. her şeye atlama, dinle, ortama adapte olunca sen de hafif hafif kaynaş.

güzel giyin, gerekirse bi tık daha fazla harca görünümüne, bakımlı ol, saç sakal vs. güzel kok.

biraz spor yap, duruşun düzelsin vs.

ama ukala asla olma.

kibar ol, ufak iltifatlar et.

vs. vs.
0
gurur
(02.12.25)
(8)

Siz de kötümser misiniz?

gnosis
Ülke ve dünya gündemi, gelecekle ilgili kaygılar, hastalıklar, yolunda gitmeyen işler derken son yıllarda iyice kötümser birine dönüştüm. 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağına pek inanmıyorum. Sonuçta her şey algıyla ilgili ama objektif olarak bakınca gidişat kötü değil mi? Aksine inanmak da biraz Po
Ülke ve dünya gündemi, gelecekle ilgili kaygılar, hastalıklar, yolunda gitmeyen işler derken son yıllarda iyice kötümser birine dönüştüm. 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağına pek inanmıyorum. Sonuçta her şey algıyla ilgili ama objektif olarak bakınca gidişat kötü değil mi? Aksine inanmak da biraz Pollyannacılık gibi geliyor.

Kötümser: dünyada iyi şeylerden çok kötü şeyler olduğuna inanan, gelecekten umudunu kesen, her şeyin sonunu ya da belli bir işin sonunu kötü gören (kimse).
0
gnosis
(02.12.25)
bazı arkadaşlarım bana çok kızıyor ama kurt yediği ayazı unutmaz misali geçmişte yaşadığım sıkıntılardan maddi problemlerden vb. dolayı her şeyin en kötüsünü düşünür ona göre hazılanırım ama duruma göre hareket ederim. bu bence realist olmaktır. dediğin gibi ülkemiz ve hayat şartları çok bi polyyannacılık oynanılacak gibi değil. realist olup ayağımızı yorganımıza göre uzatmazsak, b planı c planı yapmazsak işimiz zor.


geçen bir youtube videosu daha doğrusu reklamı izledim. hayvancılıkla uğraşan bir adam yakında para geçmeyecek hayvanı olan hayatta kalacak diyordu. hak vermemek elde değil.

1 yumurta 10 lira başka sözüm yok.
0
Fodera
(02.12.25)
(git: 1613457) nolu duyuruya verdiğim cevabı kopyalıyorum:
——alıntı——
Türkiye'deyim. Tadım hiç kaçık değil şu sıralar. Çok kaçtığı zamanlarım da oldu. Bu biraz sizinle de alâkalı.

Hep söylerim, her çeşit kriz ortamında (sağlıksal, ekonomik, sosyokültürel, afet vs. ve hatta savaş) gerek ekonomik olarak büyüyen, gerek maddi/manevi üretebilen insanlar hep var olmuştur. İdeal koşulların oluşması için çok beklememek, adapte olmak, pozitif yaşamayı öğrenmek lazım.

Bugün 42 oldu yaş. Hayattan öğrendiğimden biri budur. Sakın "memleket güllük gülistanlık" anlaşılmasın. "Samanlığı seyran etmek" bahsettiğim şey.

Türkiye'den çok beter ve çok güzel yerler bolca mevcut dünyada.

Psikolojide dış etkenlerin katkısı bir ise, iç dünyamızın on...
——alıntı——

Kötümser olmamak, mevcut koşullarda pozitif şeylere odaklanmak lazım. Kendimizi kandırmaktan bahsetmiyorum. İnsanoğlu toba felaketinde bile yaşamayı başarabilmiş. Adapte olup mücadele etmek lazım. Şu anda dünya 2. Dünya savaşı yılları kadar kötü değil mesela. Ama güllük gülistanlık da değil. Karamsarlık insanı mutsuz ve işlevsiz yapar. Umut ve mücadele lazım.
+1
yadigar
(02.12.25)
hep kotumserim, cunku eninde sonunda (bkz: murphy's law)
youtu.be
0
cooperr
(02.12.25)
hersey yolunda diye yillardir kendimi uyutuyordum. taa ki gecen sene 2 ay yurtdisinda yasayincaya kadar. dondugumde aslinda herseyi sadece idare ettigimiz gercegini idrak ettim. yok marmariste yasiyorum, yok param var, evim var, arabam var, sporumu yapiyorum, manitam var vs.. hepsi sadece makyaj. gun sonunda sokaga cikip trafikte bagiran, lokantada kaziklayan, apartmanda kavga eden, televizyonda zirlayan tipleri gorunce birim anlaminda yasam kaliten dusuyor. kotumserlik bana gore degil cok saglıksız. polyanna da sayilmam. her kotu olaydan bir ders, ders yoksa motivasyon yukseltme firsati olarak gorurum. kotumser olan yada guzellemesi yapan biriyle asla isim olmaz. kotumser olunca noel baba catidan gelip oyuncak vermeyecek.

www.youtube.com
+1
buenosdias
(02.12.25)
sıfır kötümserim. %100 iyimserim demek değil. küçük şeylerin tadını çıkarıyorum ve azla mutlu olmayı becerebiliyorum. az da denmez. elimdekiyle.
+2
gabe h coud
(02.12.25)
Kötümser olmayanlar her şeyin iyiye gittiğine ve düzeleceğine mi inanıyor? Mesela ben yukarıda değinilen toplumsal sorunların da her geçen yıl daha kötüye gittiğini ve gideceğini düşünüyorum. Seneye daha çok çatışma olacak, daha çok çocuk işçi ve çocuk suçlu olacak, dolandırıcılık olayları ve uyuşturucu kullanımı artacak, işyerlerinde daha çok ölümlü kaza olacak...

Bugün beni mutlu eden şeylerden olabildiğince keyif almaya çalışıyorum. Çünkü yarın çeşitli nedenlerle onlara erişemeyebilirim ya da onların da tadı kaçabilir.
0
🌸gnosis
(02.12.25)
Herseyi sosyal medyaya baglayan dallama olmak istemiyorum ama bana biraz sosyal medya etkisi gibi geliyor. 80'ler 90'lar guzellemesi biraz nostalji, burada gereksiz tartismalara da girdik daha once cok detaya girmeye gerek yok. Turkiye toplumunun durumunda dert edecek birsey yok demiyorum, kesinlikle var ama ne yapabiliriz.

Uzun zamandir Facebook'a girmiyordum. Birkac gruba bakayim derken aliskanlik oldu gene. Neyse omurgasiz zuckerberg oyle seyler gosteriyor ki hem sinirleniyorum hem bagimlilik yapiyor. Mesela hep damarima basacak turden, vay efendim Turkler ne kadar da barbardi, bizi oldurduler temali seylere denk geliyorum. Genelde balkan halklarindan gelen paylasimlar oluyor. Dolayisiyla bu durum bende bir cesit ic sikintisi yapiyor.

Mesela 2010'lara dair yazilanlara bakin, gene bir karamsarlik var. Ekonomik kriz baglamindaki soylemler daha zayif bugune kiyasla ama gene var.
0
mbond
(02.12.25)
@mbond twitter, facebook, instagram kullanmıyorum. Burası, reddit ve sayılıyorsa YouTube sadece. Redditte de yabancı sublara bakıyorum. Hemcinslerimin yoğun olduğu sublar, hobiler vs. Hayat başka ülkelerde daha güzel yanılgım yok. Dünya genel olarak kötüye gidiyor bence.

"Bir çocuk yaptık, şimdi durumumuz çok iyi değil, zor geçiniyoruz ama gelecek yıllarda daha iyi olacağına inanıyorum. Bir tane daha yaptık." diyen var mı mesela?
0
🌸gnosis
(02.12.25)
(2)

konut kredisi çekerek hata mı yaptım

asap raki
2.5m konut kredisi çekip ev aldım. kenarda 2m param kaldı, 500k borç yapıp evi öyle de alabilirdim kredisiz.şu an 86k kredi ödüyorum. para hep altındaydı hala altında duruyor. para kolay birikmiyor diyerek tüm altınlarımı satmak istememiştim. kredi 5 yıllık.sizce hata mı ettim? altınları satıp kredi
2.5m konut kredisi çekip ev aldım. kenarda 2m param kaldı, 500k borç yapıp evi öyle de alabilirdim kredisiz.

şu an 86k kredi ödüyorum. para hep altındaydı hala altında duruyor. para kolay birikmiyor diyerek tüm altınlarımı satmak istememiştim. kredi 5 yıllık.

sizce hata mı ettim? altınları satıp krediyi kapatsam mı? yoksa bu şekilde devam edeyim mi?

kredi maaşımın yarısı civarına denk geliyor.
-1
asap raki
(30.11.25)
Çok iyi yapmışsın.
0
nickini vermek istemeyen uye
(01.12.25)
maaşının yarısına geldiği için yüksek faizli tüketici kredisi, ek hesap ve kredi kartı nakit avans finansmanına yönelecek olursan zarar edersin bu işten. işi sıkı tutarsan ve ayrıca borçlanmazsan iyi yapmışsın.
0
gabe h coud
(01.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
0
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
-1
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
-1
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-2
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
-1
gabe h coud
(01.12.25)
(7)

1 milyar sperm arasından yarışı nasıl kazandık?

messina123
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor. Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi top
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor.

Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi topu koca dünyada 6-7 kişi kazanacak.
-2
messina123
(30.11.25)
çelme taktım.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(30.11.25)
tamamen tesadüf.
+1
orpheus
(30.11.25)
içerde tanıdık vardı (anne) ona torpil yaptırdık
+1
f02561
(30.11.25)
Yarışa pol pozisyonundan başladık. Başka bir şey değil. Geriden gelip bir milyar spermi geçmek diye bir şey yok. Yani bu işler sırayla.
+1
gabe h coud
(30.11.25)
Asıl kazanç ahirette diye bakıyorum.
Her türlü bu hayatın sonunda ölüm var .
Geçmişte alim birinin dediği gibi :
Bu dünyaya geldik ya, yakayı ele verdik .

Hal böyleyken , görünen o ki kazançlı görünmenin yanında aslında borçluyuz.
-1
diyecevaplandı
(30.11.25)
diğer spermler de bizdik be abi. baba aynıysa çocuk da aynı.
+1
yurtsuz john
(30.11.25)
Bence ben tuzak kurdum.
Kalanlar arasında da bir katakulli ile kazandım.
Sonuçta onlardan daha akıllıydım, sonuç normal.
0
baldan kaymak
(01.12.25)
(17)

harcamak için para kazanmak, sıfırı tüketmek

gezer
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum. evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum.

evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok.

kredi, kreş vs tüm büyük kalemler eşimde. ben bir iki fatura, aidat ödüyorum. onun dışında kendime, eşime, çocuğuma bir şeyler aldıysam onların taksitleri oluyor. kalanı da günlük market alışverişi veya dışarıdan yemeğe gidiyor. ay sonu sıfırı tüketiyorum. gelirimi aşmıyorum. birikim yapmıyorum ama ikramiyelerimi eşime veriyorum, o da harcamıyor tabi birikimde filan değerlendiriyor sanırım. zaten eşimin kendine göre ayrıca bi birikim planı var. alışveriş vs yapmadan önce de birbirimize danışırız. şu anki maddi durumda eşimin benden bir şikayeti yok. bir keresinde maaşının yüzde yirmisini kendin için biriktirsen iyi olur filan demişti, onun üzerine biraz denedim. şansıma biraz mesai de almıştım, çocuğun kreşinin kırtasiye ücretini ayarladım, biraz da kenarda kaldı. kalan da 12bin filan :D

dün akşam yine bi indirimden alışveriş yapınca ben ne yaşıyorum dedim. kazanıyorum, harcıyorum, eee? yanlış anlaşılmasın. çalışmak konusunda sorunum yok, çalışıyorum, çalışacağım da. şöyle düşündüm ve çok mantıksız geldi yaşanan her şey. çalışmasam zaten bu kadar kıyafete, ayakkabıya, şuna buna ihtiyacım olmaz. zaten param olmadığı için alamam da. çalışmadığım için zırt pırt eşime hediye almam, bi sene ben tatile götürmüştüm mesela böyle bi girişimim de olmaz. eşimden harçlık alsam, çocuğu alma bırakma işi bende olacağı için özelden alıp devlete veririz ve ordan bi kara geçeriz. eee yani gerçekten işten çık evde otur daha mı iyi yani?

tekrar söylüyorum, işten çıkmak bi seçenek değil. sadece gerçekten çok saçma değil mi?
iki ikramiyem de olmasa elle tutulur bi faydam yok. evde olsam her seferinde trendyol kuryelerine para vereceğime markete gider kendim alırdım belki.

şu anki iş yerimde beşinci yılım. başka iş bakmak da bi seçenek ama kalifiye biri değilim, üniversitede okuduğum bölümle alakalı bi iş yapmıyorum, yaptığım işin dışarıda tam karşılığı yok. cumartesi-pazar, resmi bayramlar tatil, bir saat fazla çalışsan mesai ücretini alıyorsun, genel merkezden farklı bi konumda çalıştığım için izin konusunda rahatım, geç gel, erken çık vs problem olan bir yer değil, iş arkadaşlarımla iyiyim vs vs yani konfor alanındayım. seneye değişmekle birlikte eve ve kreşe çok yakın, acil durumlarda her şeye ben gidiyorum.

dediğim gibi eşimden yana bir eleştiri durumu yok. çalışmamak da seçenek değil. maaşım da düşük bir maaş. ama yine de birikim yapılabilir mi? ha genel olarak evin durumu ne derseniz tabi ki zengin değiliz ama genel olarak bakınca eksik bi şeyimiz yok. yeme içme gezme, bizim görmediğimiz hayatı kızımız görüyor. sanırım biraz da bu yüzden. yani üniversitede nispeten rahattık ama onun öncesinde fakirdik ve yeni bir şey almak, dışarıdan yemek vs hayaldi benim ailemde. meyve bile kısıtlıydı. denizi çalışmaya başladıktan sonra gördüm. sağolsun genel olarak eşim sayesinde hayat standartım yükseldi, hep söylüyorum. ama yine de mesela eşimin yaşayış tarzına yetişemiyorum. onun beğendiği ve para verdiği bir şeyi ben kendime almıyorum. kıyafette vs bi üst sınırım var yani atıyorum eşim 10.000e ceket de alsa ben bi parça kıyafete atıyorum levis pantolonsa 2000 tl veririm filan diyorum. ya da otel bakarken eşimi frenliyorum o kadarına da gerek yok diye. ikinci bi tatile çıkalım dese biri neyimize yetmiyor diyorum. yani kendi sınırlarım içinde kalmaya çalışıyorum. ama o benim hayat standartımı yükseltirken ben onunkini düşürüyorum gibi hissediyorum her zaman. ben de senin kadar kazansam şöyle olurdu böyle olurdu filan diyorum bazen.

ay ne uzun anlattım. ne sorduğumu da bilmiyorum. yani kenara 5000 tl de mi koyamıyorsun diyorsanız evet genel olarak koyamıyorum. biraz dayak yemeye ihtiyacım var sanırım bu konuda. eşine güvenerek yaşayan kadınlardan oldum diye hayıflanıyorum bazen. onun benden harçlık aldığı da olmuştur nadiren :) olabiliyor yani.

yanlış mı yapıyorum, ne yapmam lazım? konuştuk yine eşimle kalem kalem yaz harcamalarını bi bak durumuna dedi, ne desin.
+3
gezer
(28.11.25)
Mert Başaran'ın youtube konuşmalarını dinlemenizi öneririm . 2 kitabı da var okumak isterseniz .
iş değiştirmenize gerek yok bence
farkında olmadan küçük küçük rakamlarla harcıyoruz toplam büyük oluyor.
Ben bu sene kredi kartı kullanmayı bıraktım , planlı ve çok az harcıyorum , öneririm
0
devilone
(28.11.25)
esiniz kendi parasiyla kendine, siz de kendinize mi birikim yapiyorsunuz? bence oyleyse garip. evlilikte kazanilan ortaktir. esinizin birikim icin ne yaptigindan haberiniz olmamasi da normal degil. mesela ne kadar birikiminiz oldugunu biliyor musunuz?

alisveris yaparken sadece kendi paranizla mi yapiyorsunuz?

yani genel olarak esinizin daha rahat, daha para dusunmeden yasayip, sizin ufak bir butceyi ayri yonetmeye calisiyor olmanız bence garip. evlilikte butce ortak olur ve ortak yonetilir bence. birikim de ortak yapilir, buyuk harcamalar da.

tabi ben eski kafali olabilirim. ya da esimle gelirlerimiz benzer oldugu icin oyle bir derdimiz olmayabilir. bizde mesela neredeyse tum harcamalari ben yapiyorum, esimin gelirini biriktiriyoruz. gerektiginde ondan da harciyoruz. ikimiz de birbirimizden para alabiliyoruz vs. benim param onun parasi, onun parasi benim param :)

calismamak bir secenek olmamali dediginiz gibi. ne zaman ne olacagi belli olmaz, calizmazken ortada kalma ihtimali her zaman var. insan kendini gecindirecek kadar calisabilmeli mumkun oldukca.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
@lemmiwinks yazdıklarımı okumadan mı yorumladınız acaba?
aslında sorduğunuz her şeyin cevabı yazımda var. zaten bazı kısımları yanlış anlamışsınız.

yazının ana fikri maaşımdan birikim yapamamam zaten. sadece elime toplu geçen ikramiyeleri eşime veriyorum. eşim birikime ekliyor. ne kadar birikimi var bilmiyorum da adamın bu kadar gider içinde milyonlar biriktirmediğini tabi ki biliyorum. zaten söylüyor şu kadar şunu aldım, şunu yapacağım vs diye ama ben didik didik sorgulamıyorum, gerek görmüyorum. evet sadece kendi paramla alışveriş yapıyorum, param yoksa eşimden de istiyorum, ay sonu birbirimize pasladığımız dönemler oluyor zaten. eşim sefa sürerken ben cefa çekmiyorum. o et yerken ben soğan kemirmiyorum.

ya cidden beni hiç anlamamışsınız bence. sorum eşimle aramızdaki para dinamikleri filan değildi. genel hatları ile şu an durum bu ve ben maaşımla birikim yapamıyorum dedim. ayda kenara 10.000 tl koyup, param bittikçe eşimden de isteyebilirim ki kendisi de söylüyor zaten bunu. ama ben tercih etmiyorum çünkü ha ondan çıkmış ha benden. kenara koyabiliyorsam o para mantıken kimseden çıkmıyor ve orada kalıyor olmalı. olay bu.
0
🌸gezer
(28.11.25)
ablam durumun varsa al canın istiyorsa al seni etkilemiyorsa al. ilerde almayı bırakır birikime geçersin. nasıl hissediyorsan öyle yaşa. madem eşin karışmıyor sen kendini frenleyeceğin zamanı bilirsin.
+1
koela
(28.11.25)
yani bazen bunu ben de dusunuyorum, durumum sizden epey farkli gerci ama ozellikle su dediginiz kisim ' calismasam kiyafet almam, ona gore harcarim' bende bir de su ekleniyor, seyahat harcamalarim cok fazla, istedigim yerde yasasam bu kadar paraya ihtiyacim olmayacak.

neyse benim durumum farkli da, neden calisiyoruz kismini ben de cok dusunuyorum.

sizin neden calistiginiza gelince, anladigim kadariyla yasiniz epey genc (calistigim yerde 5.yilim dediginiz icin oyle yazdim) siz neden calisiyorsunuz; 1. emeklilik, calismazsaniz bir gun eger emekli olursaniz hic geliriniz olmayacak, esinizinki de ikinize yetmez, 2. bugun az kazaniyorum diye isi birakirsaniz, tekrar is gucune katilmaniz ve 'iyi' kazanmaniz cok zorlasak, yani teorik olarak bir noktada daha iyi kazanmaya baslamaniz lazim, su anda evde cok is var simdilik ben yapayim, tasarruf edelim 5 sene sonra cocuk bi tik buyuyunce bakayim derseniz o is pek oyle olmuyor (turkiye'de), dolayisiyla is gucunde kalma halinizin sureklilik arz etmesi gerekiyor, 3- insanin kendi parasini kazanmasi, hele hele de kadin icin cok onemli. bosanma, allah korusun vefat vs. gibi durumlarda dimdizlak kalirsiniz. olmayabilir ama oladabilir. ayrica, bir gun isler kotuye giderse esinizle, iste o 'herseye ragmen kalmak zorunda olan' esler calismayan esler oluyor oncelikle.

bu tarz nedenler var. bunun disinda, esinizi frenlemenizi ve dunyada hicbir onemi olmayan marka kiyafetlere filan para yatirmamanizi tavsiye ederim. sistem zaten boyle isliyor, daha cok kazandikca pompalanan sacma sapan seyleri tuketip, bu tuketim halini surdurmek icin daha cok calisiyoruz. yani benim hedefim bu sistemden tamamen cikmak elbette sizin oyle bir amaciniz yok ama sistem sizi borclu ve harcama halinde tuttugu icin bu kadar cok 'calisiyoruz'.
+2
kassiopeia
(28.11.25)
@gezer: hepsini okudum. sizin istediginiz gibi anlamamis olabilirim. ama bence esiniz zaten birikim yaparken, sizin birikim yapamiyorum diye uzulmenize, kendinizi kisitlayip birikim yapmaya calismaniza cok gerek yok gibi gorunuyor bana. gereksiz yine harcama yapmayin tabi, har vurup harman savurun da demiyorum ama bu kadar maas alirken kendinizi birikim yapamadiginiz icin kotu hissetmenize de gerek yok.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
Evet o da bir seçenek ama eşinizin işinde bir ters durum olsa tutunacak dalınız olmalı. Sadece para da değil. İşinden ayrılmak istese ayrılamaz. kapana kısılmış gibi hisseder. Psikolojik etkileri daha önemli burada. İşsiz kalsa, evde iki işsiz, buhranı hissedersiniz. Sonra çocuğu satışa çıkarırsınız :))

upload.wikimedia.org

Devam edeyim. 46'ya 190 ciddi bir fark ama 46'dan 10 ayırabilmek de çok büyük moral olur eşinize. 190'ın içinden büyük kalemleri çıkarınca "disposable income" yine aynı yere geliyorsunuz büyük ihtimal.

Bir de tavsiyem, senede bir kaç kere sıfır harcamalı ay yaşayın. Şirketlerde olur. Ödemiyoruz abi, kimseye para ödemiyoruz diyebiliyor bazı şirketler.

Siz de zorunlu harcamalar dışında sıfır harcamalı mesela 2 ay koyun bütçenize. çok rahatlatır ve gerekirse minimumda yaşayabildiğinizi gösterir, güven verir.
0
gabe h coud
(28.11.25)
Hocam merhaba, maaşınız birikim yapılmayacak bi' rakam değil, sizin öncelikle birikim alışkanlığı kazanmanız lazım bana kalırsa,

Eşinizin dediği mantıklı, kalem kalem yazın, ay sonunda ne kadar gereksiz şeylere - size göre tabi - ne harcamalar yaptığınızı görün, eşinizin finansal okur yazarlığı size göre daha iyi gibi geldi bana. Harcamaları yazdıktan sonra kendisiyle beraber inceleyebilirsiniz.

Bir de birikim 101 şudur ; " harcadığından kalanı biriktirme, maaşı alınca belli bir yüzde birikime ayır, kalanını harca."

bunu deneyin 1-2 ay bakalım ne sonuç alacaksınız.
0
kumandanim
(28.11.25)
Kasım indirimleri tam bir hayat sorgulaması değil mi ya, ben de geçen benzer sorgulamalara girdim bi cilt bakım seti ile sepetimde bakışırken. Durumlarımız farklı ama lan dedim ben şuan bunu niye alıyorum tam olarak. Evdekileri kullandım mı yööö. Ama çok uygun. Zaten ikibin tele harcasam ne harcamasam ne. Ev mi alabiliyoz bişey mi yapabiliyoz ikibin tele ile. Ama yani indirim olmasa böyle bişey alıcak mıydım yööö. Ama insanın lendine bakması da önemli şimdi özbakım sonuçta.
Neyse böyle uzun bi diyalogdan o gün tasarruf galip çıktı ve sepeti boşaltıp uyudum. Ama ertesi gün gittim tencere aldım. Çünkü çok uygundu.
Burdan bi hayat dersi çıkmaz tabi. Ama bi kadın olarak evliliğinin nasıl olduğundan bağımsız kenara bir miktar para koymak gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince yapıyorum. Bazısı gizli biriktiriyor, benimki gizli değil. Onun da doğrusu değişir. Ama bi miktar koymakta fayda var.
0
benim bir gizli bildiğim var
(28.11.25)
46 maaş, fatura aidat 10 desen kalır 36.

Bence sizin sorun harcamak ve sonrasında biriktirmek, bence mantıklı olan bir tutar belirleyip paranızı biriktirmek sonrasında harcamak.

her ay 500 USD veya 6 gram altın alacagım gibi veya her ay 30.000 TL'lik altın s1 alacagım gibi bir hedef verip kalan parayla da alışveriş yapman.

Senin sorgulamalarını herkes yapıyor.

eşinizin kagıda yaz taktigi çok doğru. Harcadıgınızı görmüyorsunuz, bir de kredi kartı kullanımını bırakın bence
0
liberal
(28.11.25)
Bizdeki durum şu.eşim maaşlı çalışan,ben serbest çalışıyorum maaşım yok.eşimin maaşı türkiye koşullarında oldukça iyi ama iki kızla beraber ay sonunda maaşının hepsini yiyordu.ona hisse senedini anlattım bir kaç yıl önce.kendisine bir kaç hisse belirledi.aklına geldikçe girip fiyatına bakmaksızın farkına varmayacağı miktarlarda hisse senedi alıyor.şu an ne kadar oldu bilmiyorum ancak cnbce seyretmeye başladı,halka arz,temettü falan diye dolaşıyor evde.banka özel temsilci atamış onunla konuşup duruyorlar.

Burada hisse senedi konusunda bayağı bilgili arkadaşlar var,bir danışıp ufak ufak uzun dönem hisse senedi alabilirsiniz atıyorum bu ay 1-2 bin liralık ya da teknik boyutunu bilmiyorum ama bankadan çok mesaj geldiği için bes te devlet katkısı bitmeden girin falan deniyor aynı minik miktarlarda çocuğunuza kendinize bes yapabilirsiniz.

Benim kafam ye gitsin dünyaya bir daha mı geleceksin şeklinde çalışıyor ama hanım bu para değerlendirme işinden çok keyif alıyor,sizede iyi gelebilir diye düşünüyorum.
0
duptıs
(28.11.25)
Eşin hem birikim hem harcama kontrol yöntemi olarak doğru tavsiyeler vermiş. Senin de sorguladığın nokta çok doğru. Kazandığını önemsiz şeylere harcıyorsan hiç çalışmamak daha tatminkar bir hayat bile sağlayabilir çünkü kendine ve sevdiklerine ayırabileceğin zaman artacak. Ya çalışıp harcamalarını yöneteceksin, ya gelirini arttıracaksın, ya da çalışmayıp biraz küçülecek fakat zaman arttıracaksın. İşte rahatın iyiyse en kolayı ve en mantıklısı biraz harcama kısıp aylık birikim yapan noktaya gelmek.
+1
osssy
(28.11.25)
Maaşınız birikim yapılabilecek bir tutar. Çocuklu ailesiniz şirket arabası yoksa ayağınızı yerden kesecek bir araç hedefi güzel olabilir bence. Ben kendimi kısıtlamak için internetten taksitli bilezik alıyorum paşa paşa birikmiş oluyor. Bu yöntemle araba aldım mesela şimdi hedef başka yavaş yavaş birikiyor. Şuan genciz çalışıp kazanıyoruz ilerisi kötü olacak emekli maaşları kuş kadar, pasif geliri olmayan insanların birikim yapmaması bana çok cesurca geliyor.
0
cilekli pasta
(28.11.25)
Enişte çaktırmadan 50-30-20 kuralından bahsetmiş. Dünyanın bin türlü hali var , bence denenir.
0
ketcapli dondurma
(28.11.25)
üzülerek okudum. maalesef çok kişi bunu yaşıyor. çok olumsuz bir devirde yaşıyoruz. genç insanların birikim yapması çok zor. ülkemiz 20 yılda inanılmaz kötü bir duruma gitti. şu an maaşlar dolar olarak fena değil (geçmişe kıyas ediyorum), ama alım gücü yerlerde geziyor.

eşinizin biraz kenara koyduğunu tahmin ediyorum. zaten iki para da aynı şey. O maaşla birikim yapamamanız bence normal. son olarak bence çocuğu özel okula göndermeyin.
0
ebabil curnatasi
(28.11.25)
para harcamak hepten kotu degil de amacli bir sekilde harcamak lazim. hepimiz alisveris bagimliligindan muzdaribiz zira dogdugumuzdan beri 4 koldan o pompalandi. ben son 5-6 senede cok cok az alisveris yapmisimdir, buna ragmen hala dolabimda etiketi uzerninde duran pantolonlar, ceketler, hic giyilmemis ayakkabilar var. cunku sira gelmiyor hepsini giymeye, keske bunlara verdigim 30-40 bin lira alimde nakit olsa su an diyorum bakip. senin de muhtemelen her ay ala ala kiyafetler ayakkabilar yigiliyordur, mevcuk stogundan giyinmek yerine calisiyorum o yuzden habire kiyafet almaliyim varsayimini biraz daha sorgulaman lazim.
0
hot potato
(28.11.25)
Maalesef ülkemizde tasarruf bilinci çok kuvvetli değil.
Uzun vadeli düşünmediğimiz için.

Basit bir örnek vereyim. Ufak dediğiniz meblağ, mesela 200 TL. Günde 200 TL saçma sapan harcanıyor, abur cubur alıyorsun, kahve içiyorsun, sipariş uygulamasında komisyon olarak ödüyorsun... Fark etmeden harcıyorsun. Peki bu 200 tl'yi harcamazsan ne olur? Çok değil günde 200 tl daha az harcasan. 200*365=73000 TL. Neredeyse 2-3 günlük mütevazı bir tatil parası. Sana 73000 TL'yi sokağa at desem elin titrer. Ama gün içinde titremeden yapıyorsun gibi düşün.

Şimdi daha uzun vadeli düşünelim. Yılda 73000 TL, 10 yılda 730000, 20 yılda 1.460.000 TL. Bu hesabı yaparken enflasyon yokmuş gibi düşündüm. Çünkü bugün 200 TL harcadığın şeylere seneye belki 250 300 harcayacaksın, o dengeleyecek gibi düşündüm. Bu 730000'i o günün 730000'i gibi düşündüm yani. Ya da harcamadığın parayı enflasyonun biraz üzerinde değerlendirmişsin gibi düşündüm.

Anlatabildim mi? Yani günde harcadığınız fazladan 200 tl, 1 yılda 1 tatil, 10 yılda iyi kötü bir 2. el araç, 20 yılda ufak bir arsaya denk geliyor belki de. Böyle düşünerek işe başlayın.

Açıkcası tüm büyük masraflarınızı eşinizin karşıladığı bir ortamda 46000 TL çok da ufak bir meblağ değil. Çünkü görünür ciddi bir masrafınız yok. Yani her ay kenara 10.000 TL atsanız, yine cebinizde doya doya harcayabileceğiniz bir 36000 TL kalır diye düşünün.

sizin yaşadığınız şeyin adı yaşam tarzı enflasyonu. İnsanlar geliri arttıkça harcamalarını da arttırıyor. Mesela eşiniz çalışmasa siz o parayla geçinmek zorunda kalsanız bu harcamalara dikkat edersiniz. Ama şu an konfor alanındasınız ve bu yüzden statü için harcıyorsunuz. Biraz psikolojik sebepleri de var bu harcama dürtüsünün. Dopamin bağımlılığı gibi, hızlı tatmin. bunlarla ilgili kitaplara bir bakın.

Bir de parayı kenara atıp unutmak değil, enflasyondan koruyacak hatta enflasyonun bir miktar üstünde getiri sağlayacak şekilde değerlendirmenin de önemini vurgulayayım.

Şimdi gelelim niye çalışıyoruz?
Para kazanmak için.
Parayı niye kaznaıyoruz? rahat bir hayat için.
Peki tüm kazancımızı niye harcamamalıyız?
Çünkü bugün kazanabiliyorsunuz ama ilerde kazanamama riskiniz var.

Eşiniz de siz de özel sektördesiniz anladığım. Özel sektörde görünmez bir yaş bariyeri vardır ve bir yaştan sonra insanlar eskisi kadar çok kazanamamaya başlarlar. Sonrasında da emekli maaşları malum.

Yani paraya belki de en çok ihtiyaç duyacağınız yaşlarda, geliriniz bugüne göre daha az olabilir.

Allah korusun ama sağlık problemleri, çocuğunuz varmış onun üniversite masrafları, evlenmek istediğinde yuva kurmanın maliyetleri...

Daha geçen gün bir arkadaşımın annesi ameliyat oldu. 900bin tl'ye yakın harcama yapmak durumunda kaldılar. 2 arabaları vardı, 1'i gitti bu ameliyat için.

Anlatabiliyor muyum?

Geçenlerde bu konuyla ilgili bir sitede şöyle bir yazı vardı:

"Bugün giydiğin ayakkabının markasını 10 sene sonra kimse hatırlamaz. Ama sen 10 sene sonra o ayakkabıya harcadığın paraya ihtiyaç duyabilirsin."

Bu şu demek değil, ot gibi yaşayalım. Ama 10 harcıyorsan eğlenmeye, alışverişe, atıyorum 8 harca, 5 harca. Eğlenceni de yap, birikimini de.

Hayat hep böyle gitmez. Akarken doldur demişler.


Aşağıya bu konuda ilgi duyanların seveceği 3 site ve güzel yazı bırakıyorum.
www.paradurumu.com
akillibutce.com
monay.com.tr
0
anten
(28.11.25)
(8)

Anneniz kaç yaşında ölürse normal karşılarsınız?

tahirkemalbozoglu
Daha doğrusu kaç yaşında vefat ederse kabul edilebilir olur sizin için?
Daha doğrusu kaç yaşında vefat ederse kabul edilebilir olur sizin için?
-4
tahirkemalbozoglu
(28.11.25)
300 milyon yaşında da ölse içim burulur.
+2
kizil karga
(28.11.25)
Yahu orası öyle tabi ama sormak istediğimi anla işte offff
0
🌸tahirkemalbozoglu
(28.11.25)
Abi her ölüm erken ölüm derler, yani ölen kişi anneyse ciddi söylüyorum 93 yaşında ölse mesela yine kabul edilebilir gibi olmaz sen de beni anla lütfen anne bu.
+1
kizil karga
(28.11.25)
87 ve üzeri sanırım. niye 85 değil bilemiyorum. 90 yaşlar istisnai zaten. o sebeple 87 sanırım. tabi dinç ve yatağa düşürecek bi hastalığı olmadığını varsayıyorum.

lisedeyken filan 65 yaş civarı ölenler için annem genç öldü derdi. ben de anne 65 diyosun neresi genç derdim. annem şu an 65 yaşında :/ haklıymış kadın.

ayrıca soru duygusal açıdan sorulmamış ki. normall karşılarım = eşittir üzülmem demek değil. toplumsal gerçeklik açısından düşündüm.
+2
elorelia
(28.11.25)
anneannemin 100'e yakın yaşı.
yatalak değilse de bir kaç yıldır evde yalnız bırakılmıyor, hep yanında biri var. 3-4 yaşlarındaki bebeğe gösterdiğin ihtimamı gösteriyorsun.
90'a kadar yemek falan yapar, ev işlerini ufaktan götürebilirdi.
o zaman bile ölmek istiyordu.
kadın sürekli acı çekiyor, bazen ağlıyor. aklı çoğunlukla yerinde. acısı olmadığında neşeli, esprili bir insan ama "bugün de geberemedik" diye gün sonunda. bu kadar uzun zamandır uzatmaları oynuyor olmak onun için çok trajik.

anneannemi gören annem (ve kardeşleri) hiç uzun yaşamak istemiyorlar.
elden ayaktan düşmeden, sağlıklı şekilde ölmek istiyorlar.

keza baba tarafındaki büyükler de 90'lara geldiler.
onlar da yatalak değilseler de bir odadan diğerine geçince nefes nefese kalıyorlar.

aynısı onlar için de geçerli.
kişi sağlığını yitirip elden ayaktan düşünce artık ölmek ister.

80'lere gelince anneannem, babaannem, dedem için herkes artık vakti geldi gibi düşünmeye başlamıştı. sanırım sorunuzun cevabı için 80'ler derdim.
0
biseysorcaktim
(28.11.25)
anneannem 95 yaşında. ölürse genç öldü derim. çünkü hala çok dinç. maşallahı var.

hastalık, güçten düşme gibi bir şey olursa başka olabilir. Yani konu hayatını ne kadar rahat yaşadığı.
0
gabe h coud
(28.11.25)
kabul edilemeyecek yaş yok. kardeşim 26 yaşında vefat etti. üzüldük, çok sarsıldık ama kabulleniyor insan bir süre sonra. Allah sıralı ölüm nasip etsin derler, çocuklar annelerinden önce ölmesin yeter. evlat acısı, anne-baba acısından çok daha ağır.
+2
faberkastelli
(28.11.25)
Allah elden ayaktan düşürmeden kurtarsın herkesi.

Yaşı yok bence.
0
en bi orijinal
(28.11.25)
(5)

görebildiğiniz black friday indirimleri neler?

messina123
var mı şöyle dişe dokunur bir şeyler?
var mı şöyle dişe dokunur bir şeyler?
0
messina123
(28.11.25)
mavi'nin indirimi gerçek.
yves rorcher yalan sanırım. bildiğim iki ürüne baktım, net yüzde otuz indirim filan yoktu.
zara da gerçek diyorlar.
0
elorelia
(28.11.25)
adidas ek %25 yapmış onu bi gördüm başka adam gibi indirim yok gördüğüm takip ettiğim
+1
eja
(28.11.25)
hepsiburada yalan. önce fiyat artışı sonra indirimle eskisinden de pahalı her şey.
+1
gabe h coud
(28.11.25)
zara'da %40 indirim ve gerçek.
0
koela
(28.11.25)
İnditex grubu gerçek. Yves rocher iki gün önce gerçekti bugün yalan olmuş.
0
ekimoloji
(28.11.25)
(3)

ev sahibinin tutanak istemesi

asap raki
evi boşaltacağımı 3 ay önce söylemiştim. bu ayın başında ekim sonu itibarıyla çıkacağım dedim. bugün çıktım, adamı 6 yıldır hiç görmedim. anahtarı evin altında züccaciyeye bıraktım. gelip bakacağım falan da demedi.emlakçı şimdi benle anahtar teslim tutanağı tutmak istiyormuş, çıkacak borç ya da eve
evi boşaltacağımı 3 ay önce söylemiştim. bu ayın başında ekim sonu itibarıyla çıkacağım dedim. bugün çıktım, adamı 6 yıldır hiç görmedim. anahtarı evin altında züccaciyeye bıraktım. gelip bakacağım falan da demedi.

emlakçı şimdi benle anahtar teslim tutanağı tutmak istiyormuş, çıkacak borç ya da eve verilen ziyan durumunda ev sahibi tazminat alabilir falan diyor. ev aşırı eski bir ev, kırık falan yok ama biraz pis bırakmıştım. pis de teslim aldım zamanında.

evin fotoğraflarını ay ortası gibi çekip adama attım. her detay görünmüyor ancak genel fotoğraflarda evde kırık dökük olmadığı görünüyor.

bunu imzalamazsan kira sürecin devam eder falan dedi. ne yapmalıyım?

whatsapp’tan remax’ın benim muhatapım olmadığını yazdım. istersen ay sonuna kadar gel evde buluşalım şu tarihte anahtarı aldım, alacak borç yoktur diyerek devam edelim dedim. cevap yazmadı. kendimi kanunen nasıl garantiye alabilirim. dava açsa bile bundan bi şey çıkar mı?
0
asap raki
(27.11.25)
Doğru diyor. Tutanak senin hayrına. Borcum alacağım yoktur da yazdır.
0
gabe h coud
(27.11.25)
işin yasalı anahtar teslim tutanağı. ama emlakçıyla değil evin sahibi kimse onunla yapılması lazım. Ya da kime vekalet verdiyse onunla.

Ama kimisi senin gibi anahtarı yönetim-komşuya-bakkala bırakıp geçiyor. Ev sahipleri de bunun peşinde düşmüyor dava dosya bir sürü iş. Dava açsan bile kazanacağın ne malum. Yani muhtemelen birşey olmaz. Ama yasalını yapmak isterim dersen anahtar teslim tutanağı.
0
nuevo
(27.11.25)
kiracılar ev sahiplerini o kadar korkuttu ki normal, sorunlu olmayan işlemlerde bile artık bütün resmi işlemleri uyguluyor insanlar.

Birisi evi boşaltıp gitse ev sahibi gelse evden çıkan kiracı da ben evden çıkmamıştım ve evimde bir sürü para vardı ben ev sahibinden davacıyım diye dava açabilir.

Bu yüzden artık insanlar ev teslim tutanagı imzalatıyor.

Tarafların kendisini düşünüp bunu yapıyor.
0
liberal
(27.11.25)
(7)

didim'e haziran başı ya da eylül sonu gidilir mi?

elorelia
1-20 haziran arası fiyatlar uygun. sonra artıyor. eylül 23'ten sonra yine aynı fiyata dönüyor. ege olduğu için deniz suyu sıcaklığı nasıl olur bilemiyoruz. 4 yaşında çocuk da var yanımızda ve soğuk su sevmiyoruz.korku sebebimizde şu;23-30 eylül 2023'te manavgat'a gittik. havuz, deniz sıcaklığı çoook
1-20 haziran arası fiyatlar uygun. sonra artıyor. eylül 23'ten sonra yine aynı fiyata dönüyor.

ege olduğu için deniz suyu sıcaklığı nasıl olur bilemiyoruz. 4 yaşında çocuk da var yanımızda ve soğuk su sevmiyoruz.

korku sebebimizde şu;
23-30 eylül 2023'te manavgat'a gittik. havuz, deniz sıcaklığı çoook iyiydi. ama 1-5 ekim 2024'te muratpaşa'ya gittik. ortak havuzlar ve deniz soğuktu. çocukla zorlandık. kapalı havuzlarda takıldık. yani bir haftada bu kadar fark olması şaşırttı. o sebeple şimdi yine soğuğa denk gelmek istemiyoruz. ama fiyat farkından kaçınmak istiyoruz.

ilgili haziran tarihlerinde ya da 23 eylülle başlayan 5 günde nasıl olur acaba?
0
elorelia
(26.11.25)
jollyde indirim var şuan erken rezervasyon, 8 aralığa kadar bu fiyatlar, ben açıkçası 1 kere haziran 20 sinde ege denizine girdim bir dahada egeye temmuz ortasından sonra gitmememeye yemin ettim, havada soğuk oluyor denizde, bebek varsa haziranda en iyisi antalya

hatta bir ara sadece 1 temmuzda çıkardım, antalya hep inanılmaz sıcak olurdu izmirin ağustosu gibi düşün antalyanın haziran sonunu
0
eja
(26.11.25)
didim, ege'nin en sıcak denizlerinden birine sahip. fakat şansınıza o hafta soğuk olabilir ufak bir risk var. bu yaz o tarihlerde inanılmaz sıcaktı. ama mevsimler karman çorman oldu biliyorsunuz. yüzde 70-80 deniz suyu çok iyi olabilir diyebilirim.
+1
cisimcik golgi
(26.11.25)
1 haftada sıcaklık bir anda düşüyor.bu sene ekim 2. hafta gittik soğuktu, ama her sene eylül ekim gideriz. ekim ilk haftaya kadar sıcak oluyor deniz. eylül sonuna kadar çocuğun girebileceği sıcaklıkta olur. haziran 20 ve eylülde off sezon o sebepten rahat olur. ancak sezonda didim ortamı leş ötesi.
0
mikahakkinen
(26.11.25)
Bu sene Eylül'ün başından sonuna oradaydım. Mükemmel olur.

Her sene Ekim hatta Kasım'da bile giderim.
+2
gabe h coud
(26.11.25)
Didim’de yaşayan biriyim Haziranda su daha soğuk hava sıcak olduğu için kimse şikayet etmez, ama Eylül başladı mı su kasıma kadar sıcak fakat havalar bi tık serin o yüzden denize girilmez havası var. Bana sorarsanız Eylül ayında su hala baya sıcak kalıyor ama Eylül sonu gibi anca soğuyor
0
olaylar olaylar
(26.11.25)
her hakülârda ısınmadan önce değil, ısındıktan sonraki durumu tercih edin. yani eylül sonuna bakın yine de.
+2
sanal hayvan
(26.11.25)
Her sene haziran-kasım arası didim'e çok yakın bir bölgede kalıyorum.

Haziran ayında su hala soğuk olur, deniz gibi devasa su kütleleri geç ısınıp geç soğur çünkü.

Eylül ortasından sonra da su yavaş yavaş soğumaya başlar.

Yani bahsettiğiniz tarihler 4 yaşında bir çocukla deniz tatili yapılacak dönemler değil özellikle ege için. (Manavgat'la didim çok fark eder bu arada, ekim ortasına kadar oralarda çocukla hala girilebilir)
0
makbur
(26.11.25)
(11)

Yaşlılar nasıl ölüyorlar? Biz nasıl öleceğiz?

trablon
arkadaşlar soru basit ve net. yaşandıktan sonra nasıl ölüyoruz bu konuda detaylı bilgisi olan paylaşabilir mi?
arkadaşlar soru basit ve net. yaşandıktan sonra nasıl ölüyoruz bu konuda detaylı bilgisi olan paylaşabilir mi?
0
trablon
(24.11.25)
Annem alzheimerdan öldü, annemin anne ve babası ise kanserden öldü. Çektikleri acıları gördükten sonra kendim için ani ölüm istiyorum. Bir gün yatak ikinci gün toprak derler. En iyisi.
Soruyu tekrar okudum, yazdıklarım sorunuza tam cevap değil galiba. Ama benim çevremdeki yakından gözlemleyebildiğim yaşlı ölümleri bunlar.
0
gnosis
(24.11.25)
hücreler ve bileşenlerinin yenilenme ömrü var ve telemore shortening.

pmc.ncbi.nlm.nih.gov
www.meresearch.org.uk
en.wikipedia.org

sonrası organ yetmezliği, çoklu organ yetmezliği.

www.the-scientist.com
+2
gabe h coud
(24.11.25)
eğer hasta yatağındaysa bir sabah gözlerini boşluğa bakarken buluyorsunuz.

sesleniyorsun cevap vermiyor.

elini tutup öpüyorsun ama sonra düşüyor.

hemen soğumuyor. ağır ağır yavaşça.

hala saati işliyor kolunda...
+4
yurtsuz john
(24.11.25)
anneannem 88 yaşındayken yaşlılığa bağlı organ yetmezliğinden öldü. son 4-5 ayına kadar çok iyiydi. her işini kendi görürdü. birden bire gelişti.
babaannem de ben bildim bileli tansiyon hastasıydı. anjiyo yapılırken işlem esnasında kalbi dayanmadı öldü. 80 var mıydı bilmiyorum yaşı ama 70lerinin 2. yarısıdır herhalde.
2 dedem de genç yaşlarda öldüler. ikisi de kalp.
babamın babası kalp krizi geçirdi ben 7 yaşındaydım.
annemin babasına kalp pili takmışlar ama bünyesi kabul etmemiş dayanamamış ölmüş. annem 12 yaşındayken.
0
matilda
(24.11.25)
kanser, kalp krizi(en yaygını), çoklu organ yetmezliği.

genelde bunlardan ölünür.
0
jelly bear
(24.11.25)
dostum nasıl kanserden çok acı çekecek öldüler? ağrı kesici fayda etmiyor muydu
-4
🌸trablon
(24.11.25)
bazı kansere ağrı kesici fayda etmez. babam su isteyerek öldü. boğulma riski olduğu için su içiremiyorduk. şükür "çabuk" kurtuldu, kanser olduğunu öğrenmemizden cenazesine 3 ay bile yoktu. normalde "allah ölümün de hayırlısını versin" lafına çok sinirlenirdim, ulan ölümün hayırlısı mı olur derdim ama babamı gördükten sonra bu fikrim değişti tabii. çocukken mesela yengemin annesi çok acı çekerek öldü, ben o zaman anlamıyordum pek, sadece "sinir bozucu" buluyordum. kadıncağıza hiçbir şey fayda etmiyordu, öldüğünde sevinmişlerdi.

kimisi bir anda küt diye, kimisi ihtiyarlığında hasta yatağında, kimisi de acı içinde ve bazen senelerce uğraşarak ölüyor. herhangi bir yaşlının da kendisinin de nasıl öleceğini bilemiyor insan.
+4
der meister
(24.11.25)
Doktor değilim ama anladığım kadarıyla ileri evrede ne yazık ki ağrı kontrolü kolay olmuyor. Özellikle ölmeden önce son bir aylık dönemleri çok kötüydü.
0
gnosis
(24.11.25)
genetik olarak baskılanmış hastalıklar ortaya çıkıyor, bünye bunları tolere edemiyor veya bir yere kadar ediyor. sonrasında süreç diğer organları da etkileyerek devam ediyor.
0
duyurukullanıcısı
(24.11.25)
Anne annem ben diyeyim 89, siz diyin 92 küsür yaşında, bir miktarda da çekerek öldü.
o yaşlarına kadar akli melekeleri ve fiziksel sağlığı yerindeydi; ancak ne zaman 90'a yaklaştı.
bizim ölümlere gelince... yemek yemeği sevdiğimden ve pekte sağlıklı beslenmediğimden bence kolestrol'den ya da kalpten giderim gibime geliyor.
ama tabii bilinmez. bugün ankara'da hava kapalı. bakarsın şimşeğin biri isabet eder ve "game over."
ha tabi gönül ister ki şöyle sağlıkla; elden ayaktan kesilmeden 350 yaşlarına kadar yaşayalım...
gerçi ileride hücreleri felan diri tutacak teknolojiler keşfederlerse bu gerçekleştirilebilir diye düşünüyorum; ancak biz göremeyiz.
0
pangea
(24.11.25)
Anneannemi ve annemi pankreas kanserinden, babamı akciğer kanserinden kaybettim. Ölüm döşeğindekiler (kanser hastaları) son birkaç ay çocukları ve yakınları için daha çok endişeleniyor. Son bir haftada, ölüm kapıyı çaldığında ise o kadar çok acı çekiyorlar ki-veya ölüm korkusu o kadar agir basiyor ki, sadece kendileri için endişelenmeye başlıyorlar. Ölüm doğal ve evet, belki ölüm sonrası acı tamamen bitiyor; hatta belki de huzura erdiğimiz sonsuz bir hayat başlıyor. Ama maalesef bazı durumlarda ölüm süreci çok zor bir süreç ve acısız veya ani ölüm bence büyük bir lütuf.

Kanser hastaları için ağrı kesiciler bir yere kadar fayda ediyor. Babam son 1-2 gününde hastanede morfin diye inliyordu. Acısı ne kadar büyükse…”
+1
trixi
(24.11.25)
(3)

Dik park sorunsalı

recoverytime
bir duvar önüne arabanın başını sokup çapraz dik nasıl park ediyorsunuz? Sorununuz arabayı olabildiğince sıfırlamam gerekiyor çünkü otoparkda alan dar. Sıfırlarken de hafif çizdim. Duvar da alçak maalesef referans alamıyorum. Siz nasıl park ediyorsunuz bu pozisyonda ?https://hizliresim.com/9m110b8
bir duvar önüne arabanın başını sokup çapraz dik nasıl park ediyorsunuz? Sorununuz arabayı olabildiğince sıfırlamam gerekiyor çünkü otoparkda alan dar. Sıfırlarken de hafif çizdim. Duvar da alçak maalesef referans alamıyorum. Siz nasıl park ediyorsunuz bu pozisyonda ?

hizliresim.com
0
recoverytime
(22.11.25)
deneme yanılma yoluyla sürücü tarafındaki dikiz aynasının altı aşağı yukarı nereye denk geliyor bakarak ayarlayın.

edit: imkan varsa her zaman geri geri parketmek en iyisi bu arada.
+1
lazpalle
(22.11.25)
Dick pick diye okudum 😂

İlk seferde bir arkadaştan yardım alın. Sonra arabanın içindeki konumunuzu arabayla birlikte konumunuzu ezberleyin. Hamlelerinizi ezberleyin.
0
gabe h coud
(22.11.25)
Yanınızdaki arabaların dikiz aynalarını kerteriz alın, kendi arabanızın dikiz aynasıyla yaklaşık aynı hizaya gelince işlem tamam.

Burada sorun, sizin ya da yanınızdaki arabanın burnunun binek bir arabadan kısa olmasıdır (VW Transporter, Ford Transit ve benzeri minibüs/van tipi araçlardan bahsediyorum) ancak diğer yanınızdaki araba muhtemelen binek araba olacaktır, böylece hizanızı ayarlarsınız. Eğer yanınızda fazla kısa burunlu bir araba varsa, sizin de ufak bir araba kullandığınızı varsayarak yanınızdaki arabanın dikiz aynasından 20-30 cm önce durursunuz, olur.
0
10551037
(22.11.25)
(2)

Burnumun ucunda sivilce çıktı sonra geçti ama izi kaldı

darkwizard
Nasil gecer cok kötü duruyor. Yas 30 sivilcelerle uğraşıyoruz ya
Nasil gecer cok kötü duruyor. Yas 30 sivilcelerle uğraşıyoruz ya
0
darkwizard
(22.11.25)
Retinol işe yarar.
+1
gabe h coud
(22.11.25)
Gabe+1 gündüz güneş kremi kullanmayı unutmayın.
+1
gnosis
(22.11.25)
(12)

hastalıklar, zorluklar...

art cat chocolate
sevgili duyuru arkadaşlarım. aranızda hastalar var mı? kronik falan yani... ne tür hastalıklarınız var? ne çektiniz, çekiyorsunuz?benimkiler:mitral yetmezlik, astım, alerjik rinit, pcos, gastrit, romatizma, miyop, dirsekte sinir sıkışmasıbir de şu an diş teli kullanıyorum çift çene ameliyatı olacağı
sevgili duyuru arkadaşlarım. aranızda hastalar var mı? kronik falan yani... ne tür hastalıklarınız var? ne çektiniz, çekiyorsunuz?

benimkiler:

mitral yetmezlik, astım, alerjik rinit, pcos, gastrit, romatizma, miyop, dirsekte sinir sıkışması

bir de şu an diş teli kullanıyorum çift çene ameliyatı olacağım seneye :')

11 yıl önce de apandist ameliyatı olmuştum. anksiyete, panik atak ve depresyon kombosunu atlattım geçtiğimiz yıllarda da...

her şey 5 yaşımdaki romatizma teşhisimle başladı. 29 yaşındayım şu an. şu mitral yetmezlik yüzünden lisede her ay penisilin/deposilin vurulmuştum. şu sıralar astım beni öldürmeye ant içti. pcos yüzünden regl olamıyorum bazı aylar ve ilaçla ancak olabiliyorum. falan filan. yani tabii beterinden korunalım buna da şükür. sadece sinir bozuyor arada :')
+3
art cat chocolate
(20.11.25)
2022'de insomnia olmuştum. doktorlar, ilaçlar, psikoterapiler işe yaramadı. ancak bu sene başında kendim çözdüm.
0
gabe h coud
(20.11.25)
hipertriodi, ilaç tedavisini bıraktık sonra tekrar nüksetti tekrar ilaç tedavisine başladık ama düzeleceğini sanmıyorum. atom tedavisi kesin çözüm olacak da doktor erteliyor, ilacı tekrar deneyelim diyor. diyemiyorum ki stressiz bir yaşama geçersek belki düzelir.

geçmiş olsun.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(20.11.25)
Yüksek tansiyonum var, küçüğü 8 yerine bende 10 standart, dikkat etmeye çalışıyorum, hayatımdan tuzlu şeyleri çıkardım, turşu zeytin cips aynı şekilde şekerli şeylerle kan şekerimi de dalgalandırmamaya çalışıyorum
0
grimavi
(20.11.25)
migren teşhisim 2001 yılında konuldu. o gün bugündür hayat kalitemi bazı dönemler çok ama çok ciddi şekilde düşürüyor. istediğim kadar önleyici şeyler yapayım, hava durumundan dahi tetiklenebildiği için o veya bu nedenle atak geçiriyorum. ben gündelik yaşam pratiklerimden kopmamak için direniyorum ama mesela yaş aldıkça bu direncim ve dayanıklılığım düşüşe geçti, psikolojik ve fiziksel olarak eskisine göre daha hızlı/fazla çöküyorum atak geldiyse. hele auralı bir atak geçiriyorsam kafadan 10 günümü kilitliyor. amerikada yapılan araştırmalar işsizlik oranının migren hastalarında 3 katı daha fazla olduğunu gösteriyor. migren ilaçları devletin uyguladığı bu kur sabitlemeleri nedeniyle dönem dönem bulunamıyor, korkumdan evde, laptop çantamda, ofiste, arabada, her yerde relpax vb. stokluyorum. bir ara 1,5 yıl bulunamadı, o süreyi nasıl geçirdim hatırlamak dahi istemiyorum. bu ilaçları yazdırmak da maalesef oldukça meşakkatli, o nedenle reçetesiz alıyorum, bu da ciddi bir maddi külfet demek. ha bu ilaçların da ayrıca handikapları var, mesela dün holter takıldı çünkü bu ilaçlar çarpıntı, taşikardi vb. yapıyor. bulantı, kısmi görme ve işitme kaybı vb. başka ilave sorunlarda yaşıyorum ataklar esnasında.

başka ufak tefek kronik sorunlarım da var ama hiç biri migren gibi majör bir sorun değil.
0
Phoebe
(20.11.25)
had safhada kedi, polen, toz alerjisi. çiftçi bir ailenin evladı olarak yuvadan uçmadan önce ilkbahar ve yazları bağda geçirmek çok zordu. astıma dönmeye de başladı. hayat kalitesini bir hayli düşürüyor. yeni nesil antihistaminiklerle idare ediyorum ama ciddi alerjene maruz kaldığımda fayda etmiyor.

şeytanla falan anlaşma yapma fırsatım olsa ömrümden 2-3 yılımı verip bu sinir bozucu durumdan kurtulmak isterdim galiba. acizlik ve kısıtlanmışlık hissi çok can sıkıcı.
0
lüzumsuz adam
(20.11.25)
Bende senin gibi pcos'tan muzdaribim. Ayrıca şeker hastasıyım ve aileden gelen mide problemlerinden dolayı çok ufak yaşlardan beri ülserim var. Arada ülser atağı yaşıyorum 2 ay suya hasret yaşıyorum resmen.
Başta sen olmak üzere burada hastalıklarını paylaşan tüm duyuru arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
+1
mermaidd
(20.11.25)
herkese çok geçmiş olsunnn... daha kötülerini görmeyiz umarım
+2
🌸art cat chocolate
(20.11.25)
skolyoz, kifoz. skolyozu gören doktor ameliyat gerekebilir diyor, profesörüne gidiyorum ameliyata gerek yok diyor. skolyozdan dolayı kalça ve omuzlarda yamukluk var, sağdaki ve soldaki aynı seviyede değil.

en alttaki bel omuru (l5) ile kuyruk sokumu (s1) doğuştan birbirine kaynakmış. (sakralizasyon)

sinüste osteom ve retansiyon kisti de varmış yeni öğrendim.

boyun ve bel fıtığı da varmış. bir ay önce kadar gece uyuyamaz durumdaydım. şimdi fizik tedavi ve egzersiz ile daha iyiyim.
0
inheritance
(20.11.25)
Von Willebrand hastalığı ve faktör 8 eksikliği, sonucunda da kolay kolay durmayan kanamalar ve demir eksikliği. Ben de 29 yaşındayım ve yaşlandıkça çıkmasını beklediğim başka genetik rahatsızlıklar da var.
0
gnosis
(20.11.25)
sol bacakta siyatik, 10 senedir cekiyorum. spor yaptirmiyor, surekli rahatsiz ediyor.
norolojik sikintilarda tip caresiz neredeyse, ilac deniyorlar uzerinde sadece.
6-7 defa MR cekildi, nerde sinir sikismasi var hala bulamadilar.
0
cooperr
(20.11.25)
Gastrit ve böbrek taşı, geçen yıl 12mm taş yüzünden ameliyat oldum hatta.
0
devorgilla the gunslinger
(20.11.25)
6 yıldır MS hastasıyım. Allah kimseye vermesin.. bazen MS olacağıma ölseydim daha iyiydi diye düşünüyorum. Anlatılmaz yaşanır bir hastalık.
+1
suicides underground
(20.11.25)
(5)

İş toplantısında siz konuşurken alayvari pis, pis sırıtan kişiye nasıl tepki verirsiniz?

psmstc
Böyle bir olay yaşandı. 4-5 kişi toplantı yapıyoruz. Ben gayet ciddi, normal konuşurken baktım, alayvari şekilde bana bakarak sırıtıyor. Artık neyim ona farklı geliyorsa. Kıskanıyor çekemiyor da olabilir. Ben kurumda eskiyim o yeni çünkü. Dominant da bir tip. Laf arasında ben de birden pis, pis sı
Böyle bir olay yaşandı. 4-5 kişi toplantı yapıyoruz. Ben gayet ciddi, normal konuşurken baktım, alayvari şekilde bana bakarak sırıtıyor. Artık neyim ona farklı geliyorsa. Kıskanıyor çekemiyor da olabilir. Ben kurumda eskiyim o yeni çünkü. Dominant da bir tip.

Laf arasında ben de birden pis, pis sırıtarak “olmuş mu” dedim, bir iki saniyelik bir andı şaşırdı böyle mal gibi kaldı.

Beni dinleyen Millet tabi çok anlayamadı ama o anladı benim rahatsız olduğumu.

Sizce iyi olmuş mu?

Muhtemelen kendini bir b*k sanıyor sürekli milleti eziklemeye çalışan, biri heyecan yapsın sırıtayım güleyim” vb. diyen dedikodu seven bi tip :)

Böyle durumlarda Siz ne yapıyorsunuz? Bu tiplere karşı ne yapılmalı?
+3
psmstc
(20.11.25)
Teknik bir soru sorup patlatırım. Mesela şu konuda X Bey/Hanım bize bilgi verebilir şu an deyip gevelemesini izlerdim. O geveledikçe daha çok gülerdim.
+5
arbre
(20.11.25)
tavrını değiştirmesine yardımcı olur mu bi fikrim yok ama ben bu durumlarda açık açık sormadan duramıyorum. konuşmama ara verip herkesin arasında "noldu x aklına komik bir şey mi geldi neden bana bakıp sırıtıyorsun? dikkatimi dağıtıyosun önemli bir şey değilse bana odaklan." falan yaparım yani.

ama eminim bunun sonu da benim arkamdan en ufak seyden nem kapıyo denilmesine dönüşür :d
+4
nolmus yani
(20.11.25)
kenara çekip ağzına .çarım 💩💩
herkesin ortasında tepki vermem.
+3
gabe h coud
(20.11.25)
olmuş, iş hayatında öğrendğim tek şey sessiz kalmican herkese lafını vericen bırak o pıssın.
+2
eja
(20.11.25)
bu gibi durumlarda "umursamadığının galibi olursun" ilkesinden hareketle umursamıyorum.
veya umursamamaya çalışıyorum yazmalıyım; çünkü her zaman başarılı olamıyorum; gelgelelim başardığımdaysa... ÖF! yaşam kalitesi +50 artıyor.
+1
pangea
(20.11.25)
(10)

Bumble'da erkekler için ne tarz fotolar iş yapıyor?

norules
Arabada çekilen fotoğraflar ve Gym fotoları olumlunun aksine olumsuz etki yaratıyor sanırım. Zira kadınların profillerinde sık sık "Bıktım o çıplak vücutlarınıza denk gelmekten", "Tamam araban var kardeş, anladık" vs. tarzı yazılara denk geliyorum da.Peki Bumble ve Bumble türü mecralarda bir erkek i
Arabada çekilen fotoğraflar ve Gym fotoları olumlunun aksine olumsuz etki yaratıyor sanırım. Zira kadınların profillerinde sık sık "Bıktım o çıplak vücutlarınıza denk gelmekten", "Tamam araban var kardeş, anladık" vs. tarzı yazılara denk geliyorum da.

Peki Bumble ve Bumble türü mecralarda bir erkek için ne tarz, "nerede çekilen" fotoğrafların iş yaptığını düşünüyorsunuz?
0
norules
(19.11.25)
erkek-kadin iliskisinde son deger verecegin sey kadinlarin yorumlari olsun. bu tur uygulamalar hayatin yansimasi biraz, sex sells money talks
+2
gule gule
(19.11.25)
En az reyting alan programlar belgesellerdir ama sorsan herkes belgesel izliyordur, abuk Türk dizilerini ve surviverı herkes ya market televizyonunda ya da misafirlikte gördüğü kadarıyla anlatır.

Yorumlara inanma ve @gule gule'ye kulak ver.
0
Mirket
(19.11.25)
Gym veya araba fotosuna gelen kişi yarın öbür gün hasta olur da fitliğin giderse ya da iflas edersen de araban altında olmazsa gidecek kişidir.

amacın sadece seks değilse (evet bumble sadece seks aranan bir yer değildir bkz: 'bumble subreddit' evlenenler uzun süreli ilişkisi olanlar) bu tarz fotoları koymaktan kaçın.

sürekli selfie de olmasın bir sosyalliğin olduğu belli olan ya da spor olacaksa bile spor salonu aynasında olmayan bir spor fotosu olsun.

eyyorlamam bu kadar
+2
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(19.11.25)
adabı vardır show off'un. o söylenenler butun fotoları araba veya butun fotoğrafları gymden olanlara diyorlar. 5 fotoğraf koyacaksan atıyorum, biri gymden olsun, biri arabalı, biri şık bir mekandan (selfie değil), biri bir aktiviteden, biri selfie. böyle dağıt işte. o şikayet edenler de arabalı erkekleri sağa kaydırıyor. sen kadınların dediklerine bakma. yaptıklarına bak.
0
fyodor fyodorovic
(19.11.25)
Fotoğraftan ziyade kariyer, para, iş-güç mevzuları iş yapıyor. İyi kariyer, tek yaşadığın ev ve biraz da tip iş yapıyor.

Bumble ve türevlerindeki temel beklenti buluşmada masrafları çekebilecek misin çekemeycek misin olay bu. Seks bağlamında da kendi yerin yoksa zaten 10-0 geridesin

Sen foto kasarken başkası şu saatte gel boğazda yemek yiyelim diyor. Bu açıdan bak
0
michael harddd
(19.11.25)
Kariyerli olduğunu gösterecek fotoğraflar +1
0
gabe h coud
(19.11.25)
seneler once calistigim isyerinde bir hatun vardi evlilik caginda, proje olarak adam aradi baya planli programli. eli yuzu duzgun birseydi, kafasida calisan bir tipti. ne istedigini bilen hatunlardan. tinder'a daldi, datelere basladi. biz de isyeri olarak sureci takip ettik, anlatiyordu cunku.. sosyal kelebekti biraz.

beyaz yaka kariyerleri adamlarla yedi icti gezdi tozdu. yagiz delikanlilar, yakisikli, six pack cart curt. foto falan da gosteriyordu arada.

en sonunda sectigi adam kariyeri falan olmayan, tipi mehh olan, gym ile isi olmayan, ama bok gibi parasi olan bir elemandi. simdi altinda son model cayenne ile mutlu mesut yasiyor. en son konustugumda alplere kayaga gidecez falan diyordu.

para royal flushdir yaw. yemisim kariyerini, sporunu, kasini, hobisini...
+1
cooperr
(20.11.25)
benim kadın arkadaşlarım genelde en az bir tane arkadaşlarla olan fotoğraf olsun istiyorlar, mümkünse ekipte kadın da olsun. "sosyalleşebiliyor, kadınlarla arkadaş da olabiliyor." mesajını veriyor. gym fotoları yine neyse ama arabalı fotoları olanları da direkt eliyorlar (gym'de genelde kasıntı pozlar yerine daha sakin, sempatik verilen pozlar işliyor). nasıl bir kitleye hitap etmeye çalıştığına göre değişir tabii.
+1
knight of cydonia
(20.11.25)
Kariyerli olan birinin bumble de ne işi var aq, ben de buna ayar oluyorum. Bu kadar mı bitiksiniz.
0
olaylar olaylar
(20.11.25)
Soruya cevap olarak düşünmek lazım. Adam zengin olsa zaten ne tarz fotolar iş yapar demez asdfhsd onun için bunlar yalan, asıl iş zenginlikte demenin soru sahibine faydası nedir. En güzel cevap sosyal ortamda çekilmiş fotoğraf bence de. Kızlı erkekli olması en iyisi.
+4
gabe h coud
(20.11.25)
(8)

İçim Dışım Gıda Takviyesi Oldu

auroraaurora
Her gün aldıklarım-Osteo miks-D3K2-Magnezyum (uyku için olan)-Omega 3Aklıma geldikçe aldıklarım (her gün en az biri)-C vitamini + çinko-Magnezyum malat + sitrat-Biotinİkinci gruba bromelain ve sülforafan içeren bir ürün eklemek istiyorum, ama öeh yani. Bu kadar çok takviye almak zararlı mı? Beslenme
Her gün aldıklarım
-Osteo miks
-D3K2
-Magnezyum (uyku için olan)
-Omega 3

Aklıma geldikçe aldıklarım (her gün en az biri)
-C vitamini + çinko
-Magnezyum malat + sitrat
-Biotin

İkinci gruba bromelain ve sülforafan içeren bir ürün eklemek istiyorum, ama öeh yani. Bu kadar çok takviye almak zararlı mı? Beslenmeyle eksikleri tamamlamak zor. Yine de 'bundan da olsun' diye aldıklarımı azaltayım mı veya keseyim mi?

Sizde durumlar ne?
0
auroraaurora
(19.11.25)
Başlık harika olmuş.

İlk aklıma geleni söyleyeyim. Covit ya da aşısının kanda pıhtılaşmaya sebep olduğu, bunun da pandemi sonrası genç kalp krizi ile ölüm vakalarında patlama yaptığı konusu bissürü yazıldı. Çizildi. Pıhtı korkusu ile Coraspine başlayan dünya kadar insan vardı.

Ben söylemeyeyim de internete bak. k2 fazlasının pıhtılaşmaya etkisi nasılmış.
O arada çinko fazlasının zararlarına da bakılabilir.
Bunların kullanımındaki yaygınlık kapitalizmin dayatması ile oluyor. Her birinin faydası kadar zararı da var.

Bunlardan geçtim de, tamamen bitkisel diyen insanlar oluyor arada. Onlar da karanfilin zararlarına zerdeçalın zararlarına baksınlar.
+4
Mirket
(19.11.25)
bende benzer durumdayım
devamlı aldıklarım; magnezyum, omega3, d3k2(en son ölçtürdüğümde 100 çıkınca 2ay ara verdim) ve c vitamini
rotasyona soktuklarım b12, bromelain, glukozamin-kondroitler, 4 hepa ve milk thistle
0
my fault
(19.11.25)
Bunların vücudunuzda "eksik" olduğunu biliyor musunuz, kan tahliliyle her birine tek tek bakıldı mı yoksa kafanıza göre mi takılıyorsunuz? Bu kadar çok takviye almak zararlı olabilir, evet.

Karaciğer hasarlarının arttığı ve bunun kafamıza göre takviye kullanmamızla bağlantığı olduğu yönünde makaleler var yıllardır.
pmc.ncbi.nlm.nih.gov
weillcornell.org
www.nbcnews.com
+2
kobuzchu kiz
(19.11.25)
Ben D ve B12 vitaminleri, demir ve folat alıyorum ama hepsi kan tahlili sonrası doktorun yazdığı takviyeler. Mümkünse bir kan tahlili yaptırın +1
0
peki madem
(19.11.25)
D vitamini ve osteo için olan doktor tavsiyesi. Hayat boyu kullanacağım.
Magnezyum dışındakileri keyfi alıyorum. :(
0
🌸auroraaurora
(19.11.25)
D, B 2-3-6-9-12, Magnezyum, Resveratrol, 5HTP

Bol su.
0
gabe h coud
(19.11.25)
zararlı mı derken dozları ve formlarını bilmeden bunu yanıtlayamayız. mesela d3k2 günde 1-2 damla ile hayır zararlı değil. ancak günlük ihtiyacı karşılar.

omega3 kaliteli epa-dha değerleri yüksek ifos onaylı ise gayet sağlıklı ve gerekli. mesela bunda istesen de overdose yapamazsın.
0
orpheus
(19.11.25)
Çünkü big pharma karşıtı konuşan her "bilirkişi" 2-3 cümle sonra bu takviyeleri pazarlıyor; covid aşısı kanser yapıyorcular şifayı "ilaş diil ki bunlar yeaa" diyerek bunlarda arıyor.

Beslenme ile ihtiyaç karşılanmadığını düşünmek için tahlil yapıp emin olmak lazım. Gelgelelim, mesela bromelanin zaten vücutta eksiği hissedilen bişey değil ki yerine koyasın. Sindirime iyi geliyomuş alayım madem kadar afaki bişi yok.

Önemli cevaplar yukarıda verilmiş zaten, tabii ki bunların zararı var. Ama doktoruna sorup öyle al da diyemiyorum çünkü doktor sana bizzat bunu aldırmak için uğraşacak; ki bu sayede titanic deluxe'de kaçak et kesebilsin.
0
Bruce
(19.11.25)
(8)

doğalgaz faturanız ne kadar geldi?

biseysorcaktim
bana bin yüz lira gelmiş. yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.yetmiş metrekare, soğuk değil ev. bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık. alttan ısıtmalı.bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedimilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.yeni taşındı
bana bin yüz lira gelmiş.
yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.

yetmiş metrekare, soğuk değil ev.
bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık.
alttan ısıtmalı.

bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedim
ilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.
yeni taşındım sayılır bu eve. geçmiş faturalarla kıyaslayamam.
0
biseysorcaktim
(18.11.25)
yakıt + ocak için toplam 1500tl geldi. yakıt merkezi sistem. ev 4+1 çok ısınmıyoruz.
0
scudman1
(18.11.25)
yerden ısıtma var. henüz açmadım bu sene.
0
gabe h coud
(18.11.25)
sadece ocak 12 lira. merkezi ısıtma faturası daha gelmedi. edit: 775 lira merkezi ısıtma. 95 lira sıcak su.
0
inheritance
(18.11.25)
338 gelmiş. 2+1 İstanbul. Günde 3-4 saat 35 derecede çalıştırıyorum kombiyi. 1.000 küsurlar kara kışta ancak gelir. Depozito dahil olabilir mi sizin faturaya?
0
auroraaurora
(18.11.25)
sadece ocak ve duş için 200 tl gelmiş, apartman merkezi ama ortalaması 500 lerde 1000 tl ve üzeri yakan 4-5 daire var , geneli 800 900 bandında
0
eja
(18.11.25)
sizinle hemen hemen aynı metrekare, aynı fatura geldi

ama alttan ısıtmalı değil ve oda kapatmıyorum, düşük ayarda hep yanıyor, kapatırsam tümden kapalı mesela 10gün zaten evde yoktum, 2-3 gün de hava iyiydi yanmadı. + ocak sık kullanılıyor sürekli evde yemek pişer.

ben evden çalışıyorum, bir oda çalışma odam bir oda yatak odam vs.
yani evdeysem evin hepsi hep sıcak. etrafımdakilerin çoğu benim kadar ısıtmıyor evi, idare ediyor.
sabah gidip akşam gelen birileri 3-4 saat çalıştırıp kapabilir bence bu kış
ben 30 gün yaksam 2bini çok rahat geçer, soğuk olup dereceyi de artırırsam 3ü bile bulabilir.
0
subcomponent
(18.11.25)
bir ayda toplam 10 gün falan yaktık ekim sonu ve kasım ortası olmak üzere, 750 tl gelmiş. yakıt + ısıtma şeklinde. 32-35 derece arası yanıyordu. 2+1, mutfakla birlikte 4 petek yanıyor.
0
black holes in the sky
(18.11.25)
1500.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.11.25)
(13)

Personeli işten çıkarmalı mıyım?

loch ness
Sevgili dostlarım. Avukat ve emekli vergi mahkemesi hakimleri ile birlikte çalıştığımız bir hukuk bürom var. Ticaret hukuku ve ceza ağırlıklı tarafa ben bakıyorum. Bir şirketler gurubu içinde benim için kurulmuş bir ofis ve bana atanmış bir asistan var. Asistanımdan kimse hesap sormaz. Dışarıdaki iş
Sevgili dostlarım. Avukat ve emekli vergi mahkemesi hakimleri ile birlikte çalıştığımız bir hukuk bürom var. Ticaret hukuku ve ceza ağırlıklı tarafa ben bakıyorum. Bir şirketler gurubu içinde benim için kurulmuş bir ofis ve bana atanmış bir asistan var.

Asistanımdan kimse hesap sormaz. Dışarıdaki işlerimizden ötürü karmaşıktır mesai düzenimiz. Ama benim depresif , üzgün, uykusuz olduğum bir dönemde, ne de olsa avukat bey işe geç geliyor diye düşünerek sürekli saat 09.45-10:30 civarında gelmiş. Son zamanlarda kendimi toparladım ve erken saatlerde işe gelip , mesai bitiminde de çıkmaya başladım, gece yarılarına kadar çalışmıyorum artık.

Ama bakıyorum ki beyimizde bu olay alışkanlık haline gelmiş, ofisimin önünde asistanın gelip kapımı açması için bekler pozisyona düştüm. Anahtarlarımı da alıp gitmiş çünkü.Uyarımı yaptım, gözleri doldu çocuğun, ama ileride en ufak bir rahatlama ibaresi gördüğünde yine disiplinsiz davranacağını düşünüyorum. Amacı beni toparlamak olan bir görevde, benimle birlikte dağılmaya ve tembellik etmeye yöneldiği takdirde hiçbir işlevi de kalmıyor. N'apalım, biraz zaman tanıyalım mı? Yoksa acilen gönderelim mi?
+1
loch ness
(18.11.25)
Uyarmışsınız zaten bence takip edin durumu.

Bence burada bakmanız gereken şey adam işini düzgün yapıyor mu? Geç gelme haricinde de işini de boşluyor mu? Eğer boşluyorsa direk gönderin.

Eğer bu durum haricinde çalışması düzgünse uyarıdan sonra kendisine çeki düzen vermesini beklerdim ben olsam.
+3
nuevo
(18.11.25)
uyarı yaptın sonucunu beklemelisin bence.
seni tanımış, düzenini görmüş hatta muhtemelen işi de öğrenmiş birisi. adam değiştirmek ciddi bir emek istiyor.
uyarının etkili olup olmadığına bak, tek seferde harcama, gerekirse düzeltmesi için emek harca (detaylı konuşma, bir uyarı daha vs)
+1
kisa
(18.11.25)
Hocam bu nasıl dil sonra diyorlar ki avukatlara karşı neden önyargı var. Dil ile bu kadar içli dışlı olan bir mesleğin içine sızan kibir dışarıdan komik görünüyor.

Orası profesyonel bir ortam bir yandan, sen de çalışana makul beklentilerini, iş yapış şeklinizi açıklarsın, yeniden bir çerçeve çizilir.
+1
grimavi
(18.11.25)
Çıkar tabii. En hayırlısı.
0
gabe h coud
(18.11.25)
@grimavi kibirli değil de sabrı taşmış gibi düşünebilirsin. çünkü inanılmaz bir esneklik ve anlayış gösterdim. saat 11.20'de arıyorum adam daha uykudan yeni uyanmış oluyor. işe geç geliyor, sebep; "kedilerim kavga etti" , işe geç geliyor , sebep; "kız arkadaşım trip attı" , işe geç geliyor , sebep; "kulağımda egzema vardı uyutmadı". yani anlayış gösterdikçe alay eder gibi bir pozisyon alıyor karşımda.
+2
🌸loch ness
(18.11.25)
Galiba gene depresif dönemdesiniz. Asistanın işe geç gelmesi işleri aksatıyor mu ? Eğer aksatmıyorsa bırakın modern kölelikte azıcık rahat etsin adam. Mesaiye kalırken sıkıntı yok, geç gelince lololo olmaz.
-2
kimlanbu
(18.11.25)
@kimlanbu -mesaiye kalma gibi bir durum yok ki. mesaiye kalan benim. tek başıma :) cumartesileri çalışmıyor. iş yoğun bir iş değil. hatta iş yoğun değil diye izin istediğinde, izin vermediğimde gergin gergin davranıyor. rahat battı diye düşünüyorum "kölelik"ten ziyade :)
+1
🌸loch ness
(18.11.25)
mesai kaçta başlıyor? 9'da mı? eğer öyle olduğunu varsayarsak trafik ve benzeri bir bahanesi yoksa uyarınızı yapmışsınız, bekleyin. hatta 9.15 gibi bir toplantı veya bir iş verin ve tavrını izleyin. toplantıya geliyor mu işi yapıyor mu izleyin.

uyarıya rağmen yine aynı alışkanlıklara devam ediyorsa yolları ayırmakta fayda var.
0
false pretension
(18.11.25)
Mesai 08:30'da başlıyor 18:30'da bitiyor. ne de olsa yöneticim görmüyor mantığıyla geç gelmiş hep. ama son zamanlarda dozu o kadar arttı ki artık gözüme sokuluyor gibi.
+1
🌸loch ness
(18.11.25)
Bence çıkarın şansını fazla zorlamış. Para veriyorsunuz ve hizmet almak hakkınız.
+1
enteg
(18.11.25)
ilk uyari yapilmis.
ikinci uyariyi da yaparim gerekirse.
3.yu yapmam.
0
cooperr
(18.11.25)
en sevmedigim insan tipi, uyarilmasina ragmen arkanizi donunce kaytarmaya yer arayan profil. isleri aksatmiyor olsa cok dert degil ama kapi onunde pasamin gelmesini beklemek zorunda olmamalisiniz.

benim bu islere bakis acim biraz profesyonel/kalpsiz. zira siz kendi isinizi benzer performansla yapiyor olsaniz sizin isvereniniz sizi aninda postalar.

ben sizin konumunuzda olsam uyarinin ciddiyetini anladigindan emin olurdum, bir nevi "ultimatom" gibi. "ya uyariydi cok ciddi degildi" gibi dusunmesin ki sonra surpriz olmasin.

sonraki adimda hic yuz goz olmaz isten cikarirdim, cikartirken de son paragraftaki cumlenizi soylerdim: amacı sizi toparlamak olan bir görevde, sizinle birlikte dağılmaya ve tembellik etmeye yöneldiği takdirde asistana ihtiyac kalmiyor. cumle yalan degil, yanlis degil.
+3
adrianapole
(18.11.25)
Anlayışlı davranın, hayat herkes için zor, onu o karakteriyle olabildiğince kabul etmeye çalışın.
-1
konsomatrix
(19.11.25)
(4)

Eski duyuruma update

euteamo
Selamlar,Eski duyurularımda bahsettiğim arkadaşla buluştum size de update vermek istedim. Hahatimdaki en absürt date ti :-) haklıymışsınız. Akşam boyunca eski sevgililerinden bahsetti. Bana ne ve neden anlattı hiç anlamadım. Aşırı saçma bi akşamdı vaktime yazık oldu valla. Sizi de bilgilendireyim is
Selamlar,

Eski duyurularımda bahsettiğim arkadaşla buluştum size de update vermek istedim. Hahatimdaki en absürt date ti :-) haklıymışsınız. Akşam boyunca eski sevgililerinden bahsetti. Bana ne ve neden anlattı hiç anlamadım. Aşırı saçma bi akşamdı vaktime yazık oldu valla. Sizi de bilgilendireyim istedim :-)
+6
euteamo
(17.11.25)
Oh, uyuyabilirim o zaman.
😁 Geçmiş olsun
0
kisa
(17.11.25)
Bizi update ettiğin için teşekkürler ben cidden sonucu merak ediyordum, o kaddar yazdık
0
grimavi
(17.11.25)
Geçmiş olsun. İyileşeceksin.🩺💔💝❤️
0
gabe h coud
(18.11.25)
ay geçmiş olsun sevindim sorunun çözülmesine :)
0
mezzosprite
(18.11.25)
(9)

Emlak alım satım piyasası çöktü mü

yeahbutso
İstanbul Çekmeköy satılık bir evimiz var çatı dubleks sitede, fiyat üç aydır artırmadım ilk ay gelen oldu, pazarlık yapan olduAma şimdi gelen giden yok. Aşırı nakit acil değil ama olsa daha rahat olacağım harcamalarda. Kriz mi var, fiyatım mı yüksektir
İstanbul Çekmeköy satılık bir evimiz var çatı dubleks sitede, fiyat üç aydır artırmadım ilk ay gelen oldu, pazarlık yapan oldu
Ama şimdi gelen giden yok. Aşırı nakit acil değil ama olsa daha rahat olacağım harcamalarda. Kriz mi var, fiyatım mı yüksektir
-1
yeahbutso
(17.11.25)
Arayan yoksa fiyat piyasa ile uyusmuyodur. 50 bin dusur. Piyasada su an tum fiyatlar sisirme. İlan fiyatlari gercegi yansitmiyor. Kademeli sekilde ufak ufak asagi indir, piyasa ile inatlasma mutlaka saticaksaniz tabi
+1
die fetten jahre sind vorbei
(17.11.25)
Ucuza gitmesini istemiyorsaniz beklemekten başka çareniz yok. Kimsede de para yok zaten
0
artıküyeolmakistiyorum
(17.11.25)
Abi kredi çıkmıyor, genelde para da yok.
Benim emlakçı arkadaştan anladığım;
Ya pahalı, zenginlere yönelik evler gidiyor çünkü krediye ihtiyaçları yok.
Ya da ucuz 1+1 falan gidiyor çünkü kredi çıkıyor.
Ortası şu an sıkıntılı.
0
logisticsmanager
(17.11.25)
7m yeni ev satildi karsi sitemde 2 ay anca kaldi ilanda orta ust bi fiyat koymustu bu bolge icin
2 sene önce de piyasa öyle diyorlardı ama emlakçılarda randevu bulamıyorduk
0
eja
(17.11.25)
Kiracı var mı içinde. O da önemli bir faktör. Caydırıcı olabiliyor.
0
benim bir gizli bildiğim var
(18.11.25)
emlak piyasası aşırı durgun, yıl sonu ve yılbaşı belirsizlik var.
0
mikahakkinen
(18.11.25)
emlak piyasası durgun ama ne hikmetse fiyatlar devamlı artıyor.
takip ettiğim evler 150-200k devamlı artışta. bir ev var 6 aydır satılmadığı halde sürekli farklı ilanlarla fiyat arttırıyor.
+1
my fault
(18.11.25)
evi satsa parasını nereye koyacak bilinmezliği ve riski devam ettiği sürece evin değerini yükseltip satmaz insanlar. bu çok normal. koca koca gyo'lar bile aynısını yapıyor. satış diplerde ama portföy değerleri sürekli artıyor. sattığım fiyata yenisini yapamam diyor bir de.
+1
gabe h coud
(18.11.25)
Bizim de aynı 4. levent emniyetevlerinde 4+1 çatı katı teraslı 10 yıllık binada dubleks dairemiz var, 1 yıldır 7-8 milyona satılmıyor. Kaça satalım 6 ya mı satalım anlamadım ki.
0
ananiyimioguz
(18.11.25)
(2)

Sac dokulmesi icin PRP

mirafiori
Bir sure once birilerinden duymustum bu teknigi, kan alinip plazmalarina biseyler yapilip kafaya enjekte ediliyormus sac dokulmesinin erken asamalarinda. Yaptiraniniz, yaptirdigini bildiginiz tanigi olanlariniz vs var mi? Ise yarar bisey midir yoksa yilan yagi midir? Bir de ise yarar biseyse fiyat
Bir sure once birilerinden duymustum bu teknigi, kan alinip plazmalarina biseyler yapilip kafaya enjekte ediliyormus sac dokulmesinin erken asamalarinda. Yaptiraniniz, yaptirdigini bildiginiz tanigi olanlariniz vs var mi? Ise yarar bisey midir yoksa yilan yagi midir? Bir de ise yarar biseyse fiyat araliklari tahmininiz var midir?
0
mirafiori
(17.11.25)
bir arkadaş ekolünden prp nin işe yaramadığını duydum, dermatologtu, net bi araştırma olmamasını referans alıyorum demişti bunu söylerken, bu konuşmanın pandemi öncesi olduğunu söylemeliyim sonradan tech değiştimi bilemiyorum
0
eja
(17.11.25)
işe yaramaz.
0
gabe h coud
(17.11.25)
(15)

TAMAM ÇÖZÜLDÜ:) bu nasıl oluyor? başlık yok ama entrysi var.

gabe h coud
bu benim nickaltı.https://eksisozluk.com/gabe-h-coudbu da nickaltındaki bir entry.https://eksisozluk.com/entry/162128097başlık yok ama entry var? nasıl olayor.ÇÖZÜLDÜ: arkadaşı sessize almışım yanlışlıkla.
bu benim nickaltı.
eksisozluk.com

bu da nickaltındaki bir entry.
eksisozluk.com

başlık yok ama entry var? nasıl olayor.

ÇÖZÜLDÜ: arkadaşı sessize almışım yanlışlıkla.
0
gabe h coud
(17.11.25)
boşluk tire işaretiyle yapılıyor. bu kullanıcı sayfası. en üstten kullanıcı adına tıklayınca zaten yönlendiriyor.

eksisozluk.com
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
haber siteleri de böyle, aynı başlıgı yazınca ikisi de aynı anda açılabilmesi bu yüzden oluyor.

"entry adı - rastgele sayılar" şeklinde
0
liberal
(17.11.25)
eksisozluk.com
eksisozluk.com

biri entry diğeri nick altı diye attığın adres aslında. doğru anladıysam başlık yok dediğinde eksisozluk.com sayfasının açılmaması. gerçek nick başlığı eksisozluk.com
sanırım tıklayarak değil de adresle oynarayarak yazdın.
0
kisa
(17.11.25)
Abi sözlükte Türkçe karakterler kullanılmaya başladığında işaretler de kullanılmaya başladı, yani senin tire olan başlığın farklı bir başlık senin başlığın değil.
0
kizil karga
(17.11.25)
benim nickaltıma yazan var ama başlığa girince yok diyor. türkçemiz yetmedi :)

kısa'nın yazdığı linklerde başlık yok diyor, değil mi?

e arkadaşım yazmış işte başlığa. bunu soruyorum, nasıl olabiliyor?
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
:D anlaşılamadın :D

başlığa nasıl giriyorsun acaba?
4 adet link girdim ya,
1: çokviskiannecim in entrysi görünüyor
2:gabe-h-coud böyle bir başlık yok diyor (adres yanlış çünkü, sen bu başlığı elle mi yazdın, tıklayarak mı gittin?
3:2 ile aynı
4: senin nickaltın, sorunsuz görünüyor. oradaki adres: eksisozluk.com/biri/gabe-h-coud
fark şu, eksisozluk ile gabe arasında /biri/ diye ek var
0
kisa
(17.11.25)
peki şöyle yapalım :)) çokviskiannecim'in entrysi hangi başlıkta?
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
hatta çokviskiannecim'in entrysinde başlığa tıklayınca karşımıza ne çıkıyor?

eksisozluk.com

eksisozluk.com

çokviskiannecim'in entrysi var ise, başlığına tıklayınca neden onun entrysi gelmiyor?
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
nickimin üzerine tıklayınca gittiğim başlıkta çokviskiannecim'in entrysi gözükmüyor.
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
eksisozluk.com/entry/162128097 bu adresteki entrynin başlığına tıklayınca
eksisozluk.com/gabe-h-coud--6706116 bu sayfa açılıyor. yine entrynin olduğu sayfa çıkıyor.
başlığa tıkladığımda senin başlık altın çıkıyor aslında ama o kişiden başka imse yazmamış sanırım. ben de bir şey yazayım silerim.
0
kisa
(17.11.25)
başlığa tıklayınca şimdi
eksisozluk.com/gabe-h-coud--6706116 iki entry çıkıyor nick altında.
sanırım başlık ile nickaltı kısmı ayrılmış, eskiden tek başlık altındaydı.
0
kisa
(17.11.25)
abi senin entry yokken boş sayfa geliyordu. şimdi senin entry gelince 1 entry var gibi gözüküyor. tıklayınca bir şey gelmiyor.
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
sözlük'ten çıkınca entryler gözüküyor. sözlük'e girdiğimde gözükmüyor. engellemedim ben çokviskiannecim'i. hatta takipteyim.
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
ekran kaydı aldım.

streamable.com

@kısa, sen entryni silersen, bu sefer entry yok diyecek ama 1 tane var biliyoruz.
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
buldum buldum tamam. dağılabiliriz :))

engellememişim ama sessize almışım. nasıl olmuşsa ve o ne demekse.
0
🌸gabe h coud
(17.11.25)
(8)

Ağırbaşlı kadın ve enerjik erkek ilişkisi

pembe nohut
Tepkileri yüksek ve daha kontrolsüz, enerjik ve hareketli, fırlama, arkadaş çevresi epey geniş, sosyal ve dağınık yaşayan erkek ile daha sakin, ağırbaşlı, nerede nasıl davranacağını iyi bilen ve kendini kontrol edebilen, kendi üç beş kişisiyle hayatını devam ettiren, rutini olan ve rutinleri seven k
Tepkileri yüksek ve daha kontrolsüz, enerjik ve hareketli, fırlama, arkadaş çevresi epey geniş, sosyal ve dağınık yaşayan erkek ile daha sakin, ağırbaşlı, nerede nasıl davranacağını iyi bilen ve kendini kontrol edebilen, kendi üç beş kişisiyle hayatını devam ettiren, rutini olan ve rutinleri seven kadın ilişkisi... Kadın da duvar gibi değil tabii ki. O da konuşkan, neşeli, sıcakkanlı, baş başayken sadece erkeğe enerjisi yüksek ama erkekle kıyaslanınca haliyle çok daha sakin kalıyor. Özellikle erkeğin arkadaş ortamlarında. Gerçi erkek bu dengelenme halinden hoşlanıyor gibi. Bir de şöyle bir ayrıntı var. Kadın erkekten 10 yaş küçük. İşin sohbet, kafaların uyuşması, fiziksel beğeni, birlikte yaşama kısımları (şimdilik) mükemmelken diğer farklılıklara rağmen bu ilişki uzun vadede yürür mü?
-5
pembe nohut
(17.11.25)
Erkek sevmeyi biliyorsa, sadakatsiz değilse yürür.
0
muhayyer divan
(17.11.25)
beklentiler ne peki? birbirinin farkliligi hosunuza mi gidiyor?

yas farki olmasa adam daha dengeli olur zamanla derdim de 10 yas ne kac yasinda bi erkekten bahsediyoruz

justin&hailey cifti gibi bi vibe
0
ala09
(17.11.25)
"Kadın da duvar gibi değil tabii ki."
Şunu görünce eyvah dedim, kadın cidden duvar gibi muhtemelen.

Kadının uyum sağlayabilme yeteneğine göre değişir sıkıntı olup olmayacağı. Çünkü özellikle erkeğin arkadaş ortamında demişsin, demek ki o ortama uyum sağlaymamış hissettin. Normal şartlarda bu bahsettiğin uyumsuzluğun fark edilebileceği en alakasız yer arkadaş ortamı; sanki arkadaşları buluşup çarli gibi ormanda ağaç yürüyüşü mü yapıyor da sen sakin kalıyorsun. Sosyal statü, ortamda edilen lafların rahatsız ediciliği, kendini aralarına ait görmeme gibi başka şeyler de var gibi geldi bana uzaktan.

Geri kalanlar okeyse bu basit bir sorun ama illa üzerine eğilmek istiyorsa, ki muhtemelen haklısın istemekte; bir sosyal anksiyete işareti de var gibi geldi, o açıdan yaklaşabilirsin.
+1
Bruce
(17.11.25)
Sorma ihtiyaci duyduysaniz muhtemelen olmaz
+1
ghilleinthemist
(17.11.25)
On yaş fark dediğinizin hangi yaşlar olduğu önemli ya. 21-31 sıkıntı ama 35-45'ten bahsediyorsak yaş farkını düşünmeye gerek yok mesela.

Yaş farkını bir kenara koyarsak, olmayacak bir şey yok, ben yaptım oldu:) Kontrolsüz ve fırlama değil ama çok dışa dönük ve çok fazla çevresi olan, çok sosyal bir adamla sekiz yıldır beraberim. Onun yakın arkadaşları benim sakinliğime alıştı, ortamlarına girmek istemediğimde ya da kalabalık bir yerdeyken enerjim tükenip "ben eve döneyim size iyi eğlenceler" deyip (eşimi de orada bırakıp) kaçtığımda fazla yadırgamıyorlar. Ama benim sosyal anksiyetem de azaldı, ben de onlara alıştım. Diğer uçta pandemide aylarca nadiren başka birilerini gördüğümüz zamanı da sıkıntısız geçirdik.

Kadın kendisinin yapmak istemediği şeyler için adamı kısıtlamazsa, adam kadını zorla her yere sürüklemezse, yani aslında ikisi de birbirinden ayrı hayatlar sürdürebiliyorlarsa sorun yok.
+1
kobuzchu kiz
(17.11.25)
O kadın o ağırbaşlılığa kolay ulaşmadı, olmayacak ilişkidir.
0
gece yazan kedi
(17.11.25)
Olmaz abi.
0
gabe h coud
(17.11.25)
Fırlama ve dağınık yaşayan yazmasaydınız olur derdim ama o karakterdeki kadın da erkek de problem. Yürüdüğü kadar yürür. Kavga edip ayrılırlar. Dünyanın sonu değil.
0
gnosis
(17.11.25)
(13)

İstanbul'da en lezzetlisini nerede yediniz?

dilemma of subscribtionability
18 yıl sonra aynı duyurudan bir tane daha açmanın vakti geldi sanırım. (git: 6294)Kategoriler:Kebap (Adana/Urfa)Tavuk (Gerek şiş, gerek başka formda)Kanat (Yukarıdan ayrı kategori)HamburgerPideKuzu Şiş/Dana Şiş/Çöp Şiş vs.DönerKendi adıma bir iki döner tavsiyesi ile başlayayım.Döner: Dönerci Engin/Ş
18 yıl sonra aynı duyurudan bir tane daha açmanın vakti geldi sanırım. (git: 6294)

Kategoriler:
Kebap (Adana/Urfa)
Tavuk (Gerek şiş, gerek başka formda)
Kanat (Yukarıdan ayrı kategori)
Hamburger
Pide
Kuzu Şiş/Dana Şiş/Çöp Şiş vs.
Döner

Kendi adıma bir iki döner tavsiyesi ile başlayayım.
Döner: Dönerci Engin/Şişhane, Dönerci Hacı Osman/Mercan

Yazmayan bir kategori varsa, tavsiye edebilirsiniz yine de tabii ki. Mesela "Biryani: Ali Baba Büfe/Taksim" gibi...

Afiyet olsun.

Edit: Cevaplarını silme adeti olan duyuruculardan ricam, ya 3-4 gün silmeyin ya da silmeden aynı metni bana mesaj atın. Toplu halde liste oluşturacağım çünkü 4 gün sonra.
+3
dilemma of subscribtionability
(16.11.25)
zevkler ve renkler tartışılmaz diyerek yazayım kendiminkileri
döner: karadeniz döner
kabap: emin baba
0
renegade
(16.11.25)
Büryan: Kulu Büryan / Bağcılar
0
hakmut
(16.11.25)
adana kebap: sembol ocakbaşı ataşehir
hamburger: biber burger beşiktaş
döner: metet döner
0
asap raki
(17.11.25)
pide: şakir usta kasımpaşa
buryan: uğur buryan avratpazarı
kebap: baran et mangal avratpazarı
lahmacun: yeşilköy taş fırın
0
fyodor fyodorovic
(17.11.25)
adana kebap: adana il sınırı
döner: karadeniz +1
balık: kahraman, kıyı, azur, uskumru
hamburger: biber +1
ciğer: sürmeli kebap kozyatağı (daha bilindik ve havalı yerler var ama en iyisini burda yedim)
Köfte: Köfteci şükrü bostancı (piyaz ve ciğerle birlikte)
Brasserie: Neni
Streetfood: Basta
0
awlmi
(17.11.25)
Patlıcan Kebabı: Asiller Kebap/Bakırköy
0
yadigar
(17.11.25)
Pide: Haçapuri, Kadıköy Belediyesi'nin orada.
maps.app.goo.gl
0
kobuzchu kiz
(17.11.25)
En iyi simit: Fırın Anatolia Ekşi Mayalı
En iyi ekmek: Fırın Anatolia Karakılçık Ekmeği + Nicel Bakes Cevizli Ekşi Maya
En iyi meze: Tarihi Safranbolu
En iyi kuruyemiş: Koz Kuruyemiş
0
silverleaf
(17.11.25)
en iyi döner: bayramoğlu
en iyi hamburger: nusret
büryan: siirt erçelik (özellikle bu enfesti)
0
sabenburak
(17.11.25)
favoriye atmaya calistim fakat favorilerimde cikmiyor (bug var sanirim), takip icin cevap birakiyorum
+1
mirafiori
(17.11.25)
et şiş'te açık ara yediğim en iyi yer mangal keyfi, istiklal'in arka sokağında, taksim camisi yakınlarında.
0
biseysorcaktim
(17.11.25)
Pideban Sarıyer sahil.
0
gabe h coud
(17.11.25)
kokoreç: maps.app.goo.gl
0
late viper
(17.11.25)
(16)

Makinede çamaşır kurutma olayını sevmedim. Siz?

santimantal
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.Arçelik'ten bir model aldım.Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan ken
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.
Arçelik'ten bir model aldım.
Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.
Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan kendini iyi hisseder.
Fakat ben makinede kuruyan çamaşırları katlarken bile rahatsız oldum. Sanki hiç yıkanmamış gibi atletler, nevresimler, kotlar.
Bıraktım kurutmayı.
Evin içinde tele asıyorum, kışın bile bir günde kuruyor, mis gibi katlayıp kaldırıyorum, giyerken de yenilenmiş gibi.

Bu arada, eskiyen ama hâlen ömrü olan tüm giysilerimin belli yerleri yıprandı ve yırtıldı. Kıyafetlerin ömrünü de kısaltıyor.

Sizde durum nedir? Seviyor musunuz? Sizin kıyafetleriniz de mıncıklanmış gibi oluyor mu?
0
santimantal
(16.11.25)
Kumaş ömrü açısından zararlı olması bir yana, bana da gereksiz geliyor. Çamaşır kurutacak fiziksel yerin olmamasını da çok anlamıyorum mesela, 3 m2 yer olmaması için japonya misali küplerde yaşamak lazım.

Evcil hayvan tüyü konusundaki başarısını deneyimlemedim, belki ondan muzdarip olsam anlamlı gelebilirdi.
0
Bruce
(16.11.25)
Çok özür dileyerek kaynak yapmak istiyorum. Ben hala çamaşır makinesi alamadım. Kurutmasız ve otomatik deterjan ayarsız çamaşır makinesi arayışım sürmektedir. Üzerime marka ve model atın, lütfen.
0
gnosis
(16.11.25)
Kışın evde kurutunca koku oluyor bazı çamaşırlarda. İkinci olarak, havlular sertleşiyor. Sadece bu ikisi için bile kullanışlı bir alet.
Benimki kurutmalı çamaşır makinesi. Tüy konusunda pek yardımcı olmuyor, lastikte kalıyor tüyler. Birkaç kıyafetim de çekti. Bir daha atmadım kurutucuya.
Arçelik tabii ki. Tövbeliyim, bir daha almam; ki evdeki tüm beyaz eşyalar Arçelik.
+1
auroraaurora
(16.11.25)
Valla ben severek kullanıyorum. Kurutma benim için her zaman bir çileydi. Kurutma makinasıyla yurtta kalırken üniversitede tanıştım. Sabah bakıyorum kıyafetler kirli, öğleden sonra arkadaşlarla buluşacağız. Şak yıkama, şak kurutma, sonra giy çık. Rüya gibi gelmişti. Sonra kendi evime de aldım gerçi ev tipi makinalar daha uzun sürede kurutuyor ama yine de güzel. Özellikle şu kış aylarında nevresimler için çok iyi.

Çamaşırların daha hızlı eskiyor olması doğrudur, bir şey diyemiyorum ancak yıllar boyunca zaten hep kurutmaya uygun kıyafetler aldım. Artık çok da öyle gibi gelmiyor. Bir de ben aksine daha temiz hissediyorum kurutmada kuruyan çamaşırı ama konunun bu yönü tamamen kişisel zevk heralde. İki türlü de dramatik bir fark olmasa gerek.

İhtiyaç hissetmiyorsanız kullanmayın bence.
+2
akhenaten
(16.11.25)
ben çok memnunum. giysilerimin ömrünün de azaldığını düşünmüyorum. lg kullanıyrum ve kırış kırış değil, neredeyse yarı ütülü gibi geliyor tüm giysilerim. o yüzden baya memnunum bi sorunum yok.
0
tchuck
(16.11.25)
kışın nevresim ve çarşaf kurutmak çile. ayrıca evin içinde kurutunca rutubet yapıyor ev kokuyor. bir de neredeyse her gün kıyafet yıkanıyor, sürekli evin ortasında tel mi dursun? (kendi evim stüdyo olduğu için maalesef evin ortası oluyor)

yazın balkona asıyorum. kışın kurutma makinesi kullanıyorum.
0
nolmus yani
(16.11.25)
sana katılıyorum. çarşaf ve havlu dışındaki her şeyi tele asıyoruz. tişörtleri yaydırıyor, bunu fark edince artık iyi kıyafetleri atmıyoruz. bizde de arçelik var.
+1
mikahakkinen
(16.11.25)
Amerikadayken kullanmıştım kaldığım apartmanda vardı. En düşük ısıda tutunca kurutmuyordu doğru düzgün, ısıyı arrıtınca kıyafetlerim çekiyordu ve evet kesinlikle çok yıpratıyor. Yeni modeller nasıl bilemiyorum ama koku için tazelik veren mendiller var, onlar ekstra bi tazelik veriyordu.

Şu an 1+1 de kalıyorum ve balkonum yok. Şu an olsa acayip işime yarardı çünkü etrafta serili çamaşır görmek çok sinirimi bozuyor :D
0
truf
(16.11.25)
kurutma makinesi en sevdiğim ev aletleri listesinde 4. sırada
0
( . )( . )
(16.11.25)
15 yılı aşkındır kullanıyoruz hunharca. Bence direkt yaşam kalitesi arttıran bir cihaz.

Çırpma, serme, bekleme, toplama derdi yok. Çamaşır makinesinin önüne bir sepet koyuyoruz. Makineden çıkardığımızı direkt üstteki kurutmaya koyuyoruz, bitti. Dolaba kaldırmaya hazır.

Bir kıyafete acil ihtiyacımız olunca hemen yıkayıp kurutabilmek çok iyi. İstanbul'un havasında bazen üç günde kurumayıp kokmaya başladığı oluyordu çamaşırların. Büyğk rahatlık bence. Kedileri olan bir eviz. O açıdan da çok faydası oluyor.

Yıpratıyor evet. Ömrünü kısaltıyor çamaşırların. Bazen küçültüyor. Kıyafet ve beden seçimlerimizi ona göre yapıyoruz. Kurutmaya uygun olmayan hassas kıyafetleri atmıyoruz kurutmaya.

Bahsettiğiniz hissin tam tersi, bence yumuşacık ve kırışıklıkları açılmış olarak çıkıyor kıyafetler. Yün toplar ve kurutma mendili kullanmanızı tavsiye ederim.
+1
yadigar
(16.11.25)
Ben çok sevdim, toz ya da kumaş kalıntısı her neyse onları toz haznesinden almak çok tatmin ediyor beni, giysiler ekstra temizlenmiş gibi hissediyorum. Bozulan giysim olmadı hiç. Bebeğimin kıyafetlerini ütülemediğim için kendimi kötü hissetmedim bi de, zaten yüksek sıcaklığa maruz kaldılar diye. Pratiklik için de güzel tabi ama ben çamaşır sermeyi toplamayı da seven biriyim o yüzden son sırada
+1
mezzosprite
(16.11.25)
oo robot süpürgeden sonra ekşicilerin ikinci kutsalına laf söylemişsin. eleştirilere hazırlan:)
0
nothing in my way
(16.11.25)
Spor kıyafetleri, spor ayakkabıları, iç çamaşırları, çarşaflar ve havlular için çok yerinde bir alet.

Gömlek ve tişört atmıyorum.
0
gabe h coud
(16.11.25)
benim nevresimlerim filan çoğunlukla o eski %100 pamuklardan
şimdiki ranforce'lerden değil
tişörtlerim filan da öyle
kurutmada muhtemelen az da olsa yıpranır kırışır ve çekerler. bir de benim çok kıyafetim ve çok ev tekstilim var. yazık olur bu kadar eşyaya.

ben tekim, evlerin küçük olduğu bir yerdeyim çok yerim de yok ama 2 balkon var
çamaşır meselesi sabit olarak hep balkonun birinde benim, 1 günde kurumazsa 2 günde de kuruyabilir. bu kadar acele gerekecek bir çamaşırım yok. ne biliyim scrubs filan giymiyorum.
her çamaşırı da iyice çırpıp asarım, balkonda toplarken de çırparak alıp katlarım (ütü yapmıyorum), o yüzden bu toz kıl tüy meselesiyle bir sorunum yok, alerjik bir durumum da yok .evde pet yok. dahası evde erkek yok zaten ki öyle aman aman bi kıl tüy sorunu olsun. çamaşırın havını da makine almasın zaten, alırsa yıpratıyor.

bana da kurutmadan çıkan çamaşır bir tür "göpsümüş" (bizde öyle denir) gibi geliyor, o dediğiniz sanki fresh değil gibi, evet. güneş alan bir ülkeyiz, ben yazın öğlen güneşine bile çamaşır sermiyorum ki daha önemlisi kurutma bence gereksiz bir enerji kullanıyor. (bu konularda hassasım)
balkonda 1 fincan kahve içerken çamaşırı da hallediyorum. bu kadar vaktim var yani, bence sorun yok. çok kuzeye gitmedikçe alma herhalde.
0
subcomponent
(16.11.25)
eski konserlerliler ile ısı pompalılarda sıcaklık farkı var. yeni nesil ısı pompalılar daha düşük sıcaklıkta çalıştığı için kurutma süresi uzun (3-4 saat) ama çamaşır çekmiyor. ısı pompalı tavsiye ederim
0
sttc
(16.11.25)
bazen çok işe yarıyor gibi geliyor ama yine de çok bayılmıyorum ya. birçok parçayı atmıyorum kurutmaya, çekiyor ya da çeker diye korkuyorum. onu atma bunu atma derken her seferinde 5-6 parça kıyafeti askıya asıyorum zaten. ne anladım o zaman diyorum
0
dfn4
(17.11.25)
(9)

İş bulmadan istifa

ashleybon
iş işte bulunur diye bir laf var ama yıllık izmimin hepsi bitti. izmitteyim istanbulda iş arıyorum. gidip gelmem 1 günümü alıyor. amirim izin vermeye karşı bir insan ve de kendisinden aşırı korkuyorum. bu durumda istifa etmem mantıklı mı? ücretsiz izin istesem onu da imzalamaz üniversitedeyim süreç
iş işte bulunur diye bir laf var ama yıllık izmimin hepsi bitti. izmitteyim istanbulda iş arıyorum. gidip gelmem 1 günümü alıyor. amirim izin vermeye karşı bir insan ve de kendisinden aşırı korkuyorum. bu durumda istifa etmem mantıklı mı? ücretsiz izin istesem onu da imzalamaz üniversitedeyim süreç sıkıntı olucak. sağlık sebebi olarak depresyon gösterebilirim başka da elimde birşey yok. hem işi hem şehri sevmiyorum bir kişi tanıdığım bile yok. acilen buradan kurtulmam lazım
0
ashleybon
(16.11.25)
3 aylık asgari giderin kadar idare edebilecek paran varsa istifa et diyeceğim ama 3 ay içinde iş bulabilecek misin, orasını sen bilirsin.
0
Bruce
(16.11.25)
Şu sıralar iş bulmak zor. Bence iş bulmadan istifa etmeyin. Gidip gelmekle uğraşmak yerine online görüşme falan ayarlamaya çalışsanız?
0
gnosis
(16.11.25)
bi arkadaşım bu yılın başında yok yere bir şeylere sinirlenip istifa etti hala işsiz. şu an iş olayları çok sıkıntılı, alımlar az. bence dayanabildiğiniz yere kadar götürün.
0
asap raki
(16.11.25)
Hiç tavsiye etmem. Zaman kötü diyemiyorum çünkü bunlar iyi günlerimiz.
0
Mirket
(16.11.25)
Avans izin yok mu? Avans izin al, çıkışında maaşından kessinler.
0
gabe h coud
(16.11.25)
iş bulmadan istifa edilmez.

bir süre işsiz kalınca mülakatlarda çok çaresiz kalacaksınız ve bu karşı taraf için cazip olmayacak.

mülakat günleri rapor alırsınız.

resmi olarak iş arama izniniz var ama mobbing olarak döner.
0
gurur
(16.11.25)
zaten mobbingle başım dertte.
0
🌸ashleybon
(16.11.25)
Benzer durumda ve aynı yerdeyiz ama bence İzmit hala daha iyi bi seçenek. (Tabii ki depends) mevzulara biraz daha yüksekten bakmayı dene.

Diğer yandan 1 sene idare edecek birikim olmadan böyle bir macera anlamsız. Ailene güveniyorsan başka.

Diğer yandan ünide akademisyen olarak takılan tanıdıklarım gayet rahat takılıyor sen nasıl kendini böyle esir etmeyi başardın acaba?
-3
krank milli
(17.11.25)
ben öğr. üyesi değilim. o dediklerin haftada 1 gün istanbuldan ders vermeye gelenlerdir
0
🌸ashleybon
(17.11.25)
(12)

Kendinizi nasıl ödüllendirirsiniz?

rabitelli
Yorucu, yipratici, stresli bir dönemden geçiyorum. Sağlıkla ilgili durumlar. Bi süre deşarj olup kendimi yenilemem gerekecek sonrasında. Yaşam enerjim sıfıra indi. Kendim için biseyler yapayım istiyorum. Neler olabilir?
Yorucu, yipratici, stresli bir dönemden geçiyorum. Sağlıkla ilgili durumlar. Bi süre deşarj olup kendimi yenilemem gerekecek sonrasında. Yaşam enerjim sıfıra indi. Kendim için biseyler yapayım istiyorum. Neler olabilir?
0
rabitelli
(14.11.25)
Sevdiğim bir şehir, güzel bir otel
+1
arbre
(14.11.25)
Benim kendimi şımartma stilim karbonhidrat üzerine kurulu. Sağlık problemleriniz dolayısıyla aynını tavsiye etmem (çok geçmiş olsun). Hatta tam tersi bir süre belki sağlıklı bir diyete geçip vakitli uyuyup uyanmak, mümkünse ufak tefek egzersizler yapmak hastalıktan sonra moral verebilir.
+2
sekizdokuzon
(14.11.25)
Güzel bir etkinlik insanın havasını değiştirebiliyor..mesela iyi bir tiyatro oyunu. O sahne, ışıklar, atmosfer, seyircideki enerji vs hemen havami degistirir.
+1
egerbiryolcu
(14.11.25)
Viski ve güzel bir restoranda yemek.
0
put it in your appropriate place
(14.11.25)
-Güzel bir restoranda yemek +1
-Uzun zamandır almayı ertelediğin bir şey varsa onu alabilirsin kendine.
-Masaj.

Benim kendim için yaptıklarım bunlar, iyi geliyor.
+1
mutekebbir
(14.11.25)
spa merkezine giderim
+1
yurtsuz john
(14.11.25)
mümkünse yemek ama sizin durumunuza pek uygun olmayabilir
yormayacak bir mesafede olan yaşadığım şehrin dışında bir yere gitmek
uzun süredir görmediğim birini görebilme şansım varsa onu görmek
geçmiş olsun...
+1
black holes in the sky
(14.11.25)
alışveriş, sevdigin bir mekan, arkadaşla date, içki, seks
+2
ala09
(14.11.25)
Güzel bir Burger.
0
Amaranta ursula
(14.11.25)
pc oyunu
dizi
film
0
hold the door
(14.11.25)
Alışveriş ve tatil.
Doğa yürüyüşü. İğneada mesela.
Boğazda tekneyle gezi.
0
gabe h coud
(14.11.25)
tatlı yerim. çikolatalı.
+1
art cat chocolate
(15.11.25)
(17)

Zehirlenen gurbetçiler neden?

michael_knight
Zehirlenen gurbetçiler lokum, midye, kumpir yemişler ya. Ama bu satıcılardan yiyen onlarca insan daha olmalı. Zehirlenmelerinin sebebi bu yediklerinin arasındaki bir etkileşim mi? Bayat balık ve sütü birlikte yediğimizde zehirleyeceği söylenen etkileşim gibi bir şey mi?
Zehirlenen gurbetçiler lokum, midye, kumpir yemişler ya.
Ama bu satıcılardan yiyen onlarca insan daha olmalı.
Zehirlenmelerinin sebebi bu yediklerinin arasındaki bir etkileşim mi? Bayat balık ve sütü birlikte yediğimizde zehirleyeceği söylenen etkileşim gibi bir şey mi?
0
michael_knight
(14.11.25)
muhtemelen birbiriyle bir etkileşime girdiler vücutta zehir oluştu. yada ailede olan bir bakteri ile etkileşime girdi. yoksa hepsi birden zehirlenmesi normal değil.
-2
gercekdunya
(14.11.25)
Haberi görmemiştim şimdi baktım. Yine bu sene kumpirden zehirlenen bir aile yok muydu izmirde yanlış hatırlamıyorsam? Aynı kumpirciden başka zehirlenen yoktu sanki o gün. Salmonella bakterisi anlık bulaşmış olabilir belki hazırlama esnasında. Ya da midyecide aldıkları midyeler güneş altında kaldı ve bakteri üretti vs bilemeyiz.

Ayrıca yoğurt ve balık zehirlemez. Bayat balık zehirler. Yoğurt yemenin konuyla bir alakası yok
0
nundu
(14.11.25)
@nundu işte sadece midyelerde sorun olsa sonuçta o midyeciden o gün belki 40 kişi daha yemiştir ama onlara bir şey olmadı veya en azından ölmediler.
+2
🌸michael_knight
(14.11.25)
bana hiç mantıklı gelmedi ya sadece o ailenin etkilenmiş olması. okay zararlıdır pistir kötü şartlarda yapılmıştır yedikleri midye ve kumpir ama, bu kadar ölümcül olup sadece onları etkilemesi çok tuhaf olurdu. kesinlikle daha önce yedikleri bir şeyden falan etkileşime girince toksik bi durum olmuştur
0
chanandler bong
(14.11.25)
"o midyeciden o gün belki 40 kişi daha yemiştir ama onlara bir şey olmadı"

bir hindistan belgeseli izliyordum. ingiliz bir adam hindistan'in sehirden uzak ama turistik sayilabilecek bir yerinde, bir sarayin bahcesinde akan suyu insanlarin avuc avuc ictiklerini gördü. dini bir inancmis. saglik getiriyormus. adam, ben icmeyecegim sadece agzimi calkalayacagim, dedi. adami ucakla ingiltere'ye götürdüler. az daha ölüyordu. toparlanmasi aylar sürdü.
hindistanli hayatina normal devam ediyor ama elin ingiliz'i 4 ay hastanede yatiyor.

o 40 kisi türkiye'de yasiyor, bu aile almanya'da. sebep bu olabilir.
+9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.11.25)
Öyle bir mantık yok. En azından yemekten zehirlenmemişlerdir başkaları zehirlenmedi değil. Zehirlenmek için belli bir seviye gerekiyor. Daha önce yemedikleri bir şey, bağışıklık sistemlerinin düşük olması, bir çok etken olabilir.
+1
gabe h coud
(14.11.25)
bir entry'de gördüm, babanın ifadesine göre hepsi farklı şeyler yemişler.
kumpir yememişler hatta söylenene göre.
haberler çelişkili ve eksik.

"anne çiğdem böcek de polise yaptığı açıklamada ortaköy'de midyeyi altmış yaşlarında, kır saçlı bir seyyar satıcıdan satın aldıklarını belirtti. kumpircilerin olduğu sokakta kadın çalışanların bulunduğu, ahşap oturaklı bir işletmede eşinin ve oğlunun kokoreç, kendisinin tavuk tantuni, kızının ise sucuk ekmek yediğini söyledi. çiğdem böcek'in de hastanedeyken entübe edildiği öğrenildi."

bahsi geçen ahşap oturaklı işletmede hep beraber oturup farklı şeyler yemişler.
sonrasında bir lokumcudan lokum alıp yemişler. hepsinin yediği ortak şey bu.

eksisozluk.com

kumpir dükkanı sahibi, midyeci ve lokumcu gözaltına alınmış.

ölenlere rahmet ve babaya baş sağlığı ve şifalar dilerim ancak yenilen şeyler midye, kokoreç, tavuk döner... aklı başında olup da istanbul'da yaşayan çoğu kişinin yemediği ya da yerken tereddüt edip sadece güvendiği yerden yediği şeyler bunlar. bilmediğin yerde yenecek şeyler değil.
0
biseysorcaktim
(14.11.25)
açıkçası ben de merakla takip ediyorum bu durumu. benim de ilk aklıma gelenlerden biri yukarıda bahsedilen hindistan örneği oldu fakat gene de 4 kişilik ailenin tüm bireylerini de 2 günde direkt ölüme nasıl bir şey götürmüş olabilir anlayamadım.

herkesten farklı farklı iddialar çıkıyor kimisi kumpir yemediler diyor, kimisi midye yemediler diyor kimisi de biri kumpir yedi biri midye yedi hepsi aynı şeyleri yemediler diyor.
+1
denizgonen
(14.11.25)
rasgele bi restoranda yemek yiyoruz eşimin karnı ağrıyor mahvoluyor bana bişey olmuyor. Kötü yağ bile kimini etkiliyor yani.

Bakteri yükü falan da ilk çocukları etkiliyor yetişkinlere pek bir şey olmuyor sanırım. Yani yiyen herkes zehirlenir gibi bi şey yok.
0
nhk ni youkosu
(14.11.25)
Aynı yemeği yiyen kişilerden sadece bazılarının zehirlenmesi için gayet makul bir senaryo var. Dünden kalan midyelerin üzerine taze olanlar eklenirse piyango kime çıkarsa o zehirlenir. Böyle bir şey evinizde de olabilir. Eski yumurtalarla tazeleri ayrı tutmazsanız bir noktada araya karışmış 3 aylık bir yumurta bile olabilir.
* Birlikte yenmesi halinde zehirlenmeye yol açtığı ispatlanmış bir gıda kombinasyonu yok. Olsaydı zaten bugüne kadar çoktan araştırılıp ortaya konmuş olurdu.
+3
mikro patlama
(14.11.25)
2 yaşındaki çocuğun yediği aynı tabaktan bende yedim zehirlendim(böyle ölümcül değil tabide), biraz bünye ile alakalı ama birazda yiyeceğin onlara gelen kısmı sorunlu olabilir üste eski mal alta yeni mal koymuş olabilirler.
+1
eja
(14.11.25)
saçma sapan her şeyi yemişler üstüne 2 ve 6 yaşındaki çocuklarına da yedirmişler. Muhtemelen de yanlış tedavi uygulandı.
0
croswell
(14.11.25)
Her vücut ayrı tepki verir. Özellikle midye zaten civadan dolayı riskli. Patates içine konan bir sürü meze var ve açıkta duruyor. Vücudun tepkisi önemli örneğin ben trüf mantarlı mayonezden zehirlenmişken, yan masadakiler bir şey olmaması gibi.
0
mikahakkinen
(14.11.25)
dünyada
salmonella, delidana vs yayginlasiyor,
disaridan birsey yemeyin,

tavuk,yumurta,yesillik gibi birseyden gecmistir.
0
designer
(14.11.25)
Hangi mekan acaba?
0
rabitelli
(14.11.25)
Bu üzücü olay bizim 4 kişilik ailemizin dışarıda yediği içtiği maceraları hatırlatıyor. Babam ve abimin mideleri çöp öğütücüsü gibidir. Annem ve ben içtiğimiz suyun markasını değiştirsek üç gün diyare (ishal) oluruz. Annem ve ben şehir değiştirdiğimizde bile birkaç günümüz sancılı geçer. İnsan şehir değiştirdiğinde ishal olabilir mi? Ben oluyorum. Hem de öyle otobüsle şehir değiştirmekten bahsetmiyorum. Uçakla 1 saatlik Ankara-İstanbul yolculuğundan sonra ishal olurum. Geçen yaz Büyükada’da denizden mikrop kapıp az daha ölüyordum. Kolpaçino filmindeki ayin sahnesi gibi günler geçirdim o mikrop sebebiyle. Crp değerim haftalarca 800-900’den aşağı düşmedi. Aynı yerde benimle denize giren kız arkadaşım ise birkaç gün hasta yatıp sonrasında sapasağlam oldu. Bünye meselesi kısaca. Vücudun kendini koruma mekanizmasının sağlamlığı ile ilgili biraz da.
+1
ulukayin
(14.11.25)
anne 3 yaşındaki çocuğuna midye yedirmez. çocuklara kumpir yedirse birkaç kaşık dışında kumpir de yemezler ve çocuklar kumpirdeki ıvır zıvırları sevmez. otel odası incelenmiş mi, odada zararlı bir şey var mıymış bunlar paylaşılmadı hiç.
+2
deartheodosia
(14.11.25)
(10)

Bumble kullanıcılarına birkaç soru

jonas
Sorularım sadece erkek kullanıcılara. Ve başka dating appler için değil, tamamen Bumble özelinde.1. Premium üye misiniz, Boost gibi özelliklerden faydalanıyor musunuz? Yoksa dümdüz standart üye olarak mı takılmaktasınız?2. Haftada ortalama kaç like, eşleşme alıyorsunuz?3. Objektif bir bakış açısıyla
Sorularım sadece erkek kullanıcılara. Ve başka dating appler için değil, tamamen Bumble özelinde.

1. Premium üye misiniz, Boost gibi özelliklerden faydalanıyor musunuz? Yoksa dümdüz standart üye olarak mı takılmaktasınız?
2. Haftada ortalama kaç like, eşleşme alıyorsunuz?
3. Objektif bir bakış açısıyla bakmaya çalıştığınızda tipinize 10 üzerinden kaç verirsiniz?
+1
jonas
(14.11.25)
boşuna analiz kasıyorsunuz. tan sağtürk gibi bir tipin yoksa tr sınırları içinde bu app'ler sadece escort bulmanı sağlar.
0
HellKeePer
(14.11.25)
hell haklı %20lik kesim kadınlarınların hepsini aralarında dönüyor. çirkin şişman kadınlar bile yüzlerce eşleşme alıyor. türkiye'de işe yaramaz.
+1
hold the door
(14.11.25)
valla ben normal bir insanım. öyle aşırı bi yakışıklılığım yok ama tipim kötü de değil, meraklısına iyi diyelim.

bumble’da kullandığım dönemde rahat 5-6 match alıyordum en kötü
+1
asap raki
(14.11.25)
Kısaca şöyle diyeyim; meslek yazınca eşleşme yağıyor. O bölümü boş bırakınca pek eşleşme gelmiyor.
Çoğu kadında algoritma bu adam beni gezdirir mi yedirir içirir mi diye işliyor.

edit: Bu arada 2-3 tane belli belirsiz fotoğraf eklemiştim. Çok eğlenceli ve boyumun kaç olduğu falan hiç belli olmuyordu. (uzun ve eğlenceliyim ehihih)
+1
michael harddd
(14.11.25)
1- Evet
2- Sıfır
3- yani 5-6 veririm ama ikinci maddeden ötürü sıfır herhalde
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(14.11.25)
1. 5 sene önce 3-5 ay boyunca premium üye oldum. Birini bulunca hesabımı kapattım. Artık değilim.
2. O zaman farklıydı, kadın daha çoktu ve ciddi sayıda eşleşme alıyordum. Ortalama üstü erkekler alıyordu, meslek de çok önemliydi.
3. Nasıl objektif bakalım :) 8-9 veririm herhalde.
0
gabe h coud
(14.11.25)
uzmanından selamlar :) bir dönem o bataklıktaydım. epey mazide kaldı şimdi. Ben de kendimi pek yakışıklı bulmam saçımı ve avrupai bir tipim olduğu için överler. Kılığıma kıyafetime hiç dikkat etmem. O yüzden moda ikonu gibi fotolarım yoktu.

çooook match alıyordum. Bir dönem boost falan yapmıştım gaza gelip gerçekten yetişemediğim dönemleri hatırlıyorum. Çok güzel iyi insanlar tanıdım 3-4 kızla buluşup yakın arkadaş olduğum insanlar dahi oldu. Şanslıydım belki de bilmiyorum ruh hastalarına hiç denk gelmedim zaten birkaç mesajda anlaşılıyor sonra uzuyordum.

Düz bir fotoğrafım vardı 1-2 tane de hobilerim sırasında "habersiz" çekilenler. Okul yurtdışı yazıyordu belki onun etkisi vardı ama meslek yazmıyordu. Bir de bölge etkili bence Şişli beşiktaş nişantaşı yağıyor. Gerçi aynı bölgede kuzenim bazı arkadaşlarım falan da bakıyordu hiç matchleşemiyordu.
Dubai'de denemiştim sadece escort var :D Almanya'da da pek şansım olmadı. (nasıl avrupai tipimiz varsa artık :D)
+1
croswell
(14.11.25)
Ciğere uzanamayıp ağlayanlar konuşmuş.

Hayatımda toplam tinder bumble falan 1 ay kullanmamışımdır. Kurup 1 hafta seri dateleşip kadınımı alıp çıkıyordum. Kendime saygım ve filtrelerimin iyi olması önemliydi tabii.

2 kısa 2 uzun ilişki çıktı bana bumbledan, 3 sene önce tanıştığım insanla da bu sene evlendik :) bunun dışında birkaç yakın arkadaşımla buradan tanıştık baştan belliydi direkt arkadaş olarak ilerledik


Sorulara cevaplar:

Premium tabii ki kullandım. Benim vaktim değerli olduğu için, boş boş kaydırmak yerine beni beğenenler arasından seçim yapmak isterim. O konuda iyi oluyordu.

Günde 2 3 match geliyordu. Ortalama tipim olduğunu düşünüyorum ama kadınlar öyle düşünmüyorlar sanırım neyse. Sanırım boyumun 193 olması fotolarımın eğlenceli olması büyük artıydı
-6
aguen
(14.11.25)
1- evet, aylık 100 lira ödüyordum bir ara.
2- haftada 15-20 arası alıyordum, yeni üye olduğumda haftada 30-40'a kadar çıkıyordu.
3- 7.5
0
eurhka
(14.11.25)
yani kadınım ve hiç bumble, tinder deneyimim olmadı ama çevremden duyduğum kadarıyla kadınlar (bazı) buluşup güzel restoranlarda yiyip içmek için kullanıyor. çoğunluğu eskorttur zaten. düzgün insan sayısı yüzdesi düşüktür gibi düşünüyorum.
-2
deartheodosia
(14.11.25)
(15)

Duyurudan ya da sözlükten kaç kişiyle görüştünüz?

Dağcı
Az önceki sorudan ilham aldım kimin kiminle ne yaptığını merak etmiyorum ama buradaki sohbetinizi gerçek hayata taşıdığınız arkadaşlarınız oldu mu mesela bunu merak ettim ben. Geçmişte yapılan zirvelerden birine bir uğramıştım hangi yıl hatırlamıyorum tatlı insanlar vardı ama devam etmedi kimseyle a
Az önceki sorudan ilham aldım kimin kiminle ne yaptığını merak etmiyorum ama buradaki sohbetinizi gerçek hayata taşıdığınız arkadaşlarınız oldu mu mesela bunu merak ettim ben.

Geçmişte yapılan zirvelerden birine bir uğramıştım hangi yıl hatırlamıyorum tatlı insanlar vardı ama devam etmedi kimseyle arkadaşlığım.

Sizde durumlar ne?
0
Dağcı
(14.11.25)
herhangi bir sanal platformdan kimseyle gerçek hayatta görüşmedim.
+2
hold the door
(14.11.25)
Duyurudan 8-10 kullanıcıyla zamanının pasaport kayıt hakkı, yurt dışından ürün getirme, alım-satım vs. sebeplerle yüz yüze iletişimimiz oldu. Benzer sayıda sözlük yazarıyla da benzer sebeplerden görüştük.

Bir duyuru kullanıcısıyla birkaç sefer yeni yıl kartı gönderdik birbirimize.

Birkaç yıl evvel halısaha maçları yaptık duyurucularla. Güzel de gidiyordu ama bir kişinin (o zamanki nickle aramızda yok artık) hırsızlık ve dolandırıcılık yapması sonucu bitti maçlar. (Güzel oluyordu)

2004-2006 gibi seçmece ekşi sözlük yazarlarından iki adet mail gurubumuz vardı. 40+ sayıda yazarla birçok zirve, etkinlik, gezi, mangal, konser, sanatçı buluşmaları vs. yaptık yıllarca. Güzel dostluklar oluştu. (Şu an 30'a yakını bıraktı sözlüğü. Kalanların ben dahil birçoğu yazmıyor artık)

Ezelden beri evli olduğum için romantik anlamda tanışma/kaynaşma yahut partner arayışı gibi şeyler olmadı. Alkole ve eğlenceye pek yatkın olmadığım için de o tarz toplaşmalara katılmadım.

Her iki platformda da güzel insanlar tanıdım. Artık devam etmeyen başka bir iki sözlükte de başka güzel insanlarla tanıştık, gezdik, tozduk, yedik, içtik.

Şimdi yarı münzevi bir hayatım var.
0
yadigar
(14.11.25)
Duyurudan bir kişi galiba ama net de hatırlamıyorum yani. Sözlükten çok kişi, sayısını hatırlamıyorum.
0
sadakatsiz
(14.11.25)
avusturya camiasinin %99'unu tanirim. tanimadigim varsa ses etsin tanisalim :)
avusturya camiasi haric birkac kisi var tanidigim. genelde ortak bir yön olmali. biri meslektasim mesela, iki kisiyle cerkes oldugumuz icin tanisim, bir digeriyle ayni üni mezunu ciktik (benim üni mezunu burada neredeyse hic olmaz) vs gibi.
bir iki kere yasadigim yere gelen sözlükcüleri gezdirdim.
evli barkli insanim, duyuru üstünden tanisirken romantik bir tnaisma cabam, partner arayisim hic olmadi. görüstügüm herkes sözlükcü/sözlükcüydü ama duyuru üstünden konustuk bircoguyla.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.11.25)
Kardeşimle ilk kedimizi duyurudan sahiplenmistik sene 2017 filandi sanırım.
Eşimle de duyurudan tanışmıştım yıllar yıllar önce.
Bunlar dışında da o zaman aynı üniversitede okuduğumuz bı kullanıcı ile tanışmıştım.
Galiba toplam 5.
0
a perfect lie
(14.11.25)
12 senedir Duyuru'dayım. İlk 2 senede 2 sevgilim oldu. Sonraki 10 senede sıfır. Dersimi aldım :)

Sevgililer dışında yine ilk 2 senede 3-5 kişiyle arkadaş olarak görüşmüştüm. Birinin kalçasını ellemiştim ama arkadaş olarak.
0
gabe h coud
(14.11.25)
Zirveleri saymazsak eğer sözlük ve duyuru totalde 4-5 kişi. Ancak zirveleri sayarsak çok fazla.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(14.11.25)
bir kere zirveye gitmiştim ama şimdi görsem tanımam. bir iki kişi dışında kimsenin nickini de hatırlamıyorum.

sözlükte gerçekte tanıdığım iki kişi var.
0
inheritance
(14.11.25)
20 den fazladır benim. ama ana sebebi meslekten dolayı bir şekilde işini yapmışımdır veya çok fazla telefonla görüşmüşümdür.
0
ground
(14.11.25)
Buradan tanışıp evlendik mutluyuz. 50 den fazla kişiyle iş arkadaşlık için bulusmusumdur
0
topkapiaksaray
(14.11.25)
3
0
komando kani var bende
(14.11.25)
duyurudan 2-3, sözlükten 20'den fazladır.
+1
orpheus
(14.11.25)
fiziki görüştüğüm sanıyorum 3 kişi :)
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(14.11.25)
Duyuru 0, sozluk en az 6 hatirlayabildigim. Ama yakin zamanda degil boyle 2005-2017 arasi falan.
0
hot potato
(14.11.25)
Birkaç zirveye katıldım. Birkaç kişiyle yüz yüze alışverişim oldu.

Dağcı nickini görünce aklıma geldi biri bana North Face kaz tüyü uyku tulumu ödünç vermişti sağ olsun buralardaysa hayatımda o kadar ısınmamıştım.

Eşimle de burası aracılığıyla tanıştık, birkaç haftaya bebeğimizi kucağımıza alacağız kısmetse :)
0
chicha_v2
(14.11.25)
(4)

Yakin zamanda kredi çektiniz mi?

tahirkemalbozoglu
Çektiyseniz hangi banka, ne kadarlik, kaç ay vadeli ve oran neydi ? Teşekkür ederim.
Çektiyseniz hangi banka, ne kadarlik, kaç ay vadeli ve oran neydi ? Teşekkür ederim.
0
tahirkemalbozoglu
(13.11.25)
Akbank
4,19
6 ay
+2
artıküyeolmakistiyorum
(13.11.25)
Akbank 3.29 12 ay.
0
gabe h coud
(13.11.25)
4 ay önce akbanktan çektim %3.78 oranla 18 ay taksitli
0
Noname19848484
(13.11.25)
türkiye şartları gözönünde bulundurunca yakın zaman denilmeyebilir gerçi, 4 ay kadar önce çektim.

getirfinans,
3.5 faiz
9 ay

en uygunu oydu bankalar ve kullandığım finansal araçlar arasında
şuan 3.99 civarında

krediye ihtiyaç duyuyorsunuz 250 civarına kadar bir ihtiyacınız varsa bankalar dışındaki finansal araçları bir araştırın.
0
biseysorcaktim
(14.11.25)
(15)

Boş dükkanda ne yapılır?

vedatchilipeppers
Merhaba,Beşiktaş Barbaros’ta giriş kat çok eski bir tane dükkanımız var. Babamın dükkanı daha doğrusu. İçinde 13 ya da 14’üncü yılında bir kiracımız var ve işleri iyi gitmiyormuş o sebeple çıkacakmış. Yıllardır emsallerine göre bedava sayılabilecek bir meblağ karşılığı dükkanımızın kiracısı kendisi.
Merhaba,

Beşiktaş Barbaros’ta giriş kat çok eski bir tane dükkanımız var. Babamın dükkanı daha doğrusu. İçinde 13 ya da 14’üncü yılında bir kiracımız var ve işleri iyi gitmiyormuş o sebeple çıkacakmış. Yıllardır emsallerine göre bedava sayılabilecek bir meblağ karşılığı dükkanımızın kiracısı kendisi. Yani emsallerin üçte biri hatta dörtte biri kadar bir para alıyoruz ve bunu yıllardır yapıyoruz biraz da destek amaçlı. Neyse orası uzun hikaye ve alakasız.

Şimdi ben babamla anlaşmaya çalışıyorum; diyorum ki burayı yeni kiracıya kiraya vermeyelim. Onun yerine ben sana her ay halihazırdaki kiracının ödediği kadar vereyim, sen de dükkanı bana ver ben içine masraf yapayım ve işleteyim. Okay oldu.

Lakin… ne yapacağım ki bu dükkanla ben? Gaza gelip adama hava bastım ben ticaret döndürürüm burada diye ama başıma iş aldım gibi hissediyorum 😅 fikir verebilir misiniz bana?

Not: satmak istemiyor dükkanla duygusal bağı var.
0
vedatchilipeppers
(13.11.25)
Baharatçılık
0
grimavi
(13.11.25)
Pizza
Tabldot yemek
Kıyafet yıkama
0
gabe h coud
(13.11.25)
Barbaros Bulvarına en çok uyan garantili yöntem @yap desem yapmazsin önerisi.

Yalniz bu işlerin birinci kuralı işin başında durmaktir. İpleri asla gevsetmemektir, kamera vs her şey kayit altinda olsa bile öyle yöntemlerle yolarlar ki sizi bu işlere tövbe edersiniz :)
+1
makbur
(13.11.25)
Butik kahve diyenlere katılıyorum. Geçenlerde Beşiktaş'a yolum düştü ve hafta içiydi. Bir çok kahve içilecek yer olmasına rağmen her yer. tıklım tıklımdı zor bir yere oturabildik arkadaşlarımızla. Bir kaç basit tatlı çeşitleri de olursa kahvenin yanında güzel iş yapacağı kanaatindeyim.
0
mermaidd
(13.11.25)
mekan neresi?

yol üzeri mi ara yol mu?

ana yolsa her şey olur orada.

aralardaysa daha ziyade paket çalışılabilir. pilav, ev yemeği vs gibi
0
gurur
(13.11.25)
Barbarosta olduğu için kahveci ya da yemekçi diyorum. Ama işi bilen biriyle girin çok yıpranırsınız.
0
benim bir gizli bildiğim var
(13.11.25)
patso ve kaçak çay.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.11.25)
bu tarz denemeler kurtlar sofrasinda yapilmaz, once pismen lazim. besiktas turkiyenin m2 kira fiyati en yuksek yerlerinden biridir herhalde.
tavsiyem su olur:
1 - besiktastaki dukkani kurumsala kiraya ver, saglam bir kontrat ve guzel bir kira ile.
2 - daha makul kiralari olan bir muhitte dukkan ac, gelen kiranin bir kismiyla finanse et. belki de esnaf olmak hosuna gitmeyecek...
+1
cooperr
(14.11.25)
tütüncü aç bence çok para var o işte.
0
guitarissimo
(14.11.25)
Kahve + 1
ama benim fikrim yanında bi' promosyon ya da mesela çok az ürün çeşidi gibi oradaki kahvecilerden sıyrılabilecek bi' şey.

Beyin fırtınası lazım.
Bi' de açarsanız tam yerini yurdunu özelden atın da gelip siftah atalım, destek olalım hocam.
0
kumandanim
(14.11.25)
piliç ve piliç ürünleri (kanat,pirzola,baget) çevirme dükkanı. inanın kahveci kadar para kazanacaksınız.
0
since1907
(14.11.25)
en güzeli bildiğin işi yapmak, senin durumunda kiraya vermek. bilmediğin işlerde harcanır gidersin.
0
ravenudon
(14.11.25)
Ben de Beşiktaş'ta oturuyorum. Her gün Barbaros'tan gidiyorum. Çarşı gibi değil. Zor lokasyon bana göre.

Viral olacak, Instagram dostu özgün bir yemek bulmak lazım. Pakete uygun, elde taşımalık. Gelsinler, alsınlar, gitsinler. Hype olsun.

Tabii dükkan Barbaros'un çok yokuş kısmında değil de sahile biraz yakın diye varsayıyorum.
0
loras
(14.11.25)
Bu ülkenin düzgün meksika sokak lezzetlerine ihtiyacı var, lütfen meksikadan yemek yapmasını bilen birini kartellerin elinden ve bizi de bu zulümden kurtar.
0
tiredofwaiting
(14.11.25)
Toptan petshop. Para basarsın
0
topkapiaksaray
(14.11.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.